Öncelikle herkese merhaba. Bu kitabı yazmak çok içimden geldi. Kendi yaşadığım bir sorunu biraz kurgulayarak sizlere aktarmaya karar verdim. Benim gibi bu durumu yaşayan bir çok insana yalnız olmadıklarını duyurmak için yazıyorum. O halde daha fazla uzatmadan kitaba geçelim. ------------------------------------------ Derin bir okyanusun içindeydim sanki. Her geçen gün daha da derine iniyordum. Yüzeye çıkmak için hiç çabalamıyordum. Kaderine razı olmuş bir mahkum gibiydim... 5 yıldır katiyen pes etmeyi reddediyordum. İnanıyordum bir şekilde beni seveceğine... Mutfak masamda oturmuş hayatta kalmak için bir şeyler yiyordum. Son zamanlarda midem yemekler ile küstü. Yaptığım küçük sandviçi isteksizce yerken telefonum öttü, kimin yazdığına bakmak için telefonu açtığımda var olmayan iştahım tamamen kesildi. Cevap vermek istemedim ve telefonu koltuğun üstüne fırlattım. Sandviçim son lokmasını zar zor yuttum. Sandviç tabağını lavabonun içine koyup salona geçtim ve fırlattığım telefonu elime aldım. Cevap vermek zorunda olduğumu bildiğim için kısaca bir mesaj yazdım; “Siz gidin ben gelmeyeceğim, iyi eğlenceler” Artık arkadaşlarım ile hiçbir yere gitmiyordum tamamen eve kapanmıştım. Onun yüzünü görmemek için elimden geleni yapıyordum. Onun yüzünü görmek bana sadece acı ve ızdırap karışımı duygular yaşatıyordu. Kendi kendime düşünürken telefonum yeniden öttü; “Her şey yolunda mı?” Lanet olsun cidden bana yazmak zorunda mıydı? Ben onu hayatımdan çıkarmaya çalışıyorken o ısrarla hayatımın en merkezi yerinde yer alıyordu. Cevap vermedim, vermek istemedim. Sadece ona karşı olan hislerimi yok etmek için uğraşıyordum. Tek taraflı aşkın bu denli can yakacağını hiç düşünmezdim. O gün akşama kadar böyle düşündüm, neden o diye sorguladım. Bir yerden sonra başım ağrımaya başlayınca içecek bir şeyler yapmaya karar verdim. Sevdiğim bir müzik eşliğinde kahve yapıyordum. Tam mutlu mutlu kahvemi yaparken kapı çaldı. Bugün için beklediğim herhangi biri yoktu. Mutfaktan çıktım ve kapıyı açtım. Karşımda ki kişiyi görünce bir an donup kaldım. -Atalay? Hangi rüzgar attı seni buraya? Bengi’ler ile birlikte olduğunu sanıyordum. -Mesajıma niye cevap vermedin Ülkü? -Sırf mesajına cevap vermediğim için mi geldin? -Hem o yüzden hem de son zamanlarda bizimle hiç vakit geçirmiyorsun bu yüzden seni görmek istedim. İçeri girebilir miyim? Yutkundum. Tanrı aşkına cidden böyle olmak zorunda mıydı? İçeri geçmesi için kenara çekildim. İçeri girdi ve gözleri biraz evimde gezindi, ardından kanepeye oturdu. Bende yanına oturdum. -Ee görüşmeyeli nasılsınız Ülkü hanım? Dedi hafif bir tebessüm ve şakacılık ile. -İyiyim Atalay bey siz nasılsınız? -Seni gördüm daha iyi oldum. Yüzümde ki gülümsemeyi korumak için elimden geleni yapıyordum. -Söyle bakalım mesajıma niye cevap vermedin? -Ben... sadece ne desem bilemedim. Sonra da cevap vermeyi unutmuştum. Bilirsin çok unutkanımdır. Bana şüphe ile baktı. Sonuçta yıllardır beni tanıdığı için yalan söyleyip söylemediğimi anlayabiliyordu. İç çekti ve konuşmaya başladı. -Ülkü, son zamanlarda pek iyi olmadığını anlayabiliyorum. Bana bir şey de anlatmıyorsun bu yüzden sebebini de bilmiyorum. Kendini herkesten izole etmek yerine bizimle ya da benimle yaşadığın sorunları paylaşabilirsin. Ben sana aşıktım aptal... Sorun buyken bunu sana nasıl söyleyebilirdim? Beni sadece arkadaş olarak gördüğünü bile bile sana bunu nasıl söylerdim? -Atalay sen beni boş versene, bir sorunum yok zaten merak etme. -Ülkü ama – Sözünü yarıda kestim. Bu konuşmaya daha fazla devam etmek istemedim ve uyuyacağımı söyleyerek onu Bengi’lerin yanına yolladım. Kapıyı arkasından kapattıktan sonra derin bir nefes verdim. Onunla ne zaman konuşsam kalbim o kadar hızlı atıyordu ki...buna asla engel olamıyordum. Elimi kalbimin üstüne koydum ve hızlı ritimleri dinledim. Ona olan aşkımı kalbimin derinliklerine gömmeye çalıştıkça bir can simidi gibi her seferinde yüzeye geri çıkıyordu. Kendimi banyoya fırlattım ve soğuk bir duşa girdim. Biraz üşümüştüm ama iyi gelmişti. Saçımı biraz kuruttuktan sonra yatağımın içine girdim. Aklımdan Atalay’ın yüzü geçiyordu. Ela gözleri, koyu kumral saçları ve yüzünde ki o nazik tebessüm... “Allah’ım delireceğim şuracıkta!” Diyerek yüzümü yastıkla kapattım. Bazen böyle durumlarda gerçekten canım çok yanıyordu. Bu hayatta aşık olmak için en yanlış kişiyi seçmiştim. O beni bir dosttan fazlası olarak görmezdi, göremezdi. Kendimi açıkçası güzel bulmuyordum ama aynı zamanda her şeyin dış görünüş olmadığının da farkındaydım. Atalay beni güzel bulsa sever miydi acaba? Diye hiç düşünmedim, Atalay beni dünya güzeli olsam da sevmezdi, çünkü ben onun dostuydum daha fazlası değil. Arkadaş grubumuzda en iyi ikimiz anlaşırdık, ama ben son zamanlarda bu tek taraflı aşkı kaldıramamaya başlayınca aramıza mesafe koydum. Bütün gece kafamda bu tarz düşünceler ile bir sağa döndüm bir sola. Uyku tutmadı, zaten ne zaman rahat uyuduğum bir gece olmuştu ki? Bazı geceler çok gaddardı, insanları karanlığa boğarlardı...
Bölüm 1
Bölüm: 1
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.