İçeriğe geç

Pamuk prens

Bölüm 2 · 8 dk okuma

Pamuk prens

Bölüm 2

Koyunu kurtaran kurt

Sabahtan beridir hiç bir şey yememiştim çok açtım hemen köşede ki börekçiye doğru yürümeye başladım börekçiye gidiğim de hemen cam kenarındaki ilk masaya oturdum ve iki dilim kıymalı börek söyledim beklerken biraz dışarıyı izleyeyim dedim ve kafamı dışarı çevirdim. O sırada dikkatimi çeken bir şey oldu sanki birisi dışarıda beni izliyordu, biraz daha dikkatli bakınca hemen karşı duvarın arkasından gerçekten de birinin beni izlediğini gördüm. Gerilmiştim ama kendimi daha fazla germeye gerek yok diye böyle düşünmekten vazgeçtim. O sırada kıymalı böreklerimin kokusu birden burnuma geldi ve bana doğru gelen garsonu gördüm, kıymalı börek küçüklüğümden beri en sevdiğim börek türüydü ve annem de çok güzel yapardı ben bunları düşünürken içeriye uzun boylu, siyah düz saçlara sahip, kahverengi gözlü, kıpkırmızı dudakları olan bir adam girdi giydiği tişörtten çok rahat bir şekilde belli olan kasları her kıza iç çektirecek biçimdendi içeri girdiğinde şöyle bir etrafı süzüp yavaşça benim masama yaklaştı "Tek bir kelime bile etmeden beni takip et çünkü şu an dışarda seni izleyen yaklaşık yirmi adam var hepsi silahlı ve seni bekliyor, sen bu kapıdan adımını attığın anda seni kaçıracaklar" dedi " İyide neden??" "Sana tek bir kelime bile etmemen gerektiğini söylemiştim!?" dedi ve beni çeke çeke arka kapıya götürdü. Arka kapıdan çıktığımızda bizi siyah bir spor araba karşıladı hemen arabaya bindik. Arabaya bindiğimizde yanımdaki adama dönüp ters ters bakmaya başladım o ise sadece yola bakıyordu ama sonra bir açıklama beklediğimi anlamış olacak ki bana döndü ve konuşmaya başladı "İlk olarak adım Alkan. Seni kısa bir süredir tanıyor ve izliyorum. Benim bir sapık falan olduğumu düşünüyorsan düşünme çünkü değilim. Sadece seni kurtarmaya çalışıyorum. İlk olarak seni neden kaçırmak istediklerini bilmiyorum ama iyi bir şey için olmadığı kesin. Bu adamların hepsini tanıyorum ve emin ol hiç biri temiz insanlar değil. Bu adamların hepsi benim sahte babalığımın adamları ve seni de işte tam olarak böyle tanıyorum..." dediğinde şok geçirmiştim kim beni neden kaçırmak istemişlerdi ki anlam veremiyordum ve bu beni daha çok geriyordu Alkan'a dönüp konuşmaya başladım "Peki bu adamlar senin babanın ada-" "Sahte babamın!!" dedi sert bir şekilde ve yola geri döndü ben konuşmaya devem ettim "Pekala madem bu adamlar senin sahte babanın adamları sen niye beni kurtardın bunu bana açıklar mısın??" dediğimde bana anlam vermez bir ifadeyle bakmaya başladı sonrada gözlerini devirip yola bakmaya devam etti. Nereye gittiğimizi bilmiyordum, beni neden götürdüğünü ve neden bana hiç bir şey söylemediğini hiç birini bilmiyordum hiç birini...

