İçeriğe geç

Over-Powered World

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Over-Powered World

Bölüm 1

1. Bölüm: Karşılaşma

Zzzzztt!.... Zzzzztt!....

***

𝘚𝘰𝘯𝘶𝘯𝘥𝘢 𝘨𝘪𝘥𝘪𝘺𝘰𝘳𝘶𝘮. Bu, İstanbul'da bir kaç gün geçirdikten sonra Japonya uçağına binmeyi başarmış Layla'nın koltuğa oturduktan sonraki ilk düşüncesiydi. Kafasını arkasına yaslamış, uçağın kalkma vaktini bekliyordu. Çok geçmeden bir kaç adım sesi duydu, umursamadı. Ta ki o adımların sahibi kız onun yanındaki koltuğa oturup konuşana kadar. "??? : İyi yolculuklar hanımefendi!" Kafası çok dikkat çekmeyen tonlu yeşil renkli bir şal ile kapalı bir kız Layla'yı selamlamış ve önüne dönmüştü. Tabi bu Layla'yı kızılımsı pembe gözleriyle kapalı kıza bakmaktan alıkoymamıştı. "Layla: Tanışıyor muyuz?" Layla bir Amerikandı ve Türkçe'si yeni geliştiğinden bazı tonlama hataları vardı. Ama karşısındaki kız yine sıcak bir gülümsemeyle cevap verdi. "??? : Hayır. Ama tanışabiliriz! Berra ben, sizin isminiz nedir?" Açık konuşmak gerekirse bu kadar hızla bir girişi beklememişti Layla, ama karşılık verdi, yüzünde baştan beri bir tebessüm olmasa bile gözleri Berra'nın arkadaş canlısı tavrı karşısında ışıldıyordu. "Layla: Layla ben.. Tanıştığımıza memnun oldum Berra Hanım." "Berra: Ben de memnun oldum! Yine de hanım deme lütfen, tahminimce sen de benim gibi 17-18 yaşlarındasın değil mi?" "Layla: Şey... Evet, evet öyle." Bu kısa konuşmadan sonra garip bir sessizlik oldu. Ve Hostes'in uçak kalkmadan önceki uyarıları bu sessizliğin sürmesi için bir bahane gibiydi. *** "Sayın yolcularımız, uçağımız inişe geçmek üzeredir......" Bu sesle birlikte Layla gözlerini yavaşça açtı. Yolculuk boyunca uyumuş muydu? Kesinlikle. Birkaç saniyede kendine geldi ve nedense bir acele içinde kemerlerini bağladı. Daha sonra kafasını hafifçe çevirip Berra'ya baktı. Gördüğü manzara... Berra'nın kocaman, neredeyse aptalca, bir gülümsemeyle Layla'ya bakmasıydı. "𝘕𝘦𝘺𝘦 𝘣𝘢𝘬ı𝘺𝘰 𝘭𝘢𝘯 𝘣𝘶 𝘬ı𝘻?" bu düşünce elinde olmadan kafasından geçmişti. Ama hemen toparladı ve yarım yamalak bir gülümsemeyle karşılık verdi. "Berra: Günaydın uyuyan güzelll!!! :P" "Layla: Ha? Şey..... Sağol?" Berra sanki komik bir şey görmüş gibi kıkırdadı. Sinir bozucu muydu? Layla için belki. Ama sebepsizce Berra'nın samimiyeti onu huzurlu hissettirmişti. En sonunda uçak Tokyo'ya iniş yapmıştı. Uçaktan çıkarken Layla yalnız değildi, bu sefer Berra ile beraberlerdi. Birlikte havaalanının çıkışına kadar geldiler fakat ikisi de durup birbirlerine baktılar. "Layla: Gidecek otelini ayarladın mı?" "Berra: Yoo..." "Layla: Biliyor musun? Ben de ayarlamadım.." "Berra: Ne yapmalıyız?" "Layla: Şey-" Layla bir daha konuşmaya fırsat bulamadan genç bir kızın sesini duydular: "??? : Layla-san, Berra-san*; Japonya'ya