İçeriğe geç

Paris'in Love

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Paris'in Love

Bölüm 1

GİDERSEN GİT

Jungkook

"İnanmıyorum sana. Gerçekten beni bu halde bırakıp gidecek misin?" Sert çıkamaya çalıştığım sesimle konuştum.

Ben Jungkook dünyayı gezerek çektiğim vloglarla ünlenip 4 milyon takipçiye sahip bir Fenomendim.

Taehyung da Celine markasının elçisi ve global yüzüydü.

Şimdide beni bırakıp Paris'te Celine moda haftasına katılacaktı.

"Güzelim gitmek zorundayım."

"Neden zorundasın ki? Kızgınlığa girmiş eşini bırakıp gidecek kadar ne zorunluğun var?"

"Yavrum. Haklısın ama zaten 3 gün. Bu aylardır planlanan bir etkinlik."

"Bende geliyorum o zaman."

"Saçmalama lütfen. Seni bu halde o kadar Alfanın içine koyar mıyım?"

"Saçmalama ha saçmalama! Ben saçmalıyorum."

"Güzelim özür dilerim öyle demek istemedim."

"Sen git ben seni pişman etmezsem."

"Jungkook güzelim bak lütfen."

"Daha fazla konuşmak istemiyorum. Git valizini topla umrumda değilsin."

"Jungkook."

"Yeter. Ama bunu da unutma benden hemen sonra senin kızgınlığın geliyor ve bende o zaman Avustralya vlogumu çekmek için yurt dışına çıkarım."

"Beni kendinle tehdit etme."

"Ben seni tehdit etmiyorum Kim Taehyung. Olacakları söylüyorum."

Elini yavaşça belime sarıp beni kendine doğru çekti. Gözleri dudaklarıma kayarken bende inatla gözlerine bakıyordum.

"Sen bana dayanmazsın." Dudağının bir taraflı imayla kıvrıldı.

Kahkaha atarak kendimi geri çektim.

"İzle ve gör."

Arkamı dönüp çıktım odadan daha fazla dursaydım gerçekten dayanamazdım. Çünkü çok çok yakışıklıydı.

Paris vlogu çekerken çok ünlü bir mekanda şarap denerken tanıştık. O günden sonra ne ben ondan vazgeçebildim ne De o benden vazgeçebildi.

İki yıl önce mühürlendik harika bir evliliğimiz vardı. Ama arada bu pürüzler de oluyordu.

Bu çok farklıydı ben onu bırakıp gitmezdim.

§§§

Yatakta uzanırken sıcaklık tüm bedenimi ele geçirdi. Ayağa kalkıp üstümdeki tişörtü tek hareketle çıkardım.

Altımdaki şortla aynanın karşısında süzdüm bedenimi. İnce belime daha sonra hafif dolgun göğüslerime baktım.

Ellerim baklavalarımda gezerken aynada kendime bakıyordum ama Taehyung'u görüyordum.

Kare gülüşü uzun boyu kaslı vücudu ve sarılarak uyumaya bayıldığım bicepsleri...

Offf ateş bastı yine. Odanın kapısı açılınca Tae içeri girdi.

Üst bedenimi sürerek kapıyı kapattı. Sırıtıyordu birde delirtiyor bu adam beni.

"Yavrum?"

"Bana yavrum deme. Çıkar mısın dışarı?"

"Bebeğim, güzelim, hayatım, birtanemmm." Sakin sesiyle kurduğu her cümle beni mayıştırırken bu kadar erken pes etmek sinirlerimi bozuyordu.

"Hım?"

"Terlemişsin?"

"Neden acaba?"

"Özür dilerim."

"Zaten çok zorlanıyorum uzak dur."

"Bu kokunla ben kolay mı duruyorum sence?"

"Öyle olsa beni bırakıp gitmezsin?"

"Bebeğim ben elçisi olmasam olabilir. Ama biliyorsun tasarımların yarısını da ben yaptım."

"İstemiyorum. Çok zorlandığımı biliyorsun."

"Telafi ederim."

"Merak etme sen gelene kadar bastırıcıları içerim sen gelmeden biter."

"Sakın Jungkook sakın."

"Uçağı kaçıracaksın."

"Bebeğim böyle dargın bakarsan aklım hep sende kalacak."

"Aklın zaten bende değil mi?"

"Öyle demek-"

"Tae yeter. Git istemiyorum."

"Bebeği-" telefonun sesi tüm odayı doldururken cebinden çıkarıp açtı.

"Tamam.... Geliyorum... Kapıda mısın?.... Tamam."

Telefonu kapatıp cebine koydu. "Özür dilerim kapıda bekliyorlar."

"Tamam git."

"Bir kere öpsem?"

"Hayır."

Beni dinlemeden kollarını belime sarıp sıkıca sarıldı. Ben geri çekilmek için direnikren daha sıkı sarılıp saçlarımın arasına öpücüklerini konduruyordu.

"Kokuna ölürüm biliyorsun."

"Ölmeden git gel."

"Seni seviyorum birtanem."

"Git."

Asık suratıyla dudaklarıma bir öpücük bırakıp geri çekildi.

Arkasından gitmeyecektim tabi ki. Ama gidip sarılmakta istiyordum. İnadımı bir kenara bırakıp peşinden gittim.

"Tae!" Durunca arkasından sıkıca sarıldım.

"Hemen gel."

"Tamam bebeğim."

Ve sonunda evden çıkıp kapıyı kapattı.

Offff sanırım gerçekten zorlanacağım bir kızgınlık olacak. Yanımdayken bile kucağından içmediğim adam taa Paris'e gidiyordu.

Henüz tam girmediğim için şanslıydım. Üstüme sinen kokusuyla oturma odasına geçtim.

Telefonumu çıkarıp Oğuzhan Koç'un Domuz gribi şarkısını açtım.

"Beni nasıl tekrettin!???!" Diye bağırarak eşlik etmeye başladım.

Şimdi halsizliğin tutsun!!!! Motorun bozulsunnn!!!! Domuz gribi ol inşallah!!" Dedim bağıra bağıra.

Bir dakika neden ben tek başıma dinliyorum ki paylaş tuşuna basarak Taehyung'a da gönderdim.

"Nasıl tekrettin nasıl?!!!"

Hepimizin bildiği canlı yayından sonra benim kafamda kurduğum senaryo bu

10 13 bölümlük mini çıtır bir fic olacak. Mantık aramayın eğlenin sadeceeeeee!!!!!

Ve bol bol ilgi gösterin!!! Sizi çokça öpüyorum

Keyifli okumalar🥳🥳🥳🥳🥳

Bir sonraki bölümde herşeyi detaylıca okuycaz geçmişler falan bebeklerr💝

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.