İçeriğe geç

ÖYLE OLSUN (Texting)

Bölüm 15 · 5 dk okuma

ÖYLE OLSUN (Texting)

Bölüm 15

1.5

Neşe akşamüstü evine döndüğünde oldukça heyecanlı hissediyordu. Aslında yaşadığı basit bir olaydı ama onu şaşırtmış ve mutlu etmişti. Hemen gidip olanları Atlas'a anlatmak istiyordu.

Salondan geçerken babasının televizyon karşısında oturmuş haberleri izlediğini gördü. Kısa bir an duraksadı adımları. Babasının bakışları hiç kendisine dönmemiş sadece ekrana bakıyordu. Ama izlemediğine emindi Neşe. Televizyonda saatlerce aynı kanal açık kalır ve babası sadece bakardı. Sık sık da o koltukta uyuyakalırdı.

Neşe yine de "Ben geldim baba."diye seslendi. Beklediği gibi hiçbir tepki alamadı. Burukça gülümsedi. Artık eskisi kadar acıtmıyordu ya da acıya alışmıştı.

Daha fazla durmadı salonda, odasına geçti. Kolundaki çantayı bir kenara koyup yatağına oturdu. Sonra telefonunu almayı unuttuğunu fark etti ve sitemle kalkıp çantasından telefonunu aldı. Yerine geçip oturdu. Heyecanla mesajları açtı. Atlas'la olan sohbete girip yazmaya başladı.

Neşe: Atlas!

Neşe: Sana bir şey anlatmam lazım

Atlas'ın anında çevrimiçi olmasıyla gülümsedi. Her yazdığında direkt cevap vermesi çok hoşuna gidiyordu.

Atlas: Anlat hadi dinliyorum.

Neşe: Dinlemiyorsun Atlas okuyorsun :)

Neşe yazdığı mesajdan sonra aslında neden aramıyorum ki diye düşündü. Zaten mesaj yazmaya da üşeniyordu. Bu yüzden aramaya karar verip ekranın sağ üst köşesindeki arama kısmına bastı. Ardından telefonu yan tarafına bıraktı, ve karşısındaki aynaya bakıp istemsizce saçlarını düzeltmeye başladı. Fakat bilmediği bir şey vardı, sesli arama yapmak isterken farkında olmadan görüntülü aramıştı ve hiç bakmadan bıraktığı telefonunun ekranı doğrudan kendisini gösteriyordu.

Atlas Neşe'den gelen mesajla gülümsemişti, kendisiyle alay ediyordu hanımefendi. Ama bu gülümseme ekranında gördüğü görüntülü arama yazısıyla bir anda yerini şaşkınlığa bıraktı. Bunu hiç beklemiyordu işte. Birkaç saniye ekrana bakakaldı. Acaba yanlışlıkla falan mı aramıştı? Atlas ne yapacaktı peki? Açacak mıydı? Ya da açmalı mıydı?

Kararsızlıkla etrafına bakındı, sonra anlık aldığı bir kararla yerinden yavaşça kalktı. Karşısındaki koltuğa oturdu. Ekranda gözüken kısmı kontrol ettiğinde bir sorun olmadığını fark etti. Elini telefon ekranında kaydırıp aramayı cevapladı. Fakat en son ne zaman bu kadar heyecanlanmıştı hatırlamıyordu.

Ekran açıldığı anda yan tarafa dönmüş bir kız gördü Atlas. Kumral saçlarını elleriyle düzeltirken başını dikmiş karşısına odaklanmıştı. Beline kadar uzanan dalgalı saçlarını düzeltirken hâlâ dönüp de telefona bakmamıştı.

Atlas gördüğü bu görüntü karşısında hiçbir şey diyemedi. Neden dünyanın en güzel manzarasını izlermiş gibi kilitlenip kalmıştı? Kalp atışları hızlandıkça hızlandı, ne oluyordu böyle?

Hâlâ kendisine bakmayan kızla daha fazla sabredemedi Atlas "Neşe?"diye seslendi. Sanki karşısında gibiydi ve şimdi ona böyle seslenirken çok tuhaf hissetmişti.

Bir anda ekrana baktı Neşe. Gördüğü görüntüyle gözleri şaşkınlıkla büyüdü. Görüntülü mü aramıştı?! Hızla telefonu eline aldı ve "Atlas?"dedi şaşkınlıkla. "Bu sen misin?"

Fakat Neşe'nin aradığı Atlas'a şu anda ulaşılamıyordu. Sadece birkaç saniye önce gördüğü yeşil gözlerde kaybolmuştu.

Neşe ona dönüp baktığı anda Atlas için bütün belirsizlikler son bulmuştu. Tamam demişti içinden, buraya kadar.

"Tabi ki sensin, ben de ne soruyorum?" diyerek hafifçe gülümsedi Neşe. Bu gülüş de bir darbe olup inmişti Atlas'ın kalbinin kapılarına.

İkisi de öylece baktı birbirlerine. Neşe onu ilk gördüğü an çok şaşırmıştı ama kısa sürede şaşkınlığı geçmiş yerini heyecana bırakmıştı. Onunla görüntülü konuşacağını hiç düşünmemişti. Neyseki düzgün bir anda aramıştı, üstü başı gayet yerinde ve güzeldi. Zaten adama da aynaya bakarken yakalanmıştı.

Neşe bu defa merakla inceledi karşısındaki yüzü. Siyah saçları yukarı doğru kıvrılmıştı. Anladığı kadarıyla gözleri de siyahdı ve uzun kirpiklere sahipti. Hafif kirli sakalı vardı. Biraz zayıf görünüyordu, gür kirpiklerinin çevrelediği gözleri küçülmüş ve biraz baygın bakıyordu. Belki de uykuluydu. Özetle, karşımda çok yakışıklı bir bey vardı.