Birden araba durdu ve ben uyandım hava kararmıştı buda benim yaklaşık iki üç saattir falan uyuduğumu gösteriyordu Alkan arabadan çoktan inmişti o sırada benim tarafımın kapısı açıldı hemen dışarıyı görebileceğim şekilde gözlerimi kapattım, bu küçüklükten beridir yaptığım bi şeydi gözlerimi hafif aralık bırakıp uyuyormuş numarası yaparak babamın beni yatağıma taşımasını sağlardım şimdide öyle yapıyordum ama neden yaptığımı bilmiyordum. Alkan kapıyı açıp bana baktı ve sesli bir şekilde nefes verdi sonra yavaşça beni koltuktan kaldırıp arabanın kapısını kapattı ve kendi kendine söylenmeye başladı "Adı Pamuk olan bir kız için fazla ağırsın be... Off yemin ederim birazdan belim ayrılıcak. " söyledikleri ne kadar kırıcı olsa da beni neden hala uyandırmadığını düşünmeye başlamıştım o sırada bir anahtar sesi ve Klik! işte kapıyı açmıştı hem de ben onun kucağındayken. Beni yavaşça koltuğun üzerine bıraktı ve şömineye doğru ilerledi sonra bana "Evet artık gözlerini tamamen açabilirsin pamuk hanım artık seni taşımıyorum!!"dedi ve kahkaha atmaya başladı işte o an hem çok mahcup olmuş hem de utanmıştım. Alkan şömineyi yaktı ve karşımdaki koltuğa oturdu o sırada karnım guruldamaya başladı Alkan kafasını hafifçe kaldırıp bana baktıktan sonra salondan çıkıp içeriye girdi yaklaşık bir beş dakika sonra elinde bir tepsiyle salona girdi ve tepsiyi benim önüme bırakıp koltuğuna geri geçti. Tepsinin içinde iki dilim kıymalı börek ve bir bardak ayran vardı o anki mutluluğum tarif edilemez düzeydeydi Alkan'da bunu fark etmiş olacak ki dudağının bir kenarı hafifçe kıvrılırken kafasını tekrar önündeki kitaba eğdi bende o sırada güzel güzel kıymalı böreğimle ayranımı yedim ve Alkan'a döndüm "Ne okuyorsun?" "Sefilleri..." diye umursamazca cevap verdi "Yaaa... Güzel kitap..." "Okudun mu?" diye ilgiyle sorduğunda bu kitabı gerçekten sevdiğini anlamıştım "Evet okudum, zaten kitap okumayı severim özelliklede masalları..." "Yaa anladım... Peki en sevdiğin masal hangisi??" "Aslında hepsini çok seviyorum ama bir ayrım yapmam gerekirse... Sanırım pamuk prenses..." "Hani şu elma sayesinde hayatının aşkını bulan mı??" "Evet, aslında çok garip değil mi bir elma sayesinde hayatın birden değişiyor, bam başka bir hal alıyor. " dediğimde Alkan sesli bir şekilde iç çekti ve sessizce "Evet çok garip..." diye mırıldandı. Saat on bir olmuştu akşam yaptığımız son konuşmadan sonra daha da konuşmadık hatta birbirimize bile bakmadık sanırım istemeden Alkan'ı kırmıştım yada hatırlamak istemeyeceği bir anısını canlandırmıştım o sırada Alkan bana baktı ve yine sesli bir şekilde iç çekti "Sen bu gece benim odamda yat ben koltukta yatarım zaten yarın burada kalmayacağız..." dedi tabii ben uyku sersemliğiyle pek bir şey anlamadım ve hemen gidip koltuğa yattım, Alkan sesli bir şekilde gülüp "Hadi seni yatağına taşıyalım." dedi ve beni kucağına aldı. Beni yukarı odaya taşıyıp yatağa yatırdı

