Tam dışarıya çıkmış evimin olduğu sokağın önünde ilerliyordum ki gördüğüm görüntüyle dona kaldım. Özgür, Beyza ile el ele tutuşmuş parka doğru ilerliyordu. Anladığım kadarla Özgür bu durumdan rahatsızdı ama olan olmuştu. İkisine doğru hızlıca koşmaya başladım. Kaslı ve dövmeli vücudu buradan bile nefes kesici gözüküyordu. En son yanına vardığımda gözleri gözlerimle buluştu ve anlamsız bir bakış attı. Tam o anda Beyza’nın elinden kurtuldu ve benim elimi tutarak parka doğru yürümeye devam etti. Elimi bırakması için debeleniyordu ama cazibesine ve kaslı kollarına karşı savaşı kaybederek ona ayak uydurdum. En son arkama baktığımda ise koşarak ve bize sinirle bakan Beyza’yı umursamadım çünkü ben onunla birlikteyken mutlu ve huzurluydum. Tam o sırada sesine bayıldığım telefonu çaldı. Elini benden ayırarak telefonu açtı ve o çok sevdiğim telefon zil sesini duymamı engelledi. Ben hala şaşkın bakışlar içerisindeyken yanımdan gitti. Benim aklımda ise tek bir şey vardı. Telefon zil sesi müziğini bulup, kendi telefonumun zil sesi yapacaktım.
Özgür’ün evinde uyanmış ve şimdi güzel evini inceliyordum. En sonunda kapalı bir kapı gördüğümde içgüdü olarak kapıyı tıklatmıştım ancak cevap yoktu. Tekrar tıklatıp yine cevap alamayınca kapıyı açtım. Gördüğüm manzara ise nefesimi kesmişti. Özgür parlak sarı saçların özenle bakım yapıyordu. Kapıyı çaldığımı duymama nedeni ise odanın tamamen telefon zil sesi olan şarkı ile dolmasıydı. Üstelik bakım malzemeleri vücuduna değmesin diye üzerini çıkartmıştı yani kaslı ve dövmeli vücudu gözlerimin önündeydi.