"Atlas,"dedi Neşe sabırsızlıkla. "Konuşmayacak mısın?"

Atlas derin bir nefes aldı. "Senin anlatacakların vardı."dedi zorlukla sakin tutabildiği sesiyle. "Bak bu defa gerçekten dinliyorum."dedi az önce söylediklerine gönderme yaparak. Neşe küçük bir kahkaha attı bu sözler karşısında. Karşısındaki adamın kalbinin eridiğinden bihaberdi.

"Tamam anlatıyorum o zaman."dedi Neşe ve sırtını duvara yaslayıp anlatmaya başladı.

"Bugün parka gittim biraz oturmak için, canım sıkılmıştı evde. Oturdum bankta biraz. Sonra bir çocuk geldi, erkek."

Neşe fark etmedi ama son cümlesinde kaşları çatıldı Atlas'ın. Kim gelmişti yanına? Hem de erkek! Daha bir dikkatli dinledi Atlas.

"Böyle dört beş yaşlarında, görsen nasıl tatlı."

Neşe heyecanlı heyecanlı anlatırken içi rahatladı Atlas'ın. Dört beş yaşındaysa sıkıntı yoktu.

"Gitti salıncağa oturdu. Sallanmaya çalışıyor bir türlü yapamadı. Etrafta da kimse yok. O yaştaki çocuğu tek mi göndermişler parka anlamadım. Neyse baktım olmuyor dayanamadım gittim çocuğun yanına. Seni sallayayım mı dedim. Önce kararsız kalsa da sonra kabul etti. Salladım biraz, bir yandan da bir şeyler anlatıyorum. Yine çenem açıldı o sıra, neler neler anlattım çocuğa?! Neyse sonra inmek istedi. Giderken elimi uzattım adımı söyledim, o da adını söyledi. Ve adı neymiş biliyor musun?"

Atlas dalmıştı Neşe'nin bıcır bıcır bir şeyler anlatmasına. Hep gülümsemişti anlatırken. Gülmek ona çok yakışıyordu. "Neymiş?"diye sorarken kendisi de sırıtmaya başlamıştı ama farkında değildi.

"Atlas."dedi Neşe.

"Efendim?"diyerek ona bakmayı sürdürdü Atlas. Kocaman bir kahkaha patlattı bu defa Neşe. Atlas ise komik olan neydi hiç anlamamıştı. "Neye gülüyorsun?"diye sordu.

"Sana."dedi gülüşlerinin arasında Neşe. "Çocuğun adı Atlas'mış. Sana seslenmedim yani."dediğinde olayı anladı Atlas. Tam ağzını açıp bir şey söyleyecekken bir anda odanın kapısı açıldı. Gelen kişiyi gördüğünde bir bu eksikti diye düşündü kendi kendine.

"Kuzen senin ne işin var orada?!"dedi sesine yansıyan sitemle Tuna. Atlas ne yapacağına karar veremezken telefondan bir ses duyuldu. "Birisi mi geldi Atlas?"

Tuna duyduğu kız sesiyle hızla odaya girdi. Gözleri kocaman açılmıştı. Atlas "Çık dışarı Tuna!"diye söylenirken Tuna çoktan yanına gelmişti. Her ne kadar Atlas telefonu kendine çevirse de Tuna ekranı görmeyi başarmıştı. "Lan gitsene!"diye omzundan ittirdi Atlas.

Tuna gevşek gevşek sırıtırken "Şimdi anlaşıldı senin hallerin. Sen sevgili mi yaptın lan?!"dedi. Atlas gittikçe sinirleniyordu.

"Yalnız biz sevgili değiliz."diye düzeltti Neşe. Tuna imalı imalı Atlas'a bakıyordu. "Olursunuz, olursunuz."diye mırıldandığını neyseki bir tek Atlas duymuştu.

"Tuna beni ayağa kaldırma, son kez söylüyorum çık dışarı!" Atlas'ın kararlı çıkan sesiyle daha fazla zorlamamaya karar verdi Tuna. Hem Atlas'ı yormak istemiyordu. Ama gitmeden yapacağı son bir hamle vardı.

"Tamam kuzen gidiyorum."dediğinde Atlas az da olsa rahatlamıştı. O çıkmasını beklerken Tuna telefona doğru eğildi. Kadraja girdiğinde sırıtarak "Görüşürüz yenge!"dedi. Aynı saniyede omzuna aldığı sert darbenin de etkisiyle hızla uzaklaştı. Atlas'ın "Lan Tuna!"diye seslenişi kulaklarına ulaşırken odadan çıkıp kapıyı kapattı.

Atlas'ın hafiften yanakları kızarmıştı. Bu görüntü Neşe'ye neden bu kadar tatlı geliyordu?

"Özür dilerim."diye mırıldandı Atlas. "Tuna biraz patavatsızdır."

"Sorun değil."dedi Neşe omzunu silkerken. Aralarında bir sessizlik oluştuğunda "Neyse,"dedi Neşe "Sonra görüşürüz o zaman."

Telefonun kapanacağını anladı Atlas. Biraz daha konuşmak istese de söyleyecek bir şey bulamadı. Hem bu telefon önünde sonunda kapanacaktı. Yüzünü aklına kazımak istercesine baktı ekrana. Çünkü muhtemelen bu onu son görüşü olacaktı.

Bölüm sonu

1 yorum