1 HAFTA SONRA...
Aşklarım bunu size yapmak istemezdim ama oy sınırı koyuyorum oy sınırı 10
Jungkook
Jiminle oturmuş siparişlerin gelmesini bekliyorduk. Telefondan Celine çekimlerine gelen yorumları okurken bir tanesi gözüme takıldı.
'Fazla güzel bir omega.' sırıttım çünkü yorumun sahibi Taehyung'tu...
"Sence bu akşam vlogu atsam daha iyi olmaz mı?" Dedi Jimin. Kamera arkasında çekilen Vlogtan bahsediyordu.
"Bence de iyi olur. Zaten çekimler yayınlanalı üç gün oldu."
"Pekiii."
"Jisoo durmadan bana mesaj atıyor."
"Ne için?"
"Çekim için. Yongi pek istekli değil ama."
"Neden istemiyor peki?'
"Kıskanıyor sanırım"
"Alt tarafı bir kaç fotoğraf?"
"Jisoo dan bile kıskanıyor. Neymiş neden sürekli bana güzelsin diyormuş? Çünkü güzelim aptal."
Son cümlesine gülmeden edemedim.
"Jisoo da omega?"
"Alfa beyni işte. Sinirlerimi bozuyor."
"Değişir fikri sen sıkma canını."
"Sıkmıyorum zaten. Çünkü bu benim hayatım ve o da saygı duymak zorunda."
"Öyle zaten. Her neyse yarın gider görüşürüz Jisooyla."
"Hım hım."
Tatlılar gelince istediğim limonlu cheesecake önüme bırakıldı.
Gelen baskın kokuyla midemin bulantısı baş gösterdi. Burnumu tutup ayağa kalktım.
"Ne oldu?" Jimin benimle birlikte ayaklandı.
"Ben gelene kadar şu tatlıyı yok et." Ve tuvalete doğru koşar adımlarla gittim.
İçeri girdiğim gibi daha fazla duramadım ve kustum. Midem yanarken gözlerim doldu. Daha önce böyle bir bulantı yaşamamıştım. Midemdeki herşeyi attıktan sonra yavaşça dikeldim.
Tuvaleti de zorla temizleyip çıktım. Aynadan yüzüme baktım... Neden bu kadar beyazladım ki ben?
Gözlerim kızarmış yüzüm ise bir ruh kadar beyazdı. Ben az önce böyle değildim bir mide bulantısı bu hale nasıl getirdi beni?
Beklemeden çıktım tuvaleten. Tekrar masaya döndüm. Jimin beni görünce hemen ayaklanıp yanıma geldi. "İyi misin Jungoo?" Endişeli sesiyle gülümsemeye çalıştım.
"Bilmiyorum midem bulandı bir anda."
"Sen limonlu cheesecake çok seversin. Ne oldu birden bire?"
"Bilmiyorum Jim, iki gün önce de böyle oldu."
"Yoksaa!!!"
"Yoksa ne? Neden bağırıyorsun?" Dedim etrafta bize dönen gözlerden dolayı utanırken.
"Hamile misin?"
"Yok artık! Olamaz."
Dedim ya da durun... Olabilir de, aslında evet ben kızgınlıktayken...
"Olamaz mı gerçekten?"
"Şey.. aslında olabilir."
"O zaman kalk hastaneye gidiyoruz kalk!"
"Neden bu kadar heyecanlısın? Otur lütfen."
"Hayır Jungoo kalk. Gidiyoruz."
Ne kadar itiraz edersem edeyim sonuçta kazanan o olacaktı. Direnmek yerine yavaşça ayağa kalktım. Çünkü direnecek halim yoktu...
Arabaya geçerken anahtarı elimden aldı.
"Ben kullanırım sen rahatına bak."
"Jimin şimdiden abartmıyor musun?"
"Sus yeğenim olacakkk!!! Kardeşim yok nasıl amca olurum diye düşünüyordum unuttun mu???"
"Unutmadım. Küçükken hemen büyüyüp çocuk yapmam gerektiğini söylerdin."
"Ve beni dinledin. Aferin sana."
