İyi Okumalar 🦋
_____________
Felix, hava soğuk olduğu için gri ceketini de alarak son kez aynada kendisine baktı. Yüzü hiç olmadığı kadar parlıyordu.
Normalde hormon tedavisini kontrol amaçlı durdurduğunda saçları az da olsa dökülür, yüzünde ara ara sivilceler çıkardı.
Ama sevilmek onu öyle bir güzelleştirmişti ki hormon tedavisini durdurmuş olsa bile bu yan etkilerle karşılaşmamıştı.
En son babasıyla gittiğinde kan testi vermemişti. Ama bu sefer test verme zamanıydı ve yine o ilaçlara dönmek istemiyordu.
Moralini yüksek tutmaya çalışarak kocaman gülümsedi ve odasından çıkarak salona geçti. Babasının hala koltukta yan gelip yattığını gördüğünde ise kaşlarını çattı.
F: "Baba doktor randevum vardı bugün unuttun mu?"
Bay Jeha elindeki sabah kahvesinden sesli ve uzun bir yudum alarak televizyonun karşısında rahatça bacağını bacağının üzerine attı.
"Sevgilin götürecek bugün seni doktora. Madem sevgilisiniz sorumluluk almayı da öğrensin"
Felix gözlerini sonuna kadar açarak babasına taraf fırladı ve onun elindeki kahveyi alarak sehpanın üzerine bıraktı ve küçücük elleriyle babasının ellerini tuttu.
F: "Şaka yapıyorsun. Kalk hadi seninle gideceğim"
Küçük olan babasını çekiştirirken, koltuktaki adam yerinden dahi kıpırdamıyordu. Pijamalarıyla öylece oturuyordu koltukta.
F: "Baba lütfen!"
Felix babasını ayağa kaldıramayacağını anladığında kendisini onun kollarına attı. Ondan kat kat büyük olan babasının kollarının arasında yavru kediden farksızdı.
Dolu gözlerini babasına göstermek için başını kaldırdı ve alttan alttan masumca baktı ona.
F: "Baba utanırım ben Hyunjin'in yanında. Lütfen sen gel. Yoksa gitmem"
Bay Lee oğlunun dolu gölerine dayanamamıştı. Zaten hiçbir zaman onun üzülmesine dayanamıyordu. Derin bir nefes alarak kollarını kucağındaki bedene sardı ve saçlarını dağıtmadan usulca okşadı.
"Utanman için değil de bebeğim daha da alışman için güzel bir fırsat değil mi hm?"
Babası onu rahatlatacak ses tonuyla konuştuğunda Felix öylece dudaklarını büzerek bakıyordu ona.
"Kötü bir şey yok. Aylık kontrole gidiyorsun. Ve ne güzel işte ben işte olduğum zamanlar kontrolün aksamaz hep Hyunjinle gidersin"
Küçük olan dolu gözlerini kırpıştırarak başını salladı. Babasının yanındayken bile utanıyordu. Hyunjin varken daha da kötü olacaktı.
F: "Ben senin gelmeni istiyorum. Biraz daha alıştıktan sonra Hyunjin de gelir"
Bay Jeha başını sallayarak kolları arasına kedi gibi kıvrılan bebeğini koltuğun boş kısmına doğru itti ve sehpanın üzerinde duran kahvesini aldı.
"Ben artık babalıktan emekliye ayrıldım Felix. Hem bay Park da Hyunjin ile tanışmak istedi"
Felix kendisini pes etmiş bir şekilde koltuğa bıraktı ve ofladı. Bugün onun için fazla utanç verici olacaktı. Üstelik doktoru bile tanıyordu Hyunjin'i!
F: "Baba doktorum nereden tanıyor Hyunjin'i?"
"Biz bay Park'la günlük olarak senin gıybetini yapıyoruz. Sevgilin olduğunu duyunca senin rahibe gibi davranmayı bıraktığını öğrendiği için havalara uçtu ve tanışmak istedi"
Felix sinirli bir şekilde alt dudağını ısırarak bir hışımla koltuktan kalktı. Ayağa kalkar kalkmaz zilin sesini duyduğunda artık geri dönüşü olmadığını biliyordu.
Babasının karşısında dikilerek kaşlarını çattı ve kollarının önünde birleştirdi.
F: "Sen artık benim babam olmak istemiyorsun demek? Ben anladım anlayacağımı"
...
H: "Sinirli olunca daha tatlı olduğunun farkında mısın?"
Felix, önünde birleştirdiği kollarını açmadan kaşlarını biraz daha çattı ve omuzlarını silkti. Babasına kızgındı.
Aynı zamanda da Hyunjin ile doktora gitmenin gerginliği vardı üzerinde.
F: "Çok kızgınım"
Hyunjin bakışlarını yoldan çekerek yan koltukta oturan miniğine baktı. Yüzünü, burnunu ısırarak öpesi vardı.
H: "Çok mu kızgınsın?"
Küçük başını onaylar anlamda salladığında Hyunjin alt dudağını ısırdı. Arabayı kenara çekip onu nefessiz kalana kadar öpmemek için zor tutuyordu kendisini.