hoşgeldiniz. (*bir tür saygı eki) "𝘋𝘢𝘩𝘢 𝘣𝘪𝘻 𝘺𝘦𝘯𝘪 𝘵𝘢𝘯ı𝘴𝘵ı𝘬, 𝘣𝘶 𝘬ı𝘻 𝘣𝘪𝘻𝘪 𝘯𝘢𝘴ı𝘭 𝘵𝘢𝘯ı𝘺𝘰𝘳?" şimdi arkadaş sayılan ikili, bu kestane renkli saça sahip kıza bakarken neredeyse aynı şeyi düşünüyordu. Kızın yüzünün önüne düşen iki tutam saç kestanenin içini, saçın geri kalan kısmı ise kestanenin kabuğunu andıran bir renkteydi. Yeşil ve ruhsuz gibi görünen gözleriyle onlara bakarken sırtındaki gitar çantasını düzeltti ve tekrar konuştu: "???: En azından hoşbulduk dersiniz sanmıştım... Her neyse." Daha sonra nazikçe eğildi ve kendini tanıtmaya başladı. "Hinata: Ben Nekosama Hinata, Hinata diye seslenme bizi tercih ederim*. Sizi buraya davet eden İyilik Birliğinin'nin üyelerindenim. Size rehberlik edeceğim." (*Japonlar isimlerini Soyad-Ad şeklinde söyler ve saygı açısından birbirlerine soyadlarıyla hitap ederler. Hinata bu yüzden bunu söyledi) Dedi ve doğruldu. Berra çok heyecanlı ve enerji dolu görünüyordu. "Berra: Memnun oldum, Hinata-Chan!*" (*tatlı olduğu düşünülen ve/ya da kızlara seslenirken söylenebilen ek) "Layla: Ben de memnun oldum... Ama neden Türkçe konuşuyoruz?" Nedense Layla sadece buna takılmıştı. Ve Hinata ona ters ters bakınca yanlış bir şey demiş gibi hissetti. "Hinata: Ana binadakiler bizi bekliyor. Eminim Berra-San nedenini biliyordur, biz giderken sana açıklayabilir diye umuyorum" Daha sonra ikisinden de cevap beklemeden bir ara sokağa doğru yürümeye başladı. Tabii bizim iki kızımız da onun peşine düşmütü. O sırada Berra konuşmaya başladı. "Berra: Laylacığım, şuan bilinme ihtimali çok olan İngilizce veya bulunduğumuz yerin ana dili Japonca yerine Türkçe konuşmamızın sebebi gizlilik." "Layla: Nassı ya? " "Berra: Heheh, aslında basit. İnsanlar bu iki dil veya onlar dışında öğrenmesi kolay olan başka dillerde konuşursak bizi anlayabilir ve sohbetimize kulak misafiri olabilir. Sanırım İyilik Birliği üyeleri bunu istemiyor. Mesela Türkiye'de olsaydık Japonca falan konuşurduk." O an Layla şaşkınlığını ve anladığını belli eden bir " Aa" sesi çıkardı. Ardından gülümsedi ve: "Aslında çok mantıklıymış! Anladım!" Berra kıkırdadı ve eliyle Layla'ya beşlik çakmak için işaret verdi. Layla da zaten bir şeyi anlamanın mutluluğu ile asiliğini geride bıraktı ve Berra'ya bir beşlik çaktı. "Hinata: Geldik. " Bir kolunu arkasındaki 5 katlı ve çok fazla ihtişamlı olmayan binaya doğru kaldırırken tekrar konuştu. "Hinata: Karşınızda İylik Birliği Ana Binası. Kısaca İyilik Binası diyebilirsiniz...." 𝘗𝘦𝘬𝘪 𝘪𝘤𝘦𝘳𝘪𝘥𝘦 𝘯𝘦𝘭𝘦𝘳 𝘷𝘢𝘳? 𝘉𝘪𝘳 𝘥𝘢𝘩𝘢𝘬𝘪 𝘣𝘰𝘭𝘶𝘮𝘥𝘦_ #Serinin 1. bölümünü okuduğunuz için çook teşekkürler! İlk defa böyle bir şey yapıyorum ve büyük ihtimalle hatalarım var :P Her neyse, bu bölümde nasıl giriş yapılır emin olamadığım için sıkılmış olabilirsiniz, kusura bakmayın! ❣️

Bölüm sonu

1 yorum