"Jimin sür arabayı çok konuşma!"
"Peki sakin ol bebeğe zarar gelmesin." Dediğiyle göz devirdim. Konu abartmak olunca gerçekten üstüne kimseyi tanımam.
§§§
Hastanede doktorun kapısında oturmuş bekliyorduk. Taehyung'a haber vermemiştim sonuçta bir şey yoksa boşuna Umutlandırmak istemem.
"Kim jungkook!" Sekreterin sesi yükselirken hemen ayağa kalkıp içeri girdik.
"Buyrun Kim bey, sizi dinliyorum?"
Doktor çok güzel bir omegaydı, kedi gözleri ve aşırı tatlı bir gülüşü vardı.
"Biz hamile olabiliriz!" Ben konuşmadan Jimin sırıtarak konuştu. Bizi neden sürekli utandırıyorsun ki deli herif!!!!
"İkiniz mi?" Dedi doktor şaşkınca.
"Hayır hayır ben değil. Jungkook hamile olabilir yani."
"Şimdi anladım." Dedi doktor gülerek.
"Neden şüphelendiniz?"
"Yapmışlar işte doktor."
"Jimin!!!"
"Sustum."
"Hahaha Jimin bey çok tatlısınız. Ama lütfen arkadaşınızdan dinlememe izin verin. Buyurun oturun."
Boş sandalyelere oturduk. Masada duran isme baktım doğum uzmanı JENNIE KIM yazıyordu.
"Ben jennie tanıştığımıza memnun oldum. Bana şikayetlerinizi sakince anlatın lütfen."
"Jungkook bende memnun oldum. Bir kaç gündür mide bulantısı yaşıyorum. Ve ben kızgınlıktayken de.." utanıyordum.
"Anladım. Söyle ultrason cihazının olduğu yere geçin. Karnınızı açın geliyorum." Önündeki kağıda birşeyler yazarken bende yatağa geçip uzandım. Üstümdeki gömleği yukarı doğru kaldırdım. Heyecan tüm bedenimi ele geçirdi. Nasıl duracağımı bilmiyordum sanki.
Çok geçmeden Jennie geldi ve karnıma sıvı jelden sıktı. Soğuktu ve bu benim tüylerimi ürpertti...
"Evettt, bakalım minik bir Jungkook var mı?" Tatlı konuşmasıyla bende gülümsedim.
"Umarım bana benzer." Jimin heyecanla ellerini birbirine vurup konuştu. Küçük bir bebek gibiydiii.
"Siz nesi oluyorsunuz?"
"Ben abisiyim."
Abi.. söylediği şeyler gözlerim doldu. Evet o benim abimdi...
"İlk defa bu kadar heyecanlı bir abi görüyorum."
"İlk olmayı severim."
Bir iki tuşa bastıktan sonra cihazdan sesler gelmeye başladı.
"Burda ufak bir Jimin var diyelim o zaman." Dediğinde gözlerim şokla açıldı.
"Nee!"
"Jungkook amca oluyorum jungkook!" Jimin zıplayarak konuşurken ben büyük bir boşluğa düşmüş gibi hissediyordum. Ben ben ebeveyn oluyordum.
Ben ben çocuk bakabilir miydim? Kaçmadan ona sevgimi verebilir miydim?"
"Jungoo duymadın mı? Baba oluyorsun!!"
"Duydum duydum, gerçekten hamile miyim?"
"Evet henüz çok küçük. Ama görebileceğimiz kadar da büyük."
"Hemen bizimkilere haber verelim!!!"
"Dur jimin. Önce eve gidelim." Jennie bana peçete uzatırken alıp yavaşça karnımdaki jeli sildim.
Gömleğimi bırakıp ayağa kalktım.
"Evet jungkook, sanırım şoktasın ama ben sana Bir kaç şey anlatayım. Öncelikle ilk aylarda çok dikkatli olmalısın. Daha istekli daha kızgın hatta daha duygusal olman çok normal. Eşinle gireceğin ilişkilerde kibar davranın. Ağır taşımamaya ve stresten uzak durmaya özen göster. Şimdilik on beş günde bir kontrole gelmen en sağlıklı olan."
