Elimdeki kağıtlara bakıyordum. Aklım tamamen karma karışıktı, oyun bitmiş miydi? Yoksa ben mi öyle sanıyordum.
Düşüncelere dalmıştım, ta ki bir ses duyana kadar . *Bu ses ama nasıl olur...*
"Sen" demekle yetinebildim sadece. En son hatırladığım şey kafama ağır bir darbe aldığımdı. Gözlerimi açtığımda her şeyin başladığı yerdeydim.
Bı an kağıtlar geldi aklıma, etrafa bakınmaya başladım .
Tekrar aynı sesi duymuştum. Tok ve sakin bir ses tonuyla "o kağıtları nasıl bu kadar kolay alabildiğini düşünmemen ne kadar aptalca" dedi.
Bu sesin kime ait olduğunu çok iyi biliyordum 'Ayaz' .
Arkamı döndüm . " Şaşırdın değil mi" dedi sinsice gülerek.
" Ama sen o gün..." dedim kısık bir sesle .
"Evet, o gün. O gün beni herkes yanarak öldü sandı, aslında amacım da buydu. Böylece kağıtların benle birlikte yandığını düşüneceklerdi. Ama yalnızca sen kağıtların yanmadığını ve yerini bilecektin.
Ve direkt kağıtların peşine düşecektin."
Çok büyük bir oyuna gelmiştim. Ben böyle bir şey yapacağını nasıl tahmin edemezdim.
İşte o an anlamıştım
Asıl oyun şimdi başlıyordu...
Tehditkar bir biçimde "Neden beni buraya getirdin" dedim.
Çünkü o da biliyordu burayı hiç sevmediğimi.
Sakinliğini koruyordu ben ise onu parçalamamak için zor duruyordum.
"O lanet olası kağıtlar nerede" dedim.
Sadece gülmekle yetindi.
Bir anda yataktan kalktım. Bu bir kabus muydu, Neden bir anda geçmişi hatırlatmıştım, Yoksa bu bir işaret miydi?
O günden sonra 2 senedir onu ve kağıtları arıyordum. Su içmek için kalkıp masaya yöneldim. Bardağa suyu doldurup içerken masanın üzerinde bir not fark ettim. Bu notu koyduğumu hatırlamıyorumdum.
Nota bakmak için lambayı açtım. Notu okuduğumda ağzımdaki suyu bir anda püskürtmüştüm.
Notta:
Oyun başladı, tik tak zaman işliyor.
Yazıyordu.
Nasıl yani kim yazmıştı bu notu, yoksa...
Ama nasıl olur ? 2 sene sonra...
Guruptan bizimkileri aradım. İkiside açtı. " Gecenin 3 ü saat neden aradın?" dedi Kerim.
İpek" belli ki önemli bir şey oldu" dedi.
" Evet önemli bir şey oldu..." Hemen nottan bahsettim. Kerim" Ama nasıl olur 2 sene sonra birden ortaya çıkması bence bu işte bir iş var" dedi.
"Bilmiyorum" dedim. " Bildiğim tek şey zamanımızın kısıtlı olduğu, bu yüzden yarın her şeyin başladığı yere gitmemiz gerekiyor "
Kerim" Acele etme" dedi. İpek "Evine nasıl bu kadar rahat girebilir kamera olduğunu nasıl anlamaz"
İçimden * Doğru ya kameralar..."
Kerim " 30 dakikaya seni almaya geleceğim" dedi.
Telefonu kapatmıştım . Elimdeki nota bakıp düşünmeye başladım. Aklımda bir sürü düşünce vardı. *Artık onu daha rahat bulabilirim, bana sandığımdan daha yakın vb.*
Düşüncelerimi bölen şey kapının çalması oldu.
Gidip kapıyı açtım . Gelen Kerim'di.
İçeri girip sınırlı bir şekilde " Neden gelenin kim olduğunu kontrol etmiyorsun , ya gelen ben olmasaydım." dedi. Bende ona dönüp " Tamam sakin ol , ama zaten bu saatte kimse gelmezdi , ve senin geleceğini biliyordum. " dedim.
Sinirli bir şekilde "Emin misin ? Ama bakıyorum da Ayaz gecenin bir yarısı not bırakmak için evine geliyor" dedi.
Haklıydı. Önce kim diye kontrol etmeliydim. Ama bence biraz abartmıştı. " Tamam, haklısın "
Arabaya binip yola çıkmıştık. İkimizde sessizliğimizi koruyorduk.
Elimdeki notu sımsıkı tutuyordum.
