Dostluk, bazen insanın en sığınacak limanı, bazen de en beklenmedik anda arkasından vurulacağı görünmez bir pusu olurdu. Melis için Hande ve Selin, yıllardır aynı sırayı paylaştığı, her sevincini, her kaygısını tereddütsüz emanet ettiği iki yakın arkadaştı. Ya da o öyle sanıyordu.
Ders çıkışı okulun yakınındaki küçük çay bahçesinde oturduklarında, Melis’in gözlerindeki o masum ışık Hande’nin içini sessiz bir hırsla dolduruyordu. Fırat gibi dürüst, çevresindeki herkesin saygı duyduğu bir gencin Melis’e olan tutkulu bağlılığı; ailelerin bu ilişkiyi el üstünde tutması ve Melis’in hayatındaki o pürüzsüz huzur... Hande ve Selin için bu tablo, kendi içlerindeki eksiklikleri yüzlerine vuran keskin bir aynadan farksızdı.
"Çok şanslısın Melis," dedi Hande, çay bardağındaki kaşığı yavaşça çevirirken. Yüzüne yerleştirdiği sahte tebessüm, bakışlarındaki soğukluğu örtmeye yetmiyordu. "Fırat senin için dünyayı yakar herhalde. Ama insan bazen korkuyor, nazar değer diye..."
"Nazar mı?" Melis hafifçe güldü. Kalbinde kötülük kırıntısı barındırmadığı için sözlerin arkasındaki gizli zehri fark edemedi. "Biz birbirimize öyle kenetlendik ki Hande, hiçbir şey aramıza giremez. Bizim temelimizde sadece dürüstlük var."
Selin, gözlerini Melis’in parıldayan yüzünden kaçırıp masanın ahşap desenlerine dikti. O akşam Melis, Fırat’la sözleştiği için yanlarından erken ayrıldığında, masada kalan iki 'dost' için maskeleri indirme vakti gelmişti.
"Her şeye sahip olmasına katlanamıyorum," diye fısıldadı Hande. Sesi nefretle kısıktı. "Neden her şey onun istediği gibi kusursuz gidiyor? Bu kadarı fazla."
Selin önce tereddütle etrafına bakındı, ama içindeki kıskançlık korkusunu çabuk yendi. "Ne yapabiliriz ki? Fırat ona körü körüne bağlı. Yıkamazsın o güveni."
Hande’nin dudaklarında karanlık bir tebessüm kıvrıldı. "En güçlü güven bile, içine düşen tek bir şüphe kırıntısıyla çatlamaya başlar Selin. Öyle bir şey yapacağız ki, Fırat ona bakarken aşktan değil, tiksintiden yüzünü çevirecek."
O gece, karanlık oda köşelerinde fısıltıyla dokunan bir iftiranın ağları örülmeye başlandı. Melis, odasının penceresinden gökyüzünü izleyip Fırat’la kuracağı geleceğin hayalini kurarken; en yakın bildiklerinin hazırladığı o zehirli tuzak, sessizce yürürlüğe giriyordu.