İçeriğe geç

Özgürlük Dansçısı

Bölüm 11 · 5 dk okuma

Özgürlük Dansçısı

Bölüm 11

Füsun'un rüyalarından:

Son bir haftadır olduğu gibi sabah yine ağrılarla uyanmıştım, yine ve yine mesada uyuya kaldığım için her tarafım tutulmuştu. Uykusuzluktan başım çatlıyordu bu projler ve sınavlar bitene kadar umarım canlı kalırdım .

Kendimi toparladıktan sonra hızlıca bir duşa girmiş, masamı toplamış,ufak bir tostdan oluşan kahvaltımı yapmış üzerime geçirdiğim montum ile anahtarımı alarak evden çıkmıştım

Aslında hasta olmamama şaşırıyordum o gün okuldan çıktıktan sonra buz gibi havada Ocak ayında denize girmiştim- bu kesinlikle kendi isteğim ile yaptığım bir şey değildi, beni mecbur etmişlerdi-,hasta olmadığıma seviniyordum. umarım bu şekilde devam ederim çünkü final haftasında hasta olmak isteyeceğim son şey bile değil

."

Teneffüs bitene kadar arkadaşlarım ile oturmuştuk sonra ben sınıfa omlar da kendi sınıflarına gitmişlerdi.

Öğleden sonraki sınavlarımdan bir tanesine girmiştim bir tanesi kalmıştı ama ben kendimi acayip kötü hissediyordum boğazım çok ağrıyor başım dönüyordu nefes alırken bile zorlanıyor hırıltılı nefesler alıyordum. Hasta olmuştum, biliydim ben böle olacağını, dayanmam lazımdı sadece bir sınav kalmıştı sonrasında evime gidip dinlenebilirdim, hastalığım kimseye bulaşmasın diye kantinden siyah bir maske alıp takmıştım, sınavıma bir ders kalmıştı.

Sınavdan çıkmıştım, sınavı öyle bir bitirmiştim ki büyük ihtimalle düşük not alacaktım çünkü kafam hiç yerinde değildi saçlarım terden alnıma yapışmıştı, midem bulanıyordu gerçekten vahim haldeydim, sadece denize girmemden olmadığını biliyordum bir haftadır kendime hiç dikkat etmemiştim geceler boyu uyumamış onlarca kahve içmiştim şimdi bedelini ödüyordum ama şuan hastalığımı düşünecek halde değildim hem haftanın bitmesine iki gün kalmıştı cuma gününden sonra bitiyordu sınavlarım sanırım dayanabilirdim.

Uzun bir yürüyüşten sonra eve gelmiştim normalde hızla geldiğim yol bu sefer bitmek bilmemişti, eve geldikten sonra hemen ılık bir duş almış üstümü değişmiştim , yarın olacak sınava daha öncesinden çok çalıştığım için bugün çalışmayacaktım en azından bugün dinlenebilirdim.

Geceliklerimle salona inmiş kendime zorda olsa ramen yapmıştım , yemeğimi yedikten sonra bir ağrı kesici içmiştim ama midem bulandığı için ilacı içtikten sonra içimde ne varsa çıkarmıştım. Klozetin başında yere çökmüş midemi tutuyordum bir süre daha bekledikten sonra daha fazla kusmayacağımı anlamış kalkıp elimi yüzümü yıkamıştım , bir kez daha kusarım korkusu ile ilaç da içmemiş tim ama kustuğum için şuan biraz daha rahattım sadece başım ve boğazım ağrıyordu güzel bir bitki çayı da bir süreliğine boğaz ağrımı dindirirdi

Bitki çayımı içtikten sonra çabucak yatağa girmiş kendimi uykunun kollarına bırakmıştım.

Perşembe günü aşırı hasta olmama rağmen başarı ile sınavları bitirmiştim, bugün ise düne göre çok çok daha kötüydüm sınavları zar zor bitirmiştim, şimdi ise okuldan çıkıyordum.

Sınavları bitirmiş olduğum için üstüme bir hafiflik çökmüştü ama hala ayaklı ölü gibiydim.

~~

Uzun, çok uzun bir süredir kimsesizdim tek bir arkadaşım yanımda olan tek bir insan yoktu, yalnızlığın en dibini yaşıyordum resmen , hasta olurdum kimse ilgilenmezdi , düşerdim kimse yaramı sarmazdı, ağlardım hıçkırıklarımı kimse duymazdı, kanardım geceler boyu tek bir insan bile kanlarımı görmezdi, ruhumda olan kanatlar kırılırken dünyanın duyacağı bir çığlık attım ama fısıltısı bile gitmedi insanların kulağına, uzun çok uzun zaman önce kanatlarımdaki tüyleri teker teker döktüm, kırıldılar sonra , çatırtısı kulağıma kadar gelmişti, çok geçmeden yandılar, külleri dünyanın her bir yerine dağıldı, kanatlarım yandıktan sonra ben her gün acı ile başa çıkmaya çalıştım, kanatlarımın yokluğunu ruhumun en derininde hissettim, ağladım bağırdım çağırdım, tek bir insan bile görmedi.

