Bulutlu bi gündü, rüzgar kadının saçlarını ordan oraya savururken o karşısındaki binaya bakıyordu. Ne kadar olmuştu hatırlamıyordu.Ama bundan sonra hiç bişey olmayacağını çok iyi biliyordu zaman durmuş çiçek solmuş ve onu bırakıp gitmişti. Nereye gitmişti napıyordu acaba, şu an bunu düşünmenin ne yeri ne zamanıydı aslında. Yavaşça kendini doğrulttu ve büyük kapıyı iki kere çaldı,kapıyı açan kadının onu görünce anında gözleri büyüdü onu görmeyi beklemiyordu.
Şaşkınlıkla “Aybüke” diyebildi onu en son 7 yıl önce daha 16 yaşındayken görmüştü. Nerdeyse tanıyamıycaktı mavi gözlerinden onun olduğunu anlamıştı.
“Girebilirmiyim” diye sordu, kadın onu içeri aldı ve arkasından kapıyı kapatı.
İçeriye onun odasına gitti “Esma hanım Aybüye hanım geldi” dedi “oturma odasında sizi bekliyor” sesizlik oldu
“Aybüke?” adını uzunun zamandır duymanıştı, nasıl gelmiş olabilirdiki buraya.
O sırada Aybüke oturma odasına geçip beklemeye başladı çok geçmeden içeri uzun boylu koyu kahve dalgalı saçları olan güzel bi kadın girmişti. aslında çocuklukları birlikte geçmişti fakat şu an ikiside birbirinin suratına iki yabancı gibi bakıyordu. Esmada karşısına geçip oturdu. “Taylandda olduğunu sanıyodum” dedi, Esma
“evet bu sabah seninle konuşmak için döndüm” Esma onu çok özlemişti aslında onu hep düşünüp durmuştu ama Aybüke gitmeye mecburdu hatta büyük ihtimalle yine gidecekti.
Dümdüz sarı saçlarını kestirmiş ve kısacık yapmıştı ve üstüne koyu kumrala boyatmıştı ona hiç yakışmamıştı “hayla peşindelermi?” diye sordu Esma
Aybüke sadece gözlerinin içine bakmakla yetindi bu bir evetti. En sonunda dayanamayıp “yardıma ihtiyacım var” diyebildi bencil biri değildi Aybüke ve hiç olmamıştı ama ona yardım etmeyi defalarca denemişti zaten ve bu yüzdende çok zarar görmüştü nasıl hayla ondan yardım nasıl veya hangi konuda yardım istiyordu ki.
Aybüke “ben” dedi “benim bi kızım var”diye tamamladı kendni.
Esma “Ne” diye bozuk bi sesle sordu o kadar şeyin üstüne birde bebekle nasıl uğraşıyordu.
“adı Papatya 9 aylık”bi an durdu. Ağır ve hiç almaması gereken bir sorumluluğu doğrudan onun omuzlarına atıcaktı “ona sen...” bir anlık duraksadı Esma onu ilk defa bu kadar çağresiz görüyordu “çok şey istediğimin farkındayım ama lütfen”
Esma korkmuştu, bebek için korkmuştu ve bunun için Burağa bile sormadan kabul etmişti. Zaten vakit olmadığınıda biliyordu.İşlemler başladı ve onu sanki yurttan almışlar gibi eve getirdiler.
Ve bu bir hataydı, hayatlarının hatasını yapmışlardı, bir sürü hata, daha önce temeli atılmış birden fazla hata ve en önemlisi bu hata birine birilerine çok büyük zarar vermişti yada vericekti.
