İçeriğe geç

PAPATYALAR AYAZ'DA AÇMAZ

Bölüm 1 · 3 dk okuma

PAPATYALAR AYAZ'DA AÇMAZ

Bölüm 1

1.BÖLÜM BEYAZ YAPRAKLARIN SOĞUK KOKUSU

Eski kâğıt kokusu, bu kasabada sığınabildiğim tek güvenli limandı. Sahafın ahşap rafları arasında dolaşırken parmaklarımı kitap sırtlarında gezdirmek, dışarıdaki fırtınanın sesini bastırmaya yetiyordu. Yağmur, dükkânın vitrin camına ritmik darbeler vururken içeri giren rüzgâr kapının üzerindeki pirinç çanı çaldı.

Kafamı kaldırmama gerek yoktu. O çanın sesiyle birlikte içeri giren soğuk hava akımı, kimin geldiğini zaten haber veriyordu.

Ayaz.

Her zamanki gibi siyah kabanının yakalarını kaldırmış, bakışlarındaki o tanıdık, duvar gibi soğuk ifadeyle içeri adımı attı. Bakışlarımız bir saniye bile kesişmedi. Yanımdan geçerken bıraktığı o kış kokusu, dükkânın içindeki vanilya ve kâğıt kokusunu bir anda bastırdı. Onu aylardır bu dükkânda görüyordum ama toplasanız topu topu üç cümle kurmamıştık. Adı gibiydi; bastığı yeri buz tutturur, etrafındaki herkesle arasına aşılmaz mesafeler koyardı.

O, arka raflara doğru ilerlerken ben de yarım bıraktığım işe döndüm: Dükkânın en kuytu köşesindeki, neredeyse hiç kimsenin uğramadığı şiir raflarını düzenlemek.

En alt rafa sıkışmış, deri cildi zamandan hafifçe aşınmış siyah bir kitap dikkatimi çekti. Kitabı çekip aldığımda, sayfalarının arasından hafif bir hışırtıyla sararmış bir zarf düştü. Ahşap zemine düşen zarfı almak için eğildiğimde gözüm üzerindeki detay takıldı. Zarfın üzerinde hiçbir isim ya da adres yoktu. Sadece tam ortasına, kurutulmuş tek bir papatya yaprağı yerleştirilmiş ve şeffaf bir balmumuyla mühürlenmişti.

Göğsümde garip bir merak hissi uyandı. Parmak uçlarımla mühürlü papatyaya dokundum. Etrafıma kısa bir bakış atıp zarfı yavaşça açtım. İçinden çıkan kâğıtta, dolma kalemle yazılmış, keskin ve düzenli bir el yazısı duruyordu:

"Soğuktan korkanlar papatya büyütmez. Ama sen, buz tutmuş bir kalbe çiçek açtırmaya çalışıyorsun. Bu dükkândaki her kitabın bir geçmişi var diyorlar; peki ya geçmişi sadece fırtınadan ibaret olanlar nerede saklanır?"

Satırları okurken nefesimin kesildiğini hissettim. Cümlelerdeki o derin yalnızlık, insanın içini üşütecek kadar gerçek ve hisliydi. Bu satırları yazan her kimse, dışarıya ördüğü kalın duvarların arkasında sessizce fark edilmeyi bekliyordu.

"O rafa pek bakılmaz."

Arkamdan gelen buz gibi sesle irkilerek sıçradım. Zarfı el çabukluğuyla kitabın arasına koyup arkama döndüğümde, Ayaz’ın hemen iki adım arkamda durduğunu gördüm. Elleri kabanının ceplerindeydi, bakışları ise elimdeki siyah kitaba kilitlenmişti.

"Şey... Sadece rafları düzenliyordum," dedim sesimin titrememesine özen göstererek. "Çok eski bir kitap kalmış burada."

Ayaz gözlerini elimdeki kitaptan ayırıp doğrudan gözlerime dikti. Bakışlarında çözemediğim, anlık bir gölge belirdi ama hemen ardından o alışılagelmiş ifadesizliğine büründü.

"Eski şeyler her zaman güzel değildir," dedi mesafeli bir tonla. "Bazen sadece unutulduğu için orada kalırlar."

Yanımdan geçip kasaya doğru yürüdü. Elindeki kitabı tezgâha bıraktı, ödemesini yaptı ve tek bir kelime daha etmeden dükkândan çıktı. Kapı çanı bir kez daha çaldı, içeri giren rüzgâr üzerimdeki hırkayı havalandırdı.

Gittiği yönün arkasından bakarken elimdeki kitaba daha sıkı sarıldım.

Mektubu yazan kişinin bu kadar ince, bu kadar hassas bir ruha sahip olması imkânsızdı. Ayaz gibi bir adamın ise böylesi duygulu cümlelerle işi bile olamazdı. O, dünyayı sadece soğuktan ibaret sanan biriydi.

Kitabın kapağını tekrar açtım. Zarfı yerine yerleştirirken, hemen yanındaki boş sayfaya cebimdeki kalemi çıkarıp tek bir satır yazarak bıraktım:

"Papatyalar kışın açmaz derler ama bazen bir çiçek, sırf fırtınaya direnmek için en soğuk günde yaprak verir. Unutulmak istemiyorsan, saklandığın raftan aşağı bakmalısın."

Kitabı siyah deri cildinin içine kapatıp tam olarak bulduğum yere, o kuytu rafa geri koydum.

Dışarıda yağmur şiddetleniyordu. Ama içimde, o gizemli mektubun ve Ayaz’ın bıraktığı soğuk kokunun başlattığı garip bir yangın çoktan alev almıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.