Her ne kadar Teressa her şeyi anlatmış da olsa hâla diğerlerini tanımıyordum. Teressa'ya diğerlerinin hikayelerini sordum. O da bana ekibi tanıttı;
-Direksiyondaki Bobby. Dev gibi cüssesine aldanma aslında çok tatlı birisidir. (Bobby el sallayıp gülümsedi). Bobby'nin yanında ekibimizin lideri Bravo oturuyor. Onunla savaştan çok önce çalışmıştınız.
Bravo'nun adını anımsıyordum ama yüzüne dikkat edince onu daha net hatırladım. Great War'dan önce yüzbaşıydım, Bravo'yla da orada çalışmıştık. Kendisi general idi. Daha sonra Great War'da karşılaştığımızda, beni masumları korumaya o teşvik etmişti.
Arkamızda oturan kadın araya girdi:
-Ve ben de Alienor. Hatırlamıyor olabilirsin ama burada en çok beni seviyorsun.
-(Teressa fısıldayarak) Tabii benden sonra.
-Her neyse bu yanımdaki serseri ise Diablo. Yüzünün asık olmasına bakma, o hep böyledir.
-(Bravo araya girer) Tamam millet geldik!
Araçtan indim ve etrafa bakındım. Önümde yıkık dökük bir bina vardı. Sessizce Teressa'ya burada ne işimiz olduğunu sordum. Buranın bizim kaldığımız yer olduğunu ve biraz dinlenmem gerektiğini söyledi.
İçerisi dışarıdan da beterdi. Tüm duvarlar çatlamıştı ve her yerde kurşun delikleri vardı. Sanki savaşa geri dönmüş gibiydim. Yerdeki yatağa uzanıp biraz soluklanınca neden hafızamı kaybettiğimi sormadığımı fark ettim ve Teressa'ya sordum. Dediğine göre Saora adlı bir çetenin elinde zorla tutulan bir barışçılın ihbarını almışız. Onu kurtarmaya gitmişiz ancak bu bir kumpasmış ve sonucunda büyük bir çatışma gerçekleşmiş. Kaçmayı başarmışız ancak başıma büyük bir darbe almışım ve bu yüzden hafızamı kaybetmişim.
Her şey açıklığa kavuştuğu için içim rahatlamıştı ama aklımda hâla sorular vardı. Başımı yastığa koyup gözlerimi kapadım. O gece bir türlü uyuyamadım. Çünkü korkuyordum. Her şey... çok yabancıydı.
Teressa yanıma gelip "hiç uyumadın mı?" diye sordu. Ben de başımı salladım. Ardından bana sarılıp her şeyin güzel olacağını ve sakin olmam gerektiğini söyledi. Dinlenmemi söyleyip yanağıma bir öpücük kondurdu ve gitti. Yaklaşık yarım saat sonra elinde bir tepsi ve üstünde mısır gevreği dolu bir kase ile geri geldi. Yeni tanıştığım birinden bu kadar hoşlanabileceğimi düşünmezdim. Aslında birini sevmek benim için çok zordu. Özellikle de zamanları düşününce, sanki imkansızdı.
Kalkıp ortak alana gittim. Kahvaltı yaparken aklıma Diablo'nun öfkeli bakışları geldi. Teressa'ya Diablo'nun başına ne geldiğini sordum:
-Diablo savaştan önce bir öğretmendi ama savaş sırasında ailesini kaybetti. Sonrasında onları öldürenlerin peşledine düştü. Bu takip onu Saora adlı işgal çetesine getirdi. Bana göre en tehlikeli çetelerden biri Saoralar. Aklı başında olan biri asla onlara bulaşmaz. Ama onun gözünü intikam kör etmişti. Onu suçlayamam, çok güzel bir karısı ve henüz 5 yaşında bir kızı varmış.
Duyduğum şeyler çok acı doluydu bu nedenle bir süre dona kaldım. Teressa iyi olup olmadığımı sorunca kendime geldim. Diablo'ya çok üzülmüştüm ama en azından benim aksime o intikamını alabilmişti.