Duyuyordum ama anlamıyordum. Ben ben yapabilir miyim? Görmediğim aile duygusunu bebeğime gösterebilir miydim?
"Jungkook Jennie hanımı duydun mu?"
Jimin koluma dokunup konuşunca düşüncelerim bir köşeye çekildi.
"Evet duydum."
"Peki o zaman on beş gün sonra görüşmek üzere."
"Görüşmek üzere."
Odadan çıkar çıkmaz Jimin beni kolumdan tutup kendine doğru çekti. Sımsıkı sarılırken bende sarıldım.
"Endişeni çok iyi anlıyorum. Ama bu dünyada kimse senden daha iyi aile sıcağını çocuğuna hissettiremez." Aklımda dönen düşünceleri okurcasına konuşunca gözlerimden yaşlar süzüldü.
"Korkuyorum."
"Şşş korkacak bir şey yok. Sen dünyanın en iyi babası olacaksın."
"Olabilir miyim gerçekten?"
"Olmazsan döverim seni. Unutma." Şakayla söylediğine güldüm.
"İyi ki varsın Jim."
"Gerçekten iyi ki varım. Yoksa senin aklına ultrason fotoğrafını almak gelmezdi."
"Sen aldın mı?"
"Aldım iki tane istedim. Bir tanesi bende kalsın yeğenimin ilk fotoğrafı."
"Şapşalsın jimin."
"Sadece harika bir amcayım."
"Hadi eve git ve bu haberi Taehyung'a ver!"
"Hadi beni sen götür."
"Haaa doğru unuttum heyecandan."
§§§
Sessiz geçen yolcuğun ardından eve varmıştım. Beklemeden indim ve anahtarı çıkarıp kapıyı açtım.
Taehyung çalışma odasında olmalıydı. Cebime sıkıştırdığım ultrason fotoğrafını çıkardım ve merdivenlere yöneldim. Sessiz adımlarla yukarı çıktım.
Güzel bir sürpriz olacaktı. Eminim o kadar sevinecekti ki umarım delirip balkondan aşağa atlamazdı..
Gülmemek için alt dudağımı ısırdım ve çalışma odasına vardım.
Kapı hafif aralıktı. Elimi kapı koluna atar atmaz içerden bir bağırış yükseldi.
"İstemiyorum diyorum Yongi!" Bu Taehyung'tu peki neden bu kadar sinirliydi?
"Aile falan değiliz."
Bizimle ilgili bir sorun yoktu ki? Neden ailemizden bahsediyordu?
"Tüm yükün omuzuma binmesine çok bile katlandım."
Ben ben yükleri onun omuzuna yüklemiyorum ki.. sadece biraz nazlanmayı seviyorum.
'bizden bahsediyor. Bıktı mı bizden? Annemiz gibi gitmeyi mi düşünüyor?' kurdum ilk kez böyle konuşuyordu.
Birbirimize söz vermiştik asla annemizden bahsetmeyecektik şimdi o sözü unutmuş ve korkarak konuşuyordu benimle.
"Ha hayır gitmez o o bizi seviyor."
"Tek bir şeyin daha sorumluluğunu alamam. Bitti."
Acaba Yongi ne diyordu. Ben ben naptım da Tae bu kadar bıktı benden? Ben ben ona asla kötü davranmadım.
"Kapatıyorum. Sonra konuşuruz bunları düşünmek bile beni geriyor."
Ellerim titrerken arkamı dönüp hızla odama doğru koştum.
Yatağa otururken nefesim kesilmeye başladı. Gözlerim dolarken boğazımda oluşan yumru beni çaresiz bırakmıştı.
Ne yutkunabiliyordum ne de nefes alabiliyordum. Ben ben annem gittiğinde bu kadar çaresiz kalmıştım sadece.
'bizim bebeğimiz de kötü bir ailede büyüyecek.' kurdum durmadan saçma sapan konuşarak beni daha da sinirlendiriyordu.
"Aptal aptal sus!"
'peki neden ailemizden memnun değil sorsana!'
"Duymak istemiyorum!"
'korkuyorsun korkak!'
