İçeriğe geç

Özgürlüğün Farkındalığı

Bölüm 11 · 2 dk okuma

Özgürlüğün Farkındalığı

Bölüm 11

Neden Ben?

Neden Ben?

Hayatım boyunca kendime defalarca aynı soruyu sordum:

Neden ben?

Neden bazı şeyleri yaşamak zorundayım?

Neden istediğim şeylere ulaşmak bu kadar zor?

Neden bazı insanların hayatı sanki kendiliğinden ilerlerken, ben her adımımı mücadele ederek atıyorum?

Bir süre bu soruların cevabını dışarıda aradım.

İnsanlarda.

Şartlarda.

Ailemde.

Paramda.

Zamanda.

Hayatta.

Hatta bazen şansa bile kızdım.

Sonra bir gün fark ettim ki, belki de asıl soruyu yanlış soruyordum.

Belki soru “Neden ben?” değildi.

Belki soru:

“Ben bundan sonra neyi seçiyorum?” olmalıydı.

Çünkü hayatımda kontrol edemediğim çok fazla şey vardı. Nerede doğduğumu, geçmişte yaşadıklarımı, insanların bana nasıl davrandığını, karşıma çıkan bazı zorlukları değiştiremezdim.

Ama düşüncelerimi değiştirebilirdim.

Kendime anlattığım hikâyeyi değiştirebilirdim.

Ve belki de çekim yasasını ilk kez burada anlamaya başladım.

Çekim yasası benim için gökyüzünden istediğim şeylerin düşmesi değildi.

Sadece bir şeyi çok istemenin onu bana getireceğine inanmak değildi.

Benim için çekim yasası, dikkatimi neye verdiğimi fark etmekti.

Çünkü sürekli “Ben şanssızım.” dersem, hayatımdaki her şeyi şanssızlığımın kanıtı olarak görmeye başlayabilirdim.

“Ben yapamam.” dersem, karşıma çıkan ilk engelde geri çekilebilirdim.

“Benim hayatım hep böyle olacak.” dersem, başka bir ihtimali fark etmeyebilirdim.

Ama kendime:

“Benim için başka bir hayat mümkün.”

demeye başladığımda bir şey değişti.

Önce hayatım değil.

Ben değiştim.

Hayallerime bakışım değişti.

Korkularımla konuşma şeklim değişti.

Karar verme şeklim değişti.

Ve attığım küçük adımlar değişmeye başladı.

Belki çekim yasasının en önemli kısmı da buydu.

İnsan bazen istediği şeyi hayatına çekmekten önce, o şeyin mümkün olduğuna inanmayı öğrenmek zorunda.

Ben özgür bir hayat istiyorsam, önce kendimi özgürlüğe layık görmeliydim.

Kendi paramı kazanmak istiyorsam, kendimi sadece başkalarının vereceği paraya mahkûm biri olarak görmemeliydim.

Dünyayı görmek istiyorsam, “Benim için çok zor.” cümlesinin yerine “Bir yolunu bulacağım.” demeyi öğrenmeliydim.

Ve belki de en önemlisi:

Kendimi sürekli eksik, geç kalmış ve yetersiz biri olarak görmekten vazgeçmeliydim.

Çünkü insanın kendisi hakkında kurduğu cümleler, zamanla hayatını nasıl yaşayacağını da etkiliyor.

Ben artık her istediğim şeyin sadece düşündüğüm için gerçekleşeceğine inanmıyorum.

Ama şuna inanıyorum:

Düşüncelerim yönümü değiştirir.

Yönüm seçimlerimi.

Seçimlerim davranışlarımı.

Davranışlarım da hayatımı.

Bu yüzden artık “Neden ben?” diye sorduğumda, kendime başka bir soru soruyorum:

“Neden ben olmayayım?”

Neden ben özgür olmayayım?

Neden ben istediğim hayatı kurmayayım?

Neden ben dünyayı görmeyeyim?

Neden ben başarılı olmayayım?

Neden ben sevdiğim işi yapmayayım?

Neden ben kendime ait bir hayat yaratmayayım?

Belki de yıllarca önümde duran en büyük engel hayat değildi.

Belki de kendi zihnimde oluşturduğum sınırlardı.

Ve şimdi o sınırları tek tek kaldırıyorum.

Her gün biraz daha.

Çünkü artık biliyorum:

Hayatımın bütün şartlarını seçemem. Ama hayatıma hangi düşünceyle bakacağımı seçebilirim.

Ben neye odaklanırsam, onu daha fazla fark ederim.

Neye inanırsam, ona göre hareket ederim.

Ve ne için cesaret edersem, onun için bir yol yaratma ihtimalim artar.

Bu yüzden artık geçmişime bakıp “Neden ben?” demiyorum.

Geçmişimi değiştiremiyorum.

Ama geleceğime bakıp şunu söyleyebiliyorum:

“Neden ben olmayayım?”

Belki de özgürlüğün ilk adımı tam olarak budur.

Hayatın sana ne vereceğini beklemek yerine, kendi hayatına dair ilk inancı kendin seçmek.

Ve ben artık kendime şunu seçiyorum:

Benim için daha fazlası mümkün.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.