İçeriğe geç

Paris'in Love

Bölüm 13 · 7 dk okuma

Paris'in Love

Bölüm 13

YOONMİN

VE BU BÖLÜM SADEXE YOONMİN SMUT VAR YANİ OKUMAK İSTEMEYEN ATLATSIN.

Jimin'den...

"Baba sofrayı kurmadan nereye kaçtın? Ben geldim diye tüm işleri bana yıkmak zorunda mısın gerçekten?"

"Bebeğim neden bağırıyorsun?" Yongi odadan çıkıp yanıma geldi.

"Babam beni gördükten sonra işlerini unuttu herşeyi bana yaptırıyor." Dedim şikayet edercesine. Yaklaşıp yüzümü kavradı. Büzdüğüm dudaklarıma bir öpücük bıraktı ve geri çekildi.

"Ben sana yardım ederim bebeğim. Asma güzel yüzünü."

"Ama yoruluyorum. Zaten restoranda sürekli yardımcı oluyorum. Jungkook da hamile diye hiç iş yaptırmıyor."

"Yerim o güzel dudağını. Tamam sen otur ben hallederim."

"Sen ne şikayet ediyorsun yine!!" Babam bağırarak yanımıza gelince göz devirdim.

"Haklıyım bana tüm işler bana kalıyor!"

"Bağırma babana eşek seni! Yapsan ne olacak sanki haa?!"

"Tabi baba tabi."

"Jimin, otur sen güzelim. Sorun yok efendim ben yardımcı olurum size." Yongi tartışma büyümesin diye kibarca konuşup beni çektiği sandalyeye oturttu.

"Sağol Yongi evladım. Öz oğlum laf ediyor bir iş yapana kadar."

"Baba!"

"Ne baba ne?!"

"Efendim Jimin biraz yorgun siz bana söyleyin lütfen ne yapılacaksa."

"İçerdeki tencereleri de getirmeme yardım et yeter."

Yongi başını salladı ve babamın peşinden mutfağa gitti.

Bende çok umursamadan telefonu alıp öylece gezindim. En son paylaştığım Vlogtan baya yorum gelmişti.

Devamını çekmek için aslında Bursa'nı kullanabilirdik. Jungkook biraz fazla yoruluyor. O yüzden onunla konuşmam gerekiyordu.

"Evet efendim." Yongi gülerek konuşunca bende gülümsedim. Çok güzel gülüyordu.

"E hadi nerde kaldı çocuklar?"

"Aradım efendim geliyorlar." Jungkook tüm gün restorandan çıkmadı. Durmadan yemek yedi. En sonda biraz yürüyüş yapmak için çıktar. Şimdi de evde tekrar sofra kurmuştuk. Aslında hiçbirimiz aç değildik ama babam fazla ısrar edince onu kırmak istemedik.

Kapı çalınca kalkıp açtım. "Sonunda." Dedim. Yoksa tüm gece ayakta bekletirdi babam.

"Geldik işte jim."

"Abine laf yetiştirme hadi ellerinizi yıkayın ve sofraya geçin."

Yemekler yenmeye başlarken babam Yongi'yi izliyordu. Ama Yongi yemeği değil de öylesine ortaya konmuş salatayı yiyordu.

"Neden yemiyorsun Yongi?"

"Pek aç değilim."

"Ama bari tadına bak. Beğenmedin mi yoksa?"

"Hayır hayır beğenmemekle alakası yok. Restoranda yemeği fazla kaçırdım."

"Tamam ben yerim." Ve önündeki tabağı alıp kaşıklamaya başladım.

"Jimin!" Jungkook bağırınca kaşlarımı çattım.

"Ne?"

"Yani çok yeme istersen miden bulanır."

"Yok yok birşey olmaz."

Yongi gülümseyip yanağımı okşadı. Babam tüm gece neden yemek yemediniz diye başımızın etini yerdi.

Çok geçmeden yemek merasimi bitti. Sofrayı toplayıp bulaşıkları ben ve Yongi yapmıştık. Resmen Jung ve Tae yerinden hiç kalkmadılar!

Zaten birden dönmeye başlayan başım beni zorlasa da çok umursamadım.

"Bebeğim iyi misin?" Yongi her zaman ki gibi normal bir soru sormuş olsa da benim duyduğum ses Yongi'nin etkileyici sesiydi ve nefesimi kesmişti bir anda.

"Ne dedin sen?!"

"Ne dedim? İyi misin dedim?"

"Ondan önce?"

"Bebeğim?"

"Yongi bir anda ne oldu bilmiyorum ama içim yanıyor." Yaklaşıp beline sarıldım ve alttan alttan gözlerine bakmaya başladım.

Elini anlıma bastırdı ve "Ateşin de yok." Dedi.

"Hayatım içim yanıyor diyorum." Muzip şekilde konuşup dudaklarına yapıştım.