"Kes sesini dedim sana!!!!"
Odanın kapısı bir anda açılınca gözlerim o yöne döndü. Tae yorgun gözlerle bana bakıyordu.
"Sorun ne?" Öylesine sorduğu soruyla içimde kopan fırtınayı anlatmam mümkün değildi.
"Yok birşey."
"Neden bağırıyorsun?"
"Bağırmadım."
"Jungkook güzelim iyi misin gerçekten?"
'bak soruyor işte anlat.'
"Omuzuna daha fazla yük bindiremem."
"İyim sorun yok."
"Peki ben bu akşam dışarda yemek yerim. Sen beni bekleme." Ve arkasını dönüp gitti.
Gerçekten bu kadar mıydı? Beni bu halde görüp bırakıp gidecek kadar naptım ben ona? Nasıl bu kadar koptu bizden.
Daha bir hafta önce benim gibi bir eşi olduğu için şükrediyorken, ne oldu birden bire?
İki yıldır evliyken neden birden bire böyle konuşmaya başladı?
'belli içinde birikti.'
"Ama ben kötü bir şey yapmadım ki?"
'Neden sürekli sorunu kendinde arıyorsun haaa? Belki de onun suçu bu olanlar?'
"Ama o kötü bir şey yapmadı ki bana."
'sende yapmadın. Kendini suçlama!!'
Kurdum zihnimle oyun oynuyordu sanki. Ne düşünmem gerekiyordu ne yapmalıyım mesela.
Belki belki de en iyi yol bebeği aldırmaktır. Hem sorumluluk almamış olur. Ben bende kötü bir ailede bebeğimi büyütmemiş olurum.
Kalbimdeki derin sızıyla uzandım yatağa. Ben ben neden böyle şeyler yaşıyordum ki? Neden mutlu bir ailede olamıyordum?
Dolan gözlerim artık taşmaya başladı. Gözümden akan yaşlar yastığımı damla damla ıslatırken bende düşünmeyi bıraktım. Bebeği aldırmaktı en iyi fikir...
§§§
Sabah olmuş Tae eve dün gece çok geç saatlerde gelmişti. Ben uyurken yanıma uzanmış ellimi tutarak uyumuştu.
Ondan önce uyanmış kahvaltı hazırladıktan sonra uyandırıp sofraya geçmiştim. Çok geçmeden o da gelmiş karşıma oturarak yaptığım omletten yemeye başlamıştı.
"Ellerine sağlık harika olmuş." Madem bıkmış benden neden normal davranıyordu ki?
"Afiyet olsun."
Önümdeki tabağı izlerken gözümden bir yaş aktı. Hayır hayır şimdi olmaz dur lütfen yapma. Ve diğer yaşlar takip etmeye başladı. Siktirin gidin pislik yaşlar neden durmadan beni rezil ediyorsunuzzz.
"Jungkook sorun ne? Neden ağlıyorsun?"
"Ağlamıyorum." Dedim burnumu çekerek.
Çenemden tutup başımı kaldırdı. Gözlerime bakıp kaşlarını çattı. "Ne oldu?"
"Hiç."
"Jungkook uğraştırma beni lütfen ne olduğunu söyle."
Onu uğraştırıyorum işte..
"Uğraşma. Bir şey Yok."
Derince ofladı ve masadan kalktı. Umrunda değilim olmadım da. Biz ne zaman bu hale geldik? Nasıl bu kadar basit duruma düştük? Ne zamandan beri dertlerimiz gizli kaldı ki?
Ben onu tanıdığım ilk gün hissettim sevgisini. Şimdi ne oldu? Nasıl oldu da bu haldeyiz. Aklım almıyordu.
Yavaşça masadan kalkıp odama gittim. Telefonumu çıkarıp Jimin'i aradım.
İkinci çalışta açılan telefonla yutkundum.
"Sonunda Jungoo! Doktor dikkatli olun dedi umarım bu haberi çok sert kutlamadınız?" Gülerek konuşunca alt dudağımı ısırdım. Kutlamak mı?
"Yarın sabah bebeği aldırmaya benimle gelir misin?"
