İçeriğe geç

ÖYLE OLSUN (Texting)

Bölüm 26 · 4 dk okuma

ÖYLE OLSUN (Texting)

Bölüm 26

2.6

Atlas telefonundan saati son bir kez kontrol etti. Buluşmak için anlaştıkları saati on beş dakika geçmişti. Atlas ne kadar dakik bir insansa Neşe de bir o kadar her yere geç kalan tiplerdendi.

Atlas ellerini ovuşturup azıcık da olsa ısınmaya çalıştı, boş olan banklardan birine geçip oturdu. Gözünü önünde uzanan denize çevirip beklemeye devam etti. Buluşmak için ilk görüştükleri yeri yani sahil kenarını seçmişlerdi. Buraya geldiği anda Neşe'nin anlattıklarını yeniden hatırladığı için morali bozulsa da bunu düşünmemeye çalıştı. Neşe'nin karşısına aşık bir suratla çıkmak istemiyordu.

Sabırsızca bakışlarını etrafında dolaştırdı. Sonunda gözleri aradığı kişiyi bulduğunda dudaklarına güzel bir gülümseme yerleşti. Neşe birkaç metre öteden koşar adımlarla ona doğru geliyordu. Fazlasıyla telaşlı görünüyordu, yürürken ayağının takılmasıyla az kalsın düşecekti. Bu ânı görünce yerinden ayaklandı Atlas. Ama olduğu yerde kalmıştı çünkü Neşe kendi kendine bir şeyler söylenip yeniden ona doğru yürümeye başladı. Bu halleri çok tatlı geliyordu Atlas'a, bu yüzden yanına gelene kadar dudaklarındaki gülümseme varlığını korudu.

"Ben geldim,"dediğinde zafer kazanmış bir eda vardı sesinde. "Hoş geldin,"diyerek cevapladı Atlas. "Bir an gelmeyeceksin sandım."dediğinde muzip bir şekilde gülüyordu. Normalde beklemekten hoşlanmasa da Neşe'yi beklemek onun için hiç sorun değildi.

"O kadar da geç kalmadım Atlas," derken geçip banka oturdu Neşe. Yolda fazlasıyla yorulmuştu. Atlas da Neşe'nin yanına oturduğunda Neşe anlatmaya başladı. Atlas ise pür dikkat dinledi. Sıkılmadan, konuşmadan bazen de ne dediğini umursamadan sadece dinledi. Neşe yeterki konuşsun, Atlas hep dinlerdi.

"Evden bir türlü çıkamadım, çıkınca minibüsü kaçırdım. Yürüyerek geleyim dedim tek başına ağlayan bir çocuk gördüm,onunla ilgilendim. Kaybolmuş biliyor musun? Neyseki annesinin telefon numarasını biliyordu da aradık konuştuk. Anlayacağın onları kavuşturdum. Sonra neredeyse geldiğim anda düşüyordum onu sen de gördün zaten." Kısa bir ara verip soluklandı Neşe. Hızlı hızlı anlatmıştı her şeyi. "Anlayacağın biz buralara kolay gelmedik beyefendi. Sen dua et sadece on beş dakika geç kaldım!"

Neşe sonunda söyleyeceklerini bitirdiğinde bakışlarını Atlas'a çevirdi. Dikkatle kendisini izliyordu. Ne yapacağını bilemeyip gözlerini denize çevirdi. Onun için buraya gelmek gerçekten zorlu bir süreç olmuştu. Yapacak bir şey yoktu, buluşmak isteyen de kendisiydi sonuçta. İçindeki dürtüye engel olamıyordu, görüştükleri günden bu yana Atlas'ı yeniden görmek istiyordu. Onun yanında kendini iyi hissediyordu. Yanına gelirken de sürekli telaştan eli ayağına dolaşmıştı. Kaç defa düşme tehlikesi atlattığını bir yerden sonra saymayı bırakmıştı. Neyseki sonunda bu yolculuğu tek parça bir şekilde bitirebilmişti.

Atlas karşısında bıcır bıcır konuşan kızdan gözlerini alamıyordu. Ateşe yürüdüğünün farkındaydı ama bu ateşten uzak durmak çok zordu. Çabalasa da başaramıyordu.

"Sorun değil beklerim ben,"deyip derin bir nefes aldı Atlas. "Sen yeter ki gel,"diyerek sözlerini tamamladığında ormanı andıran yeşil gözler gözleriyle buluştu. Zorlukla yutkundu, bu bakışlar sonu olacaktı.