"Alkan..." "Efendim." "Beni kurtardığın için teşekkür ederim..." "Bir şey değil prenses, hadi uyu yarın bizi gerçek anlamda çok yorucu bir gün bekliyor." dedi ve hafifçe gülümseyip üstümü örttü tam ışıkları kapatıp odadan çıkacakken "Alkan... İyi geceler." dedim, şaşırmış bir şekilde geri bana dönüp "Sana da iyi geceler prenses..." dedi ve gitti. Sabah uyandığımda yattığım yatağın üstünde çok güzel beyaz renkli bir elbise vardı hemen alıp üstüme giydim ve aynanın karşısına geçip kendimi incelemeye başladım elbise ip askılı mini boy bir elbiseydi, işin garip tarafı üstüme tam olmuştu, ben bunları düşünürken bir ses duydum dönüp baktığımda sesin sahibinin alkan olduğunu gördüm "Tam düşündüğüm gibi üstüne tam oturdu, ayrıca beyaz yakışmış." dediğinde hafifçe kızardım "A ah, utandın mı sen?? " dedi ve gülmeye başladı "Ne ilgisi var canım senden mi utanıcam daha seni iki gündür tanıyorum..." dediğimde gülüşü kesildi ve derin bir iç çekti "Aşağıda kahvaltı hazırladım hemen hazırlan ve aşağı in" dedi ve odadan çıkıp kapıyı kapattı bende hemen kısa kumral saçımı tarayıp salık bıraktım ve aşağıya indim zaten saçlarıma yapabileceğim neredeyse hiç model yok. Aşağıya indiğimde çok güzel bir sofra hazırlamıştı ve ben çok açtım, hemen koşarak sofraya oturdum ve yemeye başladım o sırada Alkan elinde bir tabak kıymalı börek ve çayla içeri girdi "Oooo prenses yemeğe çoktan başlamış, hayatımda ilk kez bu kadar aç bir prenses görüyorum... AÇ PRENSES!!" dedi ve gülmeye başladı ben ise onu umursamadan yemeğe devam ettim "Sana kıymalı börek getirdim." "Vaaay, en sevdiğim!!" "Biliyorum..." diye mırıldandığında birden ona döndüm "Nerden biliyorsun??" "Neyi?" "Kıymalı böreği sevdiğimi!" "Nerden bilicem, seni kurtardığımda bir tabak kıymalı böreği gömüyordun!" dedi ve kahkaha atmaya başladı, ben ise onu umursamadan kıymalı börekleri önüme çekip yemeye başladım "İnsan şunun yanına bir de ayran alır!" diye mırıldandım "Onu da aldım." dedi ve kocaman bir şişe ayranı önüme koydu işte o an kimse benden daha mutlu olamazdı bir şişe ayran ve kıymalı börek, beni mutlu etmek bu kadar kolaydı işte Alkan'da bunu anlamış olacak ki "Bir şişe ayran ve kıymalı börekle mutlu olabilen tek kızsın sanırım." dedi ve gülmeye başladı bu sefer ben de gülüyordum çünkü haklıydı bu devir de böyle şeylerle mutlu olabilecek çok az kız vardı ve bende onlardan biriydim. Kahvaltımızı edip sofrayı topladıktan sonra "Sanırım artık tehlike geçti şimdi beni evime götürebilirsin, yaptığın her şey için teşekkür ederim... " dediğimde Alkan bana anlam veremez bir ifadeyle baktı ve "Sen iyi olduğuna emin misin?? İstanbul'un en belalı tipleri senin peşinde ve seni kaçırmak istiyor, sende bunun farkında olmana rağmen eve mi gitmek istiyorsun??" diye sorduğunda neredeyse siyaha çalan gözlerimi Alkan'ınkilere dikip boş boş bakmaya başladım, evet bütün söylediklerinde haklıydı tek biri hariç, oda benim bunun farkında olduğum konusu, hayır hiç bir şeyin farkında değildim yani az önceye kadar, ben korku dolu gözlerle Alkan'a bakınca Alkan sakince bana dönüp "Tamam... Korkmana gerek yok, sanırım her şeyi bütün ayrıntılarıyla sana anlatmanın vakti geldi." dedi ve salona geçti bende peşinden tabii. İçeri geçtiğimde o çoktan kendi koltuğuna kurulmuştu eliyle bana yanındaki koltuğu işaret etti hemen geçip koltuğa oturdum ve merak dolu gözlerimi ona diktim derin bir iç çekti ve anlatmaya başladı “Ben küçükken ajan bir ailenin çocuğuydum, yani beş yaşıma kadar öyleydim... Çünkü beş yaşımda bir kaçırılma olayına kurban gittim hem de bir ELMA yüzünden (!) sabah kalktığımda tek istediğim masanın üzerindeki o elmayı yemekti ama yiyemedim masaya boyum yetmiyordu bende sandalyeye çıkıp o şekilde yemek isterken düşüp kafamı vurdum ve hastaneye gittik, hastaneye giderken yarı baygın bir haldeydim ve korkuyordum sonra hastanede bir şekilde beni kaçırdılar...”

“İyide şimdi bunları bana neden anlatıyorsun ki??” dediğimde bana ters ters bakıp “Sen her zaman bu kadar geveze misindir??” dedi işte şimdi cidden utanmıştım bir bağlantısı olmasa niye bana anlatmaya kalksın ki tüm bunları değil mi?? sus artık Pamuk, sus çünkü konuştukça batıyorsun... “İşte şimdi seni kaçırmaya çalışan bu aile aslında büyük bir çete ve uyuşturucu kaçakçılığı yapıyorlar” dediğinde azım açık bir şekilde onu dinliyordum neredeyse düşüp bayılacaktım Alkan bana bakıp bir süre sustu “Peki neden ben, beni neden kaçırmak istediler ki?? ” “Bilmiyorum, sorun da bu zaten ben hiç bir şey bilmiyorum...” dedi ve öfkeyle ayağa kalkıp ellerini saçlarının arasından geçirdi ben ise sadece ağzım açık bir şekilde onu izliyordum anlattığı şeyler çok saçmaydı ama küçüklüğünde yaşamış olduğu olaylar anlattıkları hepsi bana çok tanıdık bir hikaye gibi geliyordu ve ben nereden olduğunu bir türlü bulamıyordum...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.