Kurduğum cümleyle karşı tarafın sesi kesildi. Bir kaç saniye bekledikten sonra titreyen çeneme lanetler okudum.
"Jimin, duydun mu beni?"
"Ne ne aldırması Jungkook saçmalama!"
"Tae istemiyor bebeği de beni de."
"Ne? Nasıl? Ne demek istemiyor? Sen sordun mu ona?"
"Aile değilmişiz. Ben ona çok sorumluluk yüklüyorum sanırım bıktı benden. Birde bebeği söylemek istemiyorum."
"Boşver boşan ben ve sen bakarız bebeğe. Sen dünyanın en iyi babası olacaksın Jungkook bunu elinden kaçırmana izin vermem."
"Jimin lütfen. Sen gelmezsen tek başıma giderim."
"Off jungkook şimdi evde misiniz?"
"Evet."
"Peki." Ve telefon kapandı. Sanırım bu kabul ediyorum demekti bilmiyorum.
Yatağa oturdum tekrar. Elimi karnıma koyarken hissetmek istedim. Ufacık bir his bana herşeyi yeniden düşündürmeye yeterdi.
Yok hissedemiyordum... Kurdum bile köşeye çekilmiş oturduğu yerden ağlıyordu. Onun içinde çok zordu. Bebeğini elinden almayı düşünüyordum ve o buna engel olamıyordu...
Kapı zili üst üste çalınca hızla aşağa indim kapıyı açtım.
Jimin ve Yongi'yi karşımda görmeyi beklemiyordum.
"Jimin? Yongi?"
"Nerde o?"
Jimin bağırarak içeri girince ben Yongi'ye baktım.
"Bilmiyorum beni de tuttuğu gibi peşinden getirdi."
"Kim Taehyung!" Salonun ortasında durup bağırınca Tae çalışma odasından inip geldi.
"Sorun ne Jimin?"
"Sen sen pislik bir adamsın." Ve cümlesi bittiği gibi Taehyung'un yüzüne sert bir tokat geçirdi.
"Jimin!" Ben ve Yongi aynı anda bağırırken o hızını alamamış olacak ki bu kez ayağına tekme attı.
"Keşke keşke seni şuracıkta parçalasam."
"Ne oluyor Jimin? Ne bu şimdi?"
"Sen sen nasıl kardeşime bu kadar acı verirsin ha? Onu sahipsiz mi sandın? " Jimin bağırarak konuşuyor ellerimi yumruk haline getirip sıkıyordu. Okulda bana karışan alfalara da böyle karşı çıkardı...
"Ne acısı Jimin?"
"Hamile olduğunu bile bile onu istemediğini söylemek.. aciz herif!" Dedi sonda bağırarak.
"Ne hamile mi?" Bu kez Yongi ve Tae benim tarafıma dönmüş şaşkınca bakıyordu.
"Jungkook sen sen hamile misin?"
"Neden söylemedin bana güzelim?"
"Güzelim mi? Beni bile istemiyorken neden bebeği söyleyeyim ki?"
"Seni istememe-"
"Hamileliği duyduktan sonra evirip çevirmene gerek yok. Ben duydum herşeyi yongi'yle konuşurken duydum. Aile değiliz biz dedin duydum."
Bebek için bana katlansın istemiyorum.
Annemde babama benim yüzümden katlanıyordu...
BU BÖLÜM Tae FOTOĞRAFI YOK SEGESİN OEE
SELAM ARKADAŞLAR DKEKXKEKXLEK NABERSİNİZZZ BEN İYİM NE OLSUN.
BU ARADA KAOS YOKTU ASLINDA AMA CANIM SIKILDI. İNSANLARI MUTLU GÖRMEK BATIYOR BANA JFEKFKEKDKEKD
NEYSE UMARIM BEĞENİRSİNİZZZZZZZZ VE YORUM YAPMAYI UNUTMAYINNNNNNN
SİZİ KOCAMAN LOVEEEE 🥳 🧚🏼♀️ ✨
Bana kızmayın 👉🏻👈🏻
Bölüm fotişlerimi bırakiyim
Oy aşkımmm