Kafamda bir sürü soru vardı. Bu soruların cevaplarını bir gün bulacağımı biliyordum.
Araba durmuştu. Kerime dönüp "ama daha eve gelmedik ki araba mı bozuldu acaba inip baksak" dedim . Kerim tam bir şey diyecekti ki ben arabadan inip tekerleklere bakmaya başladım.
Kerim peşimden inmişti . " Eee tekerleklerde bir şey yok." Kaportayı açıp incelemeye başlamıştım.
Kerim * Siyah saçları ,çene hatları , gözleri hepsi çok güzel* diye içinden geçiriyordu. Kafamı kaldırıp Kerim'e baktım . Beni çok dikkatli inceliyor gibiydi.
"Hey, neden öyle bakıyorsun" Kerim bir anda ne yaptığının farkına vardı.
"Ha ş-şey , arabayı bilerek durdurdum sana tam söylecektim hemen arabadan indin" dedi. İçinden * off kahretsin fark etti* diye geçirdi.
" Haa , anladım da neden durdurdun?" Bir anda önden yürümeye başladı. "Beni takip et" dedi.
Hiç bir şey sormama izin vermeden önden yürüyordu . Bende onu takip etmeye başladım.
İpek'e hemen mesaj yazmıştı Kerim. "Araba bozuldu biraz geç geleceğiz." diye.
Biraz yürüdükten sonra bir ışık gördüm. Kerim'e " Burası neresi?" dedim. Kerim cevap vermedi . * Offf* dedim içimden.
Biraz ilerleyince buranın bir restoran olduğunu gördüm." Zaten acıkmıştım iyi oldu buraya geldiğimiz ."dedim.
Restorana girmiştik hemen bir masaya oturduk . Garsonlar önümüze menü getirmişti .
Hemen bir şeyler sipariş edip yemeye başlamıştık. Kerim " yavaş ye boğulacaksın." dedi. Ağzımda yemekle "Bir şey olmaz." dedim.
Yemeği bitirmiştik . İkimizde sade kahve sipariş etmiştik. Bir yandan kahvemizi yudumlayıp , bir yandan da konuşuyorduk.
" Artık işimiz çok daha kolay, hemen onu bulmalıyız." dedim. Kerim "Çok acele ediyorsun " dedi. Ona dönüp " sen hep böyle söylüyorsun " dedim.
"Ama doğru söylüyorum. Böyle giderse kendi sonunu kendin getireceksin" dedi.
*Kendi sonunu kendin getireceksin , ne kadar da anlamlı bir cümleydi aslında . Fakat Alena bu cümlenin önemini ne zaman anlayacaktı.*
Alena fazla umursamamıştı.
Kahveleri bitmişti . Arabaya doğru ilerliyorlardı. Alena ağacın üstünde kırmızıyla yazılmış bir şey fark etmişti.
Kerim'e dönüp " Şu yazı daha önce de burada mıydı?" dedim.
" Hatırlamıyorum " dedi Kerim.
Ağaçtaki yazıya doğru ilerlemeye başladım. Ağacın oraya geldiğimde telefonumun fenerini açtım. Yazıyı okuyunca başımdan assagi bir kova soğuk su dökülmüş gibiydi.
Yazı sanki insan kanıyla yazılmış gibiydi.
Yazıda
Seni burada görmek ne güzel
ALENA.
Yazıyordu.
* Nasıl yani burada mıydı. Olamaz ama nasıl...*
Kerim hemen yanıma geldi. Ben çok değişik duygular içerisindeyim. Sinir krizi geçiriyordum . Kerim hemen beni tuttu . Kerim'e vurmaya başladım bir yandan da söyleniyordum."Nasıl , nasıl onun burada olduğunu fark edemem." Kerim "üzgünüm " dedi . Ne yapacağını anlamıştım . Burnuma bez dayadı . Bayılmıştım.
Kerim beni alıp arabaya bindi, arabayı sürmeye başladı. Bir süre sonra eve varmıştık. Kerim beni arabadan çıkaıp kucağına aldı. İçeri girdik. İpek salonda oturmuş bekliyordu. Kerim hemen Alena'yı misafir odasına çıkardı ve orada ki yatağa yatırdı .
İpek endişeli bir şekilde Kerim'e "Alena'ya ne oldu?" diye sordu. Kerim İpek'e olanları anlattı.
İpek çoktan yatmaya gitmişti. Ben ise Alena'yı düşünmekten uyuyamıyordum . İçimden *ona zarar gelecek diye çok korkuyorum, Ayaz'ı ararken en büyük zararı kendine veriyor.Ah be kızım neden böyle yapıyorsun ki sırf birkaç kağıt için ...*
Yan tarafa döndüğümde Alena'yı gördüm.