H: "O zaman sana sevineceğin bir şey söyleyeyim mi?"
Sonunda kaşları çatılı olan bedenin dikkatini çekmeyi başarmıştı. Felix heyecanlı bir şekilde ona döndüğünde Hyunjin gözlerini yoldan almadan gülümsedi.
H: "Babandan izin aldım bugün bende kalacaksın"
F: "Ne?"
Felix yerinden sevinçle sıçrayarak sanki deminden beri somurtan kendisi değilmiş gibi kocaman gülümseyerek Hyunjin'e döndü.
F: "Gerçekten mi? Nasıl izin verdi ki?"
Hyunjin araba için park yeri bulduktan sonra kemerini çıkararak parlak gözleriyle ona bakan bebeğine taraf döndü.
H: "Normal izin aldım o da izin verdi"
F: "İnanamıyorum benim babam mı?"
Büyüğü tekrar onu onayladığında Felix hala inanamıyordu. Babası gerçekten Hyunjin'i sevmiş olmalıydı. Yoksa başka bir açıklaması olamazdı bunun.
H: "Hadi bakalım randevuya geç kalacağız"
İkisi de mutlu bir şekilde gülümseyerek arabadan indiklerinde Hyunjin hemen Felix'in yanına geçti ve onun elini sıkıca kavrayarak yürüdü hastaneye doğru.
Felix utanıyor olsa da Hyunjin'in kimseden korkmadan ilişkilerini açık bir şekilde yaşaması ona da cesaret veriyordu. Sevgilisinin elini sıkıca tutarak geçti hastaneye doğru.
Artık çocukluğundan beri geldiği bu yerleri ezbere biliyordu. Merdivenleri çıktıktan sonra kapının önünde durdu ve Hyunjin'in yüzüne baktıktan sonra cesaretini toplayarak kapıyı çaldı.
"Girebilirsiniz"
İçeriden onay sesi geldiğinde Felix küçük eliyle kapının kolunu çekti ve utangaç adımlarıyla odaya geçti. İlk defa babası olmadan geldiği için ağlayası geliyordu.
Bay Park gülümseyerek sandalyesinden kalkarak gelen ikiliye taraf adımladı ve oğlu gibi gördüğü Felix'e sıkıca sarıldı.
Sıcak karşılamanın ardından onun arkasında dikilen uzun boylu, yakışıklı gence baktı. İçinden ikilinin ne kadar yakıştığını düşünmeden edemiyordu.
"Hoşgeldiniz. Sen de Hyunjin olmalısın"
Hyunjin gülümseyerek başıyla onayladı ve saygılı bir şekilde eğildikten sonra doktorun ona uzattığı eli sıktı.
"Baban nasıl Felix?"
F: "Bilmem ki bay Park. Artık benim babam olmayacağını söyledi. Hem siz daha iyi bilirsiniz her gün konuşuyorsunuz ya"
Doktor küçük olanın sinirine gülerek eliyle sandayleyi işaret etti Hyunjin'e oturması için. Hyunjin ise doktor ve Felix'in tatlı ilişkisini sevmişti. Felix'in neden bu kadar gerildiğini anlamıyordu.
"Melek gibi gözüküyor ama özünde o kadar da melek değil"
Doktor Hyunjin'e taraf fısıldayarak konuştuğunda bunu duyan küçük beden kaşlarını çatarak ikiliye baktı. Gayet de melek gibiydi!
"Bu ay kan örneği alacaktık değil mi yanlış hatırlamıyorum"
Felix başıyla doktoru onayladıktan sonra geniş odada bulunan kan alınması için olan koltuğa doğru adımladı ve oturdu. Artık her şeyi bildiği için sol kolunu açarak sandalyenin kol yerine yasladı.
İlk olarak kan örneği alınacaktı. Sonra diğer kontroller yapılana kadar da kan testi cevabı çıkacaktı.
İhtiyacı olan iğne ve tüpleri eline alan doktor ise koltukta oturan bedene doğru adımlayarak önündeki sandalyeye oturdu ve beyaz tene baktı.
"Damarların yine kaçıp saklanmış"
Bekleme koltuğunda oturan uzun beden ise küçüğünün yanında olmak istediği için daha fazla orada durmayarak ayağa kalktı ve onlara taraf yaklaştı.
Felix, Hyunjin'in yanında dikildiğini gördüğünde başını kaldırarak ona baktı. Onun gözlerindeki endişeyi gördüğünde kalbi hızlanmıştı.
Küçücük bir kan alma işlemiydi ama Hyunjin Felix için edişeleniyordu. Rahat olacağını sanmıştı ama hastane odasına girdiğinde, hasta koltuğunda miniğini gördüğünde içini endişe kaplamıştı.
Felix, Hyunjin'e dalıp giderken kolunda hissettiği sızı ve hafif baş dönmesi yüzünden, yüzünü buruşturarak gözlerini kapattı ve başını koltuğa yasladı.
Saçlarında hissettiği ufak dokunuşlar ise derin ve rahat bir nefes almasına neden olmuştu...
_____________
Hastane bölümüne devam edeceğüz
Biraz bebito konusunu konuşalım doktorla eheheh ✨







