İçeriğe geç

OTEL GÜNLÜKLERİ

Bölüm 16 · 6 dk okuma

OTEL GÜNLÜKLERİ

Bölüm 16

16

Etrafımda olan biteni görmüyor, söylenenleri duymuyordum bile. Mert'in söylediklerini beynim algılamaya ve bir bir her şeyi sorgulayıp anlamaya çalışıyordu. Herkes her şeyi biliyor, her şeyi biliyor olmalarına rağmen hepsi susuyordu.

Suçlamalar benim üzerime atılmıştı, çalışanlardan birkaçı kolyeyi ortaklaşa bir şekilde kadından almış, kolyenin parasını da aralarında bölüşerek bu işten paçayı sıyırmayı planlamışlardı. Tam olarak kimin bu olayda parmağı var bilmiyordum ama Aslı denen o cadının ele başı olduğuna yemin edebilirdim. Gözlerinden şeytanlık akıyordu kadının resmen. Eğer ki bu suçlamalar benim üzerime kalacak olursa, hem bu olayda payı olanlar aklanacak hem de benim staj ve okul hayatım ciddi manada tehlikeye girecekti. Bir de üstüne ülkenin en bilinen ve en çok konuşulan otellerinden biriydi staj yaptığım otel. Üst makamlardan birinin kulağına gidecek olursa bu yaşananlar, bir tek benim değil, otelinde adı lekelenecek buna sebep olduğum için bir tek okul ve staj hayatım değil neredeyse tüm hayatım etkilenecekti. Annem, babam duyarsa onlara ne söyleyecektim, ne açıklama yapacaktım ben.. Neyse ki Mert tam zamanında olaya müdahale etmiş, herkesi ikna edip olayın duyulmamasını sağlamıştı. Şu anlık.

"Hiçbir şeyi açığa çıkaramayacaksın, sen ne dediğini bilmiyorsun Mert. O yanındakini neden bu kadar koruduğunu da anlamıyorum, suçsuz olduğunu nereden biliyorsun ki? Belki gerçekten o aldı kolyeyi, nereden biliyorsun söylesene? Hiçbir şey bildiğin yok senin, sadece göz korkutmak bu..." Arkamızdan Aslı'nın iğrenç sesini duyuyordum ve biz hızla uzaklaştıkça onunda o iğrenç sesi o kadar kayboluyordu otelin koridorlarında.

"Söylediklerine aldırmıyorsun değil mi? Boş boş konuşuyor, ben biliyorum neyin ne olduğunu, kimin neler yaptığını biliyorum. Korkuyor her şey açığa çıkacak diye.." Önümden hızını kesmeden yürürken bir yandan da benimle konuşmaya çalışıyordu Mert, sadece kafamı iki yana sallamakla yetindim ben ama önümde olduğundan kafamı sallayışımı görmemişti bile, saçma sapan bir hareket yaptığımı ancak bunu uyguladığımda fark etmiştim. Konuşmaya hevesim bile kalmamıştı şu son yaşanan olaylardan sonra, beni bıraksalar olduğum yere çöker orada kalırdım günlerce.. O kadar halim kalmamıştı ki.. Az önce tırnaklarımı kanatırcasına geçirdiğim avuç içim şimdi Mert'in eliyle sıkı sıkıya tutulmuştu, güven veriyordu bana Mert. Elinin elimde olması ve nedense hep orada olacağını sanki biliyormuşum gibi hissetmem beni korkutuyordu. Ona bu kadar alışmak istemiyordum, ona bu kadar alıştıktan sonra hayatımdan öylece çıkıp gitmesini istemiyordum.

"Yoksa söylediklerini kafana mı takıyorsun Esma?" Aniden bana dönmesiyle eli de elimden kayıp gitmişti, bir an için ayrılan ellerimize gözüm kaydı ama hemen kendimi toparlayıp Mert'e çevirdim bakışlarımı. "Yok hayır, tabi ki söylediklerini umursamıyorum ama insan ister istemez üzülüyor işte.." Bakışlarımın az önce ellerimize kaydığını görmüştü Mert sanırım, o yüzden vakit kaybetmeden yeniden ellerimi elleri arasına aldı, boyum Mert'ten biraz kısa olduğu için konuşurken yine göz hizamda eğilmek zorunda kalmıştı ama bulunduğumuz şu durum o kadar tatlıydı ki.. Dışarıdan bizi görsem gözlerimden kalpler çıkarak bakardım bize. Yine olaydan tamamen sapıp garip düşüncelerin içine girmiştim ama Mert'in söyledikleriyle düşüncelerim dağılıp yerlerini düşünmek bile istemediğim o düşüncelere bırakmıştı.. "Üzülme, biliyorum çok zor ve saçma sapan bir durumun içine düştün, ama halledeceğiz.." Her zaman söylediği ve yaptığı gibi yine yanımda olduğunu, yine beraber halledeceğimizi, yine birlikte üstesinden geleceğimizi söylüyordu bana.

"Söyle Esma, üzülmemen için ne yapabilirim, söyle bana. Ne istersen söyle hadi." Ne yaparsa yapsın, isterse dünyaları getirip sersin önüme şu olay hallolmadan benim üzülmeden bir saniye bile nefes almam mümkün değildi aslında. Ama aklıma o an bir şey geldi, hem onun bu isteğini kırmamak hem de uzun zamandır benimde mahrum kaldığım bir şeyi görmek için bir isteğim vardı ondan. Gözlerinin içine baktım, umutla parlayan, bir şeyler yapmak için yanıp tutuşan, o iyi niyetli çocuğun boncuk gözlerine diktim gözlerimi. "Bir kez gülümser misin benim için?" Çok tuhaftır ki bunu söylerken istemsiz gözlerim dolmuştu, nedenini bilmesem de o an izin verdim gözlerimin dolmasına, belki onun gülümsemesinin bende yarattığı etkiden, belki de istediğim şeyin bu denli masum bir istek oluşundandı bilmiyorum. Bir insana sorgusuz güvenmenin getirdiği bir histi belki de.. Söylediğim şey üzerine önce garip garip baktı bana, anlamaya çalıştı sanki, bir şey söylemek istiyor ama ne söyleyeceğini bilemiyor gibiydi. "Ne oldu şimdi sana?" Gözlerimin dolduğunu görünce biraz daha yaklaşıp iki eliyle yüzümü kavradı. Hem gözlerim dolu doluydu, hem de gülümsüyordum. Psikolojim bunca olan şeyi kaldıramıyordu ki..

"Bir şey yok ya, öyle sinirlerim bozuldu sadece.. Hadi ama, benden bir şey iste dedin, istedim işte, yapmayacak mısın?" Kendimi geriye çekerek isteğimi yerine getirip getirmeyeceğini beklemeye başladım gözlerimdeki yaşları ellerimle silerken. Mert hâlâ olanları anlamaya çalışır gibi bakıyordu bana, ama sorgulamadan, ikiletmeden yaptı istediğimi. Uzun zamandır görmediğim gülüşünü gösterdi bana. Belki içten değildi, belki sadece ben istedim diye gülümsemişti bana ama, gülümsemişti işte. Bir gülüşüyle içimin sımsıcak olmasını nasıl sağlayabilirdi böyle? Peki ben neden Mert'e karşı böyle tuhaf duygular besliyordum ki? Ya da Mert neden Aslı'nın dediği gibi beni bu kadar koruyordu, bana karşı bu kadar hassastı?

"Teşekkür ederim." Bir adım atıp aramızdaki o bir adımlık mesafeyi doldurup sıkıca sarıldım ona. Bana hissettirdiği bu duygular için bir teşekkür olarak sarıldım. Bunca şey yaşarken hep yanımda olduğu için teşekkür amaçlı sarıldım. Her şey için teşekkür etmek adına sarıldım. Sarılmak, açıklaması zor ama, hissiyatı o kadar kuvvetli bir eylemdi ki.. Bir insana sarıldığında hissettiğin duygular o denli güçlüydü ki. 'Sarılmak neden güzeldir bilir misin? Çünkü sağ tarafta kalp yoktur ve orası hep boştur. Sarılınca sağ yanını onun kalbi doldurur.' Demiş ya Aziz Nesin, şimdi anlıyordum işte sarılmanın neden bu kadar güzel olduğunu, neden böyle hissettirdiğini.

Bu anı bölen yine biri vardı ve yine o kişi Deniz olmuştu. Genelde böyle anlarda hep Deniz çıkıyordu bir yerlerden, bu defa da koridorun sonundan sesini sadece bizim duyabileceğimiz şekilde bağırarak koşarak geliyordu. Onun sesini duyunca zaten anında Mert'ten ayırdım kendimi ve uzağa, aramızdan tren geçebilecek kadar bir mesafeye kadar gittim.

"Aa.. Ç..çok özür dilerim, böldüm ama şey, Mert bey.. Konuşmamız gerekiyor.. Benden istediğiniz şey hakkında.." Deniz, bize yaklaştığında ikimizin de sanki suç işlemişiz gibi birbirimize baktığını gördüğünde, kendisi de paniğe kapılıp söyleyeceklerini kekeleyerek söylemeye başlamıştı. Yine de ne söylediğini anlamıştım ama Mert'in istediği şey neydi onu anlamamıştım, önce Deniz'e baktım ama bana değil, biraz tereddütle Mert'e bakıyordu. Bende hemen sonra Mert'e çevirdim bakışlarımı sorarcasına, bir elini saçına geçirmiş sanki o da bir anda endişeye kapılmıştı. Neler döndüğünü anlamak için sormak istedim.

"Burada neler olduğunu bana da anlatacak mısınız?" Bir Mert'e bir Deniz'e baktım, birisinden bir cevap bekliyordum ama ikisi de konuşmaya niyetli değildi. "Hadi ama, sabaha kadar bekleyecek misiniz?" Yine sordum ama bu defa daha set bir şekilde sordum ve sonunda Mert bir şeyler söylemek için hareketlendi. "Tamam.. pekâlâ, ben Deniz'den bir şey istedim, pek yasal olmayan bir şey.." Yavaş yavaş bir şeyleri söylemeye başlamıştı ama sanki söyleyeceği şeyler hoşuma gitmeyecekmiş gibi bir his vardı içimde. "Belki biliyorsundur, Deniz'in babası polismiş, baş komiser.." Şimdi Deniz, benim gibi rahatsız görünüyordu, söylenecek şeyler hoşuma gidecek şeyler değildi belli ki.. Kafamı sallayıp Mert'e devam etmesi için işarette bulundum. "Deniz'den babasına gidip, silinen güvenlik kamerası görüntülerine erişim sağlayabilir miyiz diye sormasını istemiştim ama Deniz bunu sorduğunda babasından olumsuz bir yanıt almıştı, hemen sonrasında.." Duyduklarımı bir bir beynime gönderiyor, orada ölçüp biçiyor yeniden söylenecek şeyleri merakla beklemeye devam ediyordum. Mert'in ağzından çıkan her kelime, beni rahatlıkla şaşırtmaya devam edecek gibi duruyordu. "Deniz, bana bunu söyledi ama sonra başka bir tanıdığı olduğunu daha söyledi.. Farklı bir tanıdık, daha.. İllegal.." Kaşlarımı çatıp, sorgularcasına karşımda duran Deniz ve Mert'e bakmaya başladım. "Ne demek illegal?" Deniz Mert'in arkasına doğru, geri geri kaçmaya başladı, sanırım bakışlarımdan korkmuştu. Mert, arkasına saklanan Deniz'i tek hamleyle yanına çekip söyleyeceklerine devam ediyordu ama Deniz'in bakışları sürekli yerdeydi.

"Şu demek.. Polisler bize yardım edemediler ama yasa dışı işlerle bunu kendimiz halledeceğiz demek."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.