Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu olan Osman Gazi zamanında Anadolu'da yer alan tüm beyliklerde iktidarın babadan oğula geçtiği ataerkil bir yönetim biçimi hakimdi. Bu tip yönetim anlayışını benimseyen beylikler de ülke ve halk tabakasını hanedanın kurucusunun mirası şeklinde kabul görmekte ve beylikler, hanedanın kurucusunun adını almaktaydı. Osmanlı İmparatorluğu da hanedanın kurucusu olan Osman'ın adını aldı ve Osmanlı Devleti şeklinde anıldı.[41]Osman'ın adı, Arapça عثمان (Othman) kelimesinin Türkçe formudur. Bazı kimselere göre hanedan, adını "Ataman" (İngilizcede Ottoman) adından almıştır.
Devlet, Osmanlı Türkçesinde"imparatorluk", günümüz Türkçesinde"yüce devlet" anlamına gelen Devlet-i Aliyye (Osmanlıca: دولت عليه) ve devleti yöneten hanedanı belirtmek için "Osmanlı Hanedanı" anlamına gelen Hanedan-ı Âl-i Osman isimlerini kullandı. Tanzimat Fermanı ilanının sonrasında ise adın sonuna eklenen Osmānīye(Osmanlıca: عثمانیه) kelimesiyle beraber "Yüce Osmanlı Devleti" anlamına gelen Devlet-i Alīyye-i ʿOsmānīye(Osmanlıca: دولت عليه عثمانیه)[4][42] olarak isimlendirildi. Bu isimlendirme, 19. yüzyılın Türkçe belgelerinde de geçmektedir.[43]Cumhuriyet sonrasında kullanılan Türkçede ise Osmanlı İmparatorluğu ya da Osmanlı Devleti isimleri de kullanıldı.
19. yüzyıldan önceki İngilizce kaynaklarda Turkey,[44] Turkish Empire[45] ve Ottoman Turkey[46][47] şeklindeki kullanımlara da rastlanır. Uluslararası antlaşmalarda devlet hem Osmanlı hem de Türkiye ismini resmî olarak kullanmaktaydı. Tuncer Baykaraİmparatorluğun modernleşme ve batı ile daha sıkı ilişkilere sahip olma sürecine girdiği 19. yy'dan itibaren elitler arasında devletin isminin sorun oluşturmaya başladığını belirtir. Fransa'ya eğitim almak için giden Şinasi bu kişilerden ilkidir. Şinasi, Mustafa Reşid Paşa'ya yazdığı bir şiirinde bu durumu Rûma bir Avrupalı büt vereli revnak ü şan, Reşk-i iklim-i frenk olmadadır Türkistan diyerek dile getirir. Tanzimat elitleri arasında Türklük düşüncesi önem kazandıkça bu durum devletin başına da sirayet eder. Sultan Abdülmecid 1856 Paris Anlaşması'nda ülkenin adını Türkistan olarak belirtir, aynı uygulamayı II. Abdülhamid 1879 Berlin Anlaşmasında devam ettirir. V. Mehmed'e kadar devam eden bu uygulama zamanla yerini Türkiye ismine bırakmaya başlar. 1918 Mondros ve 1920 Sevr antlaşmalarında artık Türkiye adı geçmeye başlar.[11]
Batı Avrupa'da ise, Osmanlı İmparatorluğu(İngilizce: Ottoman Empire) ve Türkiye(İngilizce: Turkey) olmak üzere iki isim birbirinin yerine resmî olarak kullanıldı. "Türkiye" adı, hem resmî hem de resmî olmayan ortamlarda gitgide daha çok yaygınlaştı. Bu ikilem, Ankara merkezli yeni kurulan Türk hükûmetinin Türkiye'yi ülkenin resmî adı olarak seçtiği 1920-1923 yıllarında sona erdi. Günümüzde bazı tarihçiler, imparatorluğun çok uluslu karakterinden dolayı, Osmanlı'dan bahsederken Türkiye, Türkler ve Türkterimlerini kullanmazlar.[48] Ancak İmparatorluk 19. yüzyıldan itibaren yaptığı uluslararası anlaşmalarda Turkey, Turquieve Turkei isimlerini kullanmakta ve Osmanlı diplomatları bu anlaşmaları imzalamaktaydı.
Günümüzde modern Türkiye için de Turkey kullanımının yaygın olmasının yanı sıra Republic of Turkey kullanımıyla, Osmanlı İmparatorluğu dönemi (Ottoman Turkey) ile Cumhuriyet dönemi birbirinden ayrılmaktadır.