Şimdi ise kanatlarımı onarmaya çalışan bir insan vardı benim yaralı ruhumu sarıp sarlamayan,bana iyi gelen, her ağladığımda yanımda olacağını söyleyen, benimle beraber ıslanan, benimle beraber üzülen, benimle beraber hayatla başa çıkmaya çalışan, benimle beraber bu yolu yürüyen biri vardı , o sadece benimle yürümüyor , benim her bir yaramı sarıyordu, dünyanın her bir yerinde olan küllerimi teker teker bulup getiriyor, onlar birer siyah inciymiş gibi ruhuma emanet ediyordu.

~~

Yağmur altında uzanan bedenin yanına uzandım sakince derin nefesler alarak

-Ne yapıyorsun? dedi

" Söz vermiştim seni kurtaramazsam yanına uzanıcam seninle beraber düşücem diye seni kurtaramadım şimdi seninle beraber dibe batıyoruz ya beraber kurtulacağız yada beraber öleceğiz"

~~

Annesin evinde asılı tek resminin önünde duran kadının dudaklarından fısıltı ile bir şarkı dökülüyordu sözlerini değiştirdiği bir şarkı

"Bir küçücük aslancık varmış"

"Kırlarda ko-ko-ko-koşar oynarmış"

"Annesi onu çok çok severmiş"

"Aslancık koşarken ayağına camlar batmış "

"Küçük aslancık çokça yaralanmış"

"Küçük aslancık çocukmuş, büyümüş kadın olmuş"

Kadın aldığı derin nefeslerle elindeki cam parçasına baktı mırıldanmaya devam etti

"Annesi aslancığı hiç hiç sevmemiş"

"Aslancık koştuğu kırlarda son son nefesini vermiş"

~~

Yavaşça gözlerimi açıyordum, ilk bir kaç saniye nerde olduğumu anlamakta güçlük çektim, zihnim yavaş yavaş açılırken masa başında uyuya kaldığımı gördüm hızlıca telefonumdam saate baktım saat sabahın altısıydı okula gitmeme iki saat vardı proje ödevlerini yetiştireyim derken yine masa başında uyumuştum bu hafta beşinci oluyordu ve bedenim bunu kaldıramıyordu artık son bir hafta yaralı halimle o kadar zorlanmıştım ki bir yandan ödevleri yetiştirmeye çalışıyor bir yandan projelerimi bitiriyordum yaklaşan sınavlar da cabasıydı gerçekten kendime çok fazla yüklenmiştim aşırı fazla stres yapıyor geceleri uyku uyuyamıyordum, bileğim ise son bir hafta içinde yavaşça iyileşiyordu iyiye giden tek şey bu olabilirdi

Masanın üstündeki eşyalarımı toplayıp duşa girdim basit bir kahvaltıdan sonra okul için hazırlanıp evden çıktım, kulağımda kulaklığım vardı sakin bir şekilde yürüyordum son zamanlarda evden erken saatte çıkıyor sahilde biraz yürüdükten sonra okula gidiyordum sahil dinlenebildiğim tek yerdi yine ordaydım kulaklığın sesini kapatıp denizin sesini dinledim gözlerimi kapatmıştım huzuru bulduğum nadir anlardandı

Orda bir süre daha dinlendikten sonra okula gittim. İlk dersim coğrafyaydı ve projemi teslim edecektim öğretmenim benden bir dağ modeli istemişti bende Japonya'daki Fuji Dağının maketini yapmıştım gerçekten bunun için çok uğraşmıştım

Umarım beğenirdi yoksa bu ödevi tekrar yapacak dermanım yoktu

Yaklaşık on dakika sonra öğretmen gelmiş ders başlamıştı tabiki ilk iş olarak projeleri kontrol etti benden öncekilere de benim gibi maket ödevi vermişti ama onlarınkini incelediğim zaman büyük eksiklikler görüyordum hoca buna rağmen çoğuna yüksek not vermişti sıra bana gelince maketimi alıp yavaş adımlarla hocanın yanına ilerledim kendimden emin yürüyordum taki tuvalete gitmek için kalkan çocuk bana çarpana kadar koşarak gidiyordu ve sertçe bana çarpmıştı tabiki doğal olarak yere düştüm hemde yaralı bileğinin üstüne yeni yeni iyileşmeye başlamışken bu hiç hoş olmamıştı bütün sınıfın alaycı bakışları altında kalmıştım

Kafamı kaldırıp projeme baktığım zaman düşüşün etkisi ile mahvolduğunu görmüştüm hem ayağımın acısı hemde projemin mahvolmuş olması ile gözlerim dolmuştu

Zorlukla ayağa kalkıp öğretmene baktım alaycı bakışları üstümdeydi

-Hocam ben ..

Devamını getirememiştim hoca sözümü kesmişti

"Gerçekten bir maketi taşıyamayacak kadar beceriksizmisin Füsun ha bu kadar salak olmana inanamıyorum."

Söylediği şeylerle kan beynime sıçramıştı bana hakaret etmeye hakkı yoktu

"Bana hakaret etneye hakkınız yok ."

"Şimdi de öğretmene saygısızlık mı yapıyorsun Füsun gerçekten hiç aile terbiyesi görmemişsin unutmuşum zavallı ailenin seni terbiye edecek zamanı olmamıştı doğru ya ".

~~

Söz veriyorum imkansız dediğin herşeyi önüne sericem sevgilim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.