Uyanmıştım,merdivenlerden aşağı iniyordum ki Kerim'in kendi kendine konuştuğunu gördüm. Onun yanına doğru ilerliyordum ki ne söylediğini duydum.
Ne dediğini duyunca biraz sinirlenmiştim. Onun yanına gidip"o kağıtların benim için önemini bilmeden böyle söyleyemessin!" dedim. "O zaman söyle Alena , söyle ki bilelim o kağıtlar neden bu kadar önemli, üstelik canını tehlikeye atacak kadar önem veriyorsun bu kağıtlara".
"Anlamıyorsun, zamanı gelince söyleyeceğim zaten...". Ayağa kalkıp
" Ne zamanı , iki sene oldu Alena . Koskoca iki sene. İki senedir ölümüne o kağıtları arıyorsun , sebebini sorunca da zamanı gelince söyleyeceğim diyorsun. "
Haklı olduğunu düşünüyordu, bende onun yerinde olsam bende öyle düşünürdüm. O yüzden daha fazla bir şey söyleyemiyordum.
" Neyse geç oldu uyuyalım, iyi geceler " dedim. Konuşmasına izin vermeden hemen odaya çıktım.
Sabah erkenden kalktım,elimi yüzümü yıkayıp üzerimi değiştirdim.
Bodrum kata indim. Burası her zaman antrenman yaptığımız yerdi .
Onlarla tanıştığımdan beri beni burada eğittiler. Onlara çok minnettarım. Çünkü onlar sayesinde Dünya'nın en ünlü mafyaları arasındayım. Benle kimse baş edemiyordu. Bir kişi hariç "Ayaz".
Antrenman yapmaya başladım. Önce koşu bandı vb. sonra da atış denemesi yapmak için ormana gitmiştim. Atış denemesi yapmayayapmaya başladım.
Bütün şişeleri tek atışta vurmuştum.
"Vovv" diye bir ses duydum ve arkamı döndüm. Kerim'di. " Çok iyisin" demişti. Dün akşamdan sonra böyle davranmasına çok şaşırmıştım açıkçası. *Neyse,zaten küsmeye niyetim yoktu , hiçbir şey olmamış gibi yapması daha iyi.* diye geçirdim içimden.
"Tam da Dünya'nın en iyi mafya..." cümlesini tamamlamasına izin vermeden yanına gidip ağzını elimle kapattım. " Sen ne yapıyorsun , ya biri duyarsa ve yüzüm ve kimliğim ifşa olursa ." dedim . O da " Hey, merak etme burada kimse olmaz." dedi. Bir anda ağaçların arasından bir çıtırtı duyduk. Hemen o tarafa doğru gitmeye başladım ama kimse yoktu.
" Sakin ol yabani hayvan felandır, sonuçta burası orman " dedi. Ona dönüp" umarım , hem ne olursa olsun böyle bı yerde söylemelisin." dedim. "Tamam tamam bir daha yapmam." dedi.
Eve gitmiştik. İpek sofrayı kurmuş bizi bekliyordu. " Ooo İpek hanım yine döktürmüşsünüz" dedim.
" Teşekkür ederim " dedi . Yüzündeki kocaman tebessümle.
Kahvaltıyı yapmış oturuyorduk
"Bugün bodrum katta spor felan yapalım" dedi İpek. Tamam dedik.
Akşama kadar bodrum katta spor atış denemeleri yaptık . Çok yorulmuştuk.
"Ben çok açım" dedim. İpek pizza ve kola sipariş ettim " dedi. Sen harikasın deyip sarıldım.
Bodrum kattan yukarı çıktık. Koltukta oturuyorduk . Kapı çaldı . " Ben bakarım " dedi Kerim. Kapıyı açtı pizzaları ve kolaları aldı . Hemen yedik. Ve yatmaya gittik.
Odama çıkıp duş aldım ve yatağıma uzandım. Ayaz'ı düşünmeye başladım. Düşündükçe çok kötü oluyordum. O yüzden uyumaya karar verdim.
Gece 3 gibiydi bir ses duydum. Camdan tarafa baktım cam açıktı. Camın açık olduğunu hatırlamıyordum. Ayağa kalkıp camı kapatırken kafamda bir şey hissettim . " Sonun geldi " dedi. Bu ses Ayaz'ındı.
Tetiği çekti. Ateş etme sesi duydum.



