İçeriğe geç

Osmanlı'dan Kalan Aşk

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Osmanlı'dan Kalan Aşk

Bölüm 5

Sessiz Aşk

Buluşmalar her seferinde artırarak devam eder. Her buluşmada birbirlerine daha da yakın olmaya ve daha samimi olmaya başlarlar. Tavuk dönerin annesi onların böyle buluşmasına çok sevinir. Tavuk döner eskisine nazaran kendisini baya bir toplamıştı fakat Yayık ayranının olmayışını hala kabul edememişti. Her geçtiği sokak, her bastığı toprak; anılarının canlanmasına sebep oluyordu. Denize her bakışında onun hoşçakal diyen gözlerini hatırlar. O gözler ne kadar mavi olsa da, denizin yine de onu isteyip içine çekmesi hala aklından çıkmıyordu. Saniyeler dakikalar onun bu özlemini yitirmesine engel olamıyordu.

Yine bir buluşma günü geldi. Tavuk döner hazırlanıp Le Cola ile buluşacağı yere gidecekti. Yolda tatlı bir kız çocuğu ona bir gül uzattı.

-Abem bugün çok yakışıklısın, yengeye gidiyon demi. Al bunu gülü yengeye ver gönlü güzelleşsin. Abem nolur al ^W^

+Teşekkür ederim. Amaaa ben yengeye gitmiyorum. (iç çeker). Yenge çok uzaklarda...

-Abem ne oldu taşındı mı Le Cola abla!

+Le Cola mı?

-Heeee kim olacağdı. Onla sen her gün buluşuonuz maşallah. Farketmiok mu zağnedion. Ama helal olsun abeme güzel kız bulmuşun.

+Dur, dur, dur bir dakika. Herkes biliyor mu. Ve onla benim aramda sizin sanığınız türden bir şey yok. Her erkek ve kızın konuşması sevgi anlamına gelmez. Tamam mı?

-Tamam abem hemen kızma. Ben sanki kötü bi şiy söledim.

Kız koşarak uzaklaşır. Tavuk dönerde yoluna söve söve devam eder. Le Cola da yola çıkar. Yolda çok kararsız giydiği kıyafetin güzel olup olmadığını sorgulasa da geç kalacaktı bu yüzden ilerlemeye devam etti. Tavuk döner ile buluşacağı için içi içine sığmıyordu. Onunla her buluştuğu gün ondan daha çok utanmaya ve etkilenmeye başlamıştı. Onun nazik konuşması, terbiyeli davranışları, hareketleri, gözlerindeki o kızıllık, o tatlı fesi, gülüşündeki samimiyeti her şeyiyle tam bir beyefendi olan Tavuk dönere hafif bir duygu besliyordu. Ona aşık olmak istemiyordu çünkü o Yayık ayranını seviyordu. Onun bu aşkına saygı duyuyordu. Ama kendi hislerine de hakim olamıyordu. Bu sebepten dolayı kendinden iğreniyordu. Buluşacakları yere vardığında onu gördü. Aklındaki bütün düşünceler ve etraftaki sesler yok olmuştu. Sanki bütün dünya sessizleşmiş ve durmuştu. Yanağı pembeleşmeye ve kalbi çok hızlı atmaya başladı. Büyük bir nefes alarak verdi ve onun yanına gitti.

-Hoşgeldin.

+H-hoşbuldum.

-Eee bugün nasılsın? Dün üşütecektin az kalsın. Üşütmedin değil mi?

+Y-yok üşütmedim... (Elindeki kraft poşeti uzatır.). Ceket için teşekkür ederim. Onun sayesinde üşütmedim. Y-yıkadım bu arada!

-Rica ederim. Bugün Galata kulesine gitmek ister misin?

+VAY! Çok güzel fikir! Oranın manzarasına bayılırımmm!!! (sesini kısarak). Çok bağırdım galiba...

-Hahahaha. Demek sesin böyleymiş. Hep kısık sesle konuştuğun için sesini net duyamıyordum. Sesin güzelmiş.

Le Cola çok utanmıştı. Sesini beğendiğini söyleyince kalbi yerinden fırlamışa dönmüştü.

+Benimle dalga geçme...

-Tamam, tamam fındık faresi.

+Fındık faresi mi? Övdün mü sövdün mü? Fare miyim ben!

-Övdüm, övdüm. Fındık faresi tatlı bir hayvandır. En azından et yemiyor. O yüzden seviyorum.

Le Cola'nın karnındaki kelebekler düğün kurmuş halay çekiyorlardı. Zaten ten rengi kırmızı olan Le Cola daha da kırmızı olmuştu. (kırmızının daha çok kırmızı olmasını sorgulamayın :)) Galata kulesine doğru yan yana yola yola çıktılar.

NOT: Gecikme için özür dileriz. Hikaye hakkında tıkanma sorunları vardı ama artık düzeldik. Hepinizi seviyoruzzzz. (✿ꈍ 3 ꈍ✿)

Bölüm sonu

5 yorum