Neşe hissettiği anlam veremediği duyguyla konuyu değiştirme ihtiyacı hissetti. "Eee ne yapıyoruz bugün?"

Gülümsedi Atlas, dakikalardır yaptığı gibi. Neşe'nin utanınca kızaran yanakları, telaşla konuyu değiştirme çabası çok hoşuna gitmişti."Sen buluşalım dedin sen söyle, ne yapacağız?"

Neşe'nin düşünmeye ihtiyacı yoktu. Hazırlanırken bütün günü planlamıştı zaten. Yapmak istediği şeyler belliydi.

"İlk olarak gidip bana kitap alacağız,"dediğinde Atlas istemsizce kıkırdadı. "Niye gülüyorsun Atlas?!"

Atlas gülüşünü kesip "Afedersin,"dedi. "Devam et lütfen."

Neşe'nin modu düşmüştü bir kere. Gözlerini kısıp "Sen benimle alay mı ediyorsun?"diye söylendi. "Tamam belki senin kadar başarılı değilim ama bizim de kendimize göre yeteneklerimiz var yani! Herkes süper zeka olmak zorunda değil, değil mi?"

"Sen bana süper zeka mı dedin?"

Neşe gözlerini devirdi, artık bu adamın egoistliği karşısında şapka çıkaracaktı. "Yok sen süper zeka değilsin, süper egosun sen!"deyip oturduğu yerden ayaklandı. "Kalk hadi bir sürü yere gideceğiz, oyalanma."

Atlas ayağa kalkarken "Ben egoist değilim!"diye itiraz etti. Neşe ise bu lafa göz devirmekle yetindi ama Atlas bunu görmemişti. Kesinlikle egoistti, farkında değildi. Fakat onun bu egoistliği saçma bir şekilde Neşe'nin hoşuna gidiyordu. Kendi kendine havalanırken bile Neşe'nin gözüne tatlı görünüyordu.

"Neşe beklesene beni!"deyip koşturdu Atlas. Çünkü Neşe onu takmayıp hızlı hızlı ilerliyordu. Atlas'ın seslendiğini duysa da yavaşlamamıştı.

Atlas kendi haline gülüp yeniden seslendi. "Neşe!"

Aradaki mesafe kapanmış Atlas sonunda Neşe'ye yetişmişti. Onu durdurmak için koluna uzandığı anda Neşe aniden durup arkasına döndü. Atlas'ın arkasında olduğunu bilmiyordu, döndüğü anda sert bir şekilde karşısındaki kişiye çarpmıştı. Bu kişi tabi ki Atlas'tı. Çarpıştıklarında Neşe geriye doğru sendeledi, refleksle kolunu Neşe'nin beline doladı Atlas.

Atlas'ın göğsüne çarptığı için acıyan burnunu tuttu Neşe. Gerçekten canı çok acımıştı. "Niye arkamda olduğunu söylemiyorsun Atlas?! Burnum kırıldı!"

"Söylemiyor muyum?"diye şaşkınlıkla sordu Atlas. "Bağırıyorum bir saattir sana! Hem aniden duran sensin."

Neşe bir şey söylemeyip acıyan burnunu ovuşturdu. Sanki burnunu kayaya çarpmıştı. Umarım kırılmamıştır diye düşündü. Acıyla "Off!"diye söylendi. Atlas elini Neşe'nin çenesine yerleştirip başını kaldırdı. Yüzleri arasında bir karış mesafe ya var ya yoktu. Baş parmağıyla Neşe'nin burnuna dokunup "Özür dilerim,"diye mırıldandı. "Çok mu acıyor?"

Neşe karşısındaki kömür karası gözleri görünce bir an ne olduğunu unuttu. Belini sımsıkı saran kolun varlığını hissetti sadece, bu gözlerde gördüğü şefkati hissetti. Ağrısı falan kalmamış uçup gitmişti.

Gözlerini kırpıştırarak geri çekildi Neşe. "Yok geçti acısı,"diye mırıldanıp yine önden önden yürümeye başladı. Hızlanan nefesini düzene sokmaya çalıştı.

Atlas sanki bir mıknatıstı, Neşe'nin kalbi ise bir demir parçası. İstemsizce ona çekiliyordu ve buna engel olmak imkansızdı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.