✨Erkek ve Kız kardeşler✨
Lanