İçeriğe geç

OTEL GÜNLÜKLERİ

Bölüm 11 · 5 dk okuma

OTEL GÜNLÜKLERİ

Bölüm 11

11

Son olayın üzerinden iki hafta geçmişti, iki haftalık bir rapor, çok fazla ilaç takviyesi ve çok fazla pansumanla geçen iki hafta oldu benim için.. Tabii ki raporu hiçe sayıp okula ve işe gitmeye devam ettim, okuldaki arkadaşlarım ve işteki arkadaşlarım, ki arkadaşım yoktur, Mert ve Deniz dışında diğer çalışanlarda birkaç kez tabi en çokta Mert buna itiraz etmiş olsa bile..

İş yapmayacağım konusunda söz vererek yanlarında bulundum sadece, okulda da sadece dersleri dinlemek için oradaydım, notları canım arkadaşım Şule bana fotokopi çektirip veriyordu, zaten bu süreçte yanımdan bir saniye bile ayrılmadı. En yakın arkadaş olmanın gerektirdiği sorumluluklar olduğunu ve bunun, onun görevi olduğunu söyleyip durdu bana, onun sayesinde vaktim hızlı ve eğlenceli geçiyordu, her insanın Şule gibi bir arkadaşı olsa hayatı boyunca başka birisine ihtiyaç duymazdı.

İlk hafta rapora uyup evde oturdum ama o kadar sıkıcıydı ki geçirdiğim günler dayanamayıp okula gittim, ben çok fazla bir engel oluşturacağını düşünmüyordum elimdeki sargının. Yani sadece elimde beş dikiş ve oldukça kalın sargılar vardı, okula gitmeme engel olmaz diye düşünüp okulun yolunu tuttum.. Okula gitmemden cesaret alıp aynı şekilde işe de gitmeye karar verdim ve kendimi sahibi gibi hissettiğim otelde buldum.

Mert ilk gün beni hastaneye getirdiklerinde işini gücünü öylece bırakıp arkamdan gelmişti Deniz'le birlikte, o gün verilen iki haftalık raporun onun sayesinde olduğunu Deniz'den öğrenmiştim, normalde bir haftalık bir rapor verileceğini ama Mert'in doktorla konuşup oteldeki işin yoğun olduğunu, benim için tehlike arz edeceğini ve raporu bir hafta daha uzatmanın benim için daha iyi olacağını söylemesi sonucu iki haftalık rapor almış oldum, birde bana o gün işe ve okula gitmeyeceğime dair söz verdirtti.. O günün acısı ve şokuyla tabii ki istemsiz ona söz vermiş bulundum ama sözümde duramadığımı ikinci hafta o da görmüş oldu, hastanede telefon numaramı alıp her gün beni kontrol etmek için arayacağını da söylemişti ve aradı da.. Her gün, her akşam saat sekizde.. Aksatmadan.

Böyle davranmasının nedeninin elimdeki dikişlerin onun yüzünden olduğunu düşünmesi olarak yorumladım ben kendimce ya da gerçekten korkmuştu ve beni merak ediyordu bilmiyorum. Sıkıcı geçen bir haftanın sonunda ikinci haftaya başladığımız gün duramayıp pazartesi günü okula gitmiştim, Şule o günü bana zehir etmiş olsa da yine de benim için güzel bir gündü, evden çıkmış, farklı ortam ve farklı insanlar görmüştüm çünkü. Zaten her hangi bir sorunda yaşamamıştım, sadece sıramda sessiz sakin oturup dersleri dinledim, ne kadar odaklanabildiysem tabii.

İşe gittiğim ilk gün resepsiyondaki Aslı hanım önce bana sonra da elimdeki sargıya tuhaf tuhaf baktı, "Ne işin var senin burada? Raporlu olduğunu sanıyordum Mert gelmeyeceğini söylemişti." dediğini hatırlıyorum Aslı hanımın, "Öyleyim ama duramadım ne yapayım." deyip gülümseyerek lobide arkamı döndüğüm an Mert'le göz göze gelmiş olmam ufak bir tırsmama neden olsa da geri adım atmayacak, otelde vaktimi geçirecektim. "Esma?" Sorgu dolu gözlerle ve bir o kadar da şaşkınlıkla dikmişti bana gözlerini. "Mert bey?" aynı şekilde karşılık verdiğimde sabır dilenircesine kafasını yukarıya kaldırıp yeniden bana dönmüştü, "Senin evde yatıyor olman gerekiyordu burada ne işin var?" Adım adım yaklaşarak aramızdaki mesafeyi kapatmıştı, "Evet ama çok sıkıldım, gelmek istedim." Yalvarırcasına, masum kedi bakışlarımı nasıl yolladığımı hatırlıyorum da.. Karşımda yılan olsa evcilleşirdi o derece. Birazcık ikna edici konuşmanın sonunda o gün otelde kalmayı başarmıştım, hiçbir şeye dokunmadan sadece annesini takip eden bir ördek yavrusu gibi bütün gün Mert'i ve Deniz'i takip ettim, arada bir ikisi de görmeden ufak tefek odadaki çöpleri toparlayıp işlerini hafifletmeye çalışmıştım ama çokta bir etkim olduğunu söyleyemezdim. Gün sonunda Deniz yanıma gelmişti, o gün o olaydan sonra oda beni arayıp nasıl olduğumu soruyordu ama hiç yüz yüze konuşma fırsatımız olmamıştı, hiç birisiyle. Deniz'le mola yerinde otururken o kalkıp kahve almak için otomatlara yönelmişti, onun hemen arkasından Mert yanıma oturmuştu, bir hayli yorgun gözüküyordu ve benim onu bu kadar yorgun gördüğüm çok zaman olmuyordu. Aramızdaki bir kaç saniyelik sessizliği bozan Mert olmuştu, "Ben, özür dilerim Esma.." Bir an ne diyeceğimi bilemeyerek öylece suratına bakmıştım ama o bana değil doğrudan önünde birleştirdiği ellerine bakıyordu, durup dururken benden özür dilemesine anlam verememiştim doğal olarak. "Neden özür diliyorsun ki benden?" diye sorduğumda Deniz'in elinde kahvelerle gelmesi sorumu havada bırakmıştı, onunla birlikte Mert kalkıp işi olduğunu söyleyerek yanımızdan ayrılmıştı, bizde Deniz'le sohbet edip getirdiği kahveleri içmiştik, o da o gün yaşanan şeylerden kendini sorumlu tutuyordu. Benden defalarca kez özür diledi, dilememesi gerektiğini söylememe rağmen hem de..

Eve gitmek için herkes otelden ayrılmıştı, bende otobüs durağına doğru yürümeye başlamıştım, hava hafiften kararmıştı ve oldukça da soğuktu. Bir araba kornası duydum önce, başta bakmak istemedim ve adımlarımı hızlandırarak durağa doğru yürümeye devam ettim ama korna sesini yeniden duyduğumda bir an kalbimin atışı hızlanmıştı, haberlerde çokça kez okumuştum.. O kadar korkuyordum ki tek başıma akşam sokakta yürümeye, aklıma doluşan bin bir türlü senaryo daha çok korkmama sebep olduğu için istemsiz bu defa vücudum da titremeye başlamıştı, genelde korkunca vücudum istemsizce titrerdi benim. Kornaya aldırmadan yürümeye devam ettim ama art arda iki defa daha çalınca hınçla arkamı dönüp ağzıma geleni saymak için hazırlanmıştım ki, arabanın camından bana bakan Mert'le söyleyeceklerim birer birer geri çekildi.. "Mert bey?" Eğilip camdan bana doğru seslenmeye çalışıyordu ama aramızdaki mesafeden dolayı sesini duyamıyordum, yaklaşıp ne olduğunu sormak için arabanın yanına ilerledim, "Mert bey, bir sorun mu var?" Gülümseyip daha iyi duymam için cama yaklaşmıştı "Bir sorun yok, gel seni evine bırakayım bak itiraz istemiyorum seni bu sargılı elinle otobüsle gönderemem evine içim rahat etmez, otobüs ani fren yapar tutunamaz düşersin, elini daha kötü yaparsın sonra raporun uzar bu defa işe daha uzun süre gelemezsin, evde yatmak zorunda kalırsın.." Söylediklerinin gerçekleşme ihtimali beni çok korkutmuştu, rapor süresi uzarsa ben daha fazla evde boş bir şekilde yatıp vakit öldüremezdim, kafayı yerdim. Hiç bir şey diyemeden tıpış tıpış arabaya bindim ki zaten bana bir şey söyleme fırsatı bile vermemişti.. "Teşekkür ederim.." diyebilmiştim sadece. Mert beni evimin önüne getirdikten sonra benimle birlikte o da arabadan inmişti, anladığım kadarıyla mola yerindeki yarım kalmış konuşmamızı tamamlayacaktık. "Ben teşekkür ederim, buraya kadar sana da zahmet vermiş oldum ama beni korkuttun mecbur kaldım.." Yüzüne bu aralar çok göremediğim o gülümsemesini yerleştirmişti yine. "Rica ederim, kork diye söylemiştim zaten onu başka türlü binmezdin çünkü." Beni bu kadar kısa sürede böyle tanımış olmasına şaşkınlıklar içinde bakıyordum öylece. Yeniden teşekkür ederek evime girdim, o da benim arkamdan evine gitmek için yola çıkmıştı.

Sonraki günlerde aynı şekilde geçmişti, hiçbir şey yapmadan sadece okulda oturup derslerimi dinledim ve hiçbir şey yapmadan sadece otelde Deniz ve Mert'i takip ederek yanlarında dolaştım.

Elimdeki yara yavaş yavaş iyileşmeye başlamıştı, yara iyileşiyordu ama avucumun içindeki iz hayatım boyunca benimle kalacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.