Hemen geri çekilip beni kolumdan tuttu. "Jimin içerde baban var. Rahat dur lütfen."

"Ne rahat durması alfa! Seni istiyorum."

"Sen kızgınlığa mı girdin? Ne bu koku?"

"Şey sanırım. Ama henüz üç gün vardı?"

"Bebeğim eğer kızgınlığa girdiysen bizim Seoul'e dönmemiz biraz erken olur."

"Ne Seoul'ü Yongi. Dayanamam oraya kadar."

Gözlerim gittikçe baygınlaşıyor ve omegam içimi tırmalıyordu.

'alfamızı istiyoruz hadiii!' derin nefes alıp vermeye başladım. İyim iyim sorun yok iyim!

"Bebeğim gözlerin siktir. Seni burdan çıkarmam gerekiyor."

"Beni hemen bir otele götür Alfa!" Kontrol bende değil omegamdaydı...

"Tamam ben çantanı alıp gelicem sen arabaya geç hemen." Başımı salladım ve mutfaktan çıkıp beklemeden çıkış kapısına gittim.

Dışarı çıkıp derin nefesler alıp vermeye başladım.

"Jimin!" Jungkook'un arkadan bağırmasıyla olduğum yerde kaldım.

"Efendim?"

"Sen sen iyi misin?"

"Kızgınlığa girdim Jungoo."

"Ne? Şimdi ne yapacaksınız?"

"Otele gidiyoruz. Henüz üç gün vardı neden böyle oldu bilmiyorum."

"Şey ben sanırım biliyorum."

"Ne biliyorsun?"

"Babana söyleme ama."

"Jungkook hızlı konuş Yongi gelmek üzere."

"Baban Yongi'nin yemeğine yaptığı macunları koyacaktı ama onun yemeğini sen yedin o yüzden kızgınlığın zaten yakındı başlamış oldu."

"Ne?! İnanamıyorum size neden yaptı bunu?!"

"Hamile kalmanı istiyormuş."

"Ah baba ahh!"

"Jimin gidelim güzelim."

"Ben sonra ikinizle de konuşurum."

Ve beklemeden arabaya bindim. Yongi de beklemden arabayı sürmeye başladı ama şu an yaptığı her hareket içimi lav ateşi gibi yakıyor nefesimi kesiyordu.

"Yongi arabayı kimsenin görmeyeceğine emin olduğun bir yere park et."

"Ne neden ki güzelim?"

"Dayanamıyorum."

"Bebeğim arabada olmaz."

"Çok güzel olur. İstiyorum alfa hadi." Alfa dedikçe onunda gözleri değişiyor. Alfası heyecanlanıyor hissedebiliyorum.

Arabanın camlarını kapattı ve klimayı açtı. Çok geçmeden karanlık bir yerde durdu. Koltuğun alt kolunu çekerek geriye doğru yatırdı.

Beni kolumdan tuttuğu gibi kucağına çekti. Dolgun dudaklarımı dudaklarına bastırıp emmeye başladım.

"Hmm." Tadı çok güzeldi. Elleri anında belimi bulurken aşağa yukarı hareket ediyordu.

"Güzelim biraz daha dayanabilirsen otelde daha rahat olursun." Nefes nefese kuruduğu cümleyle biraz da olsa geri çekildim. Şu an nasıl görünüyorum hiç bir fikrim yoktu ama Yongi tamamen iştah açıcı görünüyordu...

"Sen şu an ben kucağındayken dayanabilir misin kocacım?"

"Siktir Jimin." Ve kalçamı tutup sertçe sıktı. Bende tam olarak böyle tahmin etmiştim.

Alt bedenimi durmadan ona sürtüyordum. Kabarmış aletinde zıplıyordum. Siktir çok iyi geliyordu.

"Yongi ahm... Yanıyorum." Başımı geriye doğru yatırdım ve inledim.

"Siktir Jimin.. çıkar şu lanet olası pantolonları."

Başımı salladım ve önce kendi pantolonumdan sonra da onunkinden kurtuldum. Kabarmış aletine bakıp gülümsedim. Bana dayan diyordu kendisi patlamak üzereydi.

Beklemeden iç çamaşırlardan da kurtuldum.

"Güzelim..." Saçlarımı geriye doğru yatırdı. Ve beklemeden ensemde topladığı saçları sertçe tutup beni kendine çekti. Dudaklarımız yakındı ama öpüşmüyorduk. Nefesi ciğerlerimi ele geçirmişken görüş alanım gittikçe bulanıklaşıyordu.

"Ahm Yongi!"

Belimden tuttuğu gibi beni biraz havalandırdı daha sonra içime girip tekrar kucağına bıraktı. Başımı boynuna gömüp derin nefes aldım.

Şu an eşsiz hissediyordum. Belimi yavaş yavaş oynatarak kucağında sürtüyordum. Ağzı açık şekilde başını koltuk başlığına dayamış inlerken fazla çekici görünüyordu...

"Ahm alfamm.."

Kalçamı tutup beni zıplatmaya başladı. Aynı zamanda onun da alt bedeni sertçe kalkıp iniyordu.

Dilini çıkarıp dudaklarımı baştan sona yaladı.

"Dilini çıkar." Fısıltılı sesiyle hiçbir şey diyemeden dilimi çıkardım. Bu haline karşı koymak imkansızdı.

Dilimi baştan sona yaladıktan sonra fısıltıyla konuştu. "Dilin sadece konuşurken değil her haliyle çok tatlı.."

"Alfam.. Ahm dayanamıyorum." Deliler gibi zıplarken başım araba tavanına çarpmasın diye Yongi koltuğu biraz daha geriye yatırdı. Daha sonra beni belimden tutarak durdurdu.

"Ne ne oldu?" Nefes nefese sordum.

"Arka koltuğa geç ve domal Jimin." Bu bu Yongi değil benim alfamdı... Sertçe yutkundum ve arka koltuğa geçip bekledim.

Ön koltuğu ileri götürüp arkaya geldi. Belimden tuttuğu gibi beni ters çevirdi. Yüz üstü dururken belimden tutarak alt bedenimi biraz daha havaya kaldırdı.

Beklemeden içime girdi ve ensemden tuttuğu gibi başımı koltuğa sertçe yasladı. Öyle sert girip çıkmaya başladı ki beymim sulanmış gibiydi.

"Siktir Jimin ahm... İnle inle o güzel sesini duymak istiyorum.." kekeleye kekeleye konuşuyordu ama ben ben şu an onu bile yapamazdım...

Bedenim deli gibi sallanırken beynim zevkten dört köşe olmuş düşünme veya anlama yetkilerini yitirmişti...

"Ohm.. jimin inle."

Terden saçlarım anlıma yapışmış beni daha da geriyordu.

Kalçama yediğim sert tokatla Derince inledim.

"İnle diyorum duymuyor musun?"

"Ahm yon-gi ahhh!" Artık çığlık atıyordum.

Kalbim deli gibi atıyordu. "Evet evet ohm." Yongi kendinden geçmiş gibiydi. Her zaman ki haliydi ama o macun mudur nedir beni beni delirtiyordu sanırım.

Öylesine sertti ki arabanın saklandığına emindim.

Bir elimi önümdeki şişliğe attım. Yongi anında elimi tuttu ve belimde birleştirdi. Diğer eliyle aletimi kavrayınca başımı geriye doğru yatırdım. Siktir şu an ne yapmam gerekiyor bilmiyorum ama bildiğim tek şey bu çok çok iyidi!!!

"Ahmm.."

"Jimin ah."

Sanırım ikimizde sondaydık. Yongi kendini kaybetmiş gibi gel gitlerine devam ederken bir yandan da beni çekiyordu. İki yerden aldığım zevkle dünyadan tamamen kopmuştum.

"Alfam~."

"Güzelim geliyorum." Geri çekilecekken başımı iki yana salladım.

"Seni şimdi içimde hissetmezsem tüm kızgınlığı tek başıma geçiririm." Dedim tehdit edercesine.

"Ama hamile kala?"

"Artık zamanı Yongi istiyorum hadi." Duyduğu cümleyle içime daha sert girdi.

İkimizde aynı anda gelirken çığlık attım. Çok iyidi bacaklarım titriyordu nefes alıp verme düzenim değişmişti...

"Ohm Jimin ahm" Yongi'nin son sözleri buydu ve tamamen içime boşaldı.

Bende onun eline geldikten sonra kendimi tamamen kollarına bıraktım. Kirli elini bana değdirmemek için uzanıp bir peçete aldı ve sildi elini daha sonra diğer eliyle de çenemden tutup başımı göğsüne bastırdı.

İkimizde rahatlamış uyanmışken derin nefesler alıyorduk.

"Çok geçmeden Otele gidelim Yongi."

Yongi gülerken sallanan bedeniyle bende güldüm. "Emrin olur omegam."

Uzanıp dudağına bir öpücük bıraktım. Kızgınlıklar kolay geçiyormuş gibi birde babamın saçma sapan işleri çıktı başıma...

Uzun bir

hafta olacaktı...

HAY BEBEKLER🥳 NABERSİNİZZZ İYİ BENDE SAĞOLUN VAROLUN...

UMARIM BEĞENİRSİNİZZZZZZZZ SİZE BİR SÜRÜ YONMİN FOTOĞRAFLARI VERMEK İSTİYORUM

SİZİ KOCAMAN LOVEEEE 🥳 🧚🏼‍♀️ ✨

Bölüm fotişlerimi bırakiyim

Favvvv

Buda favv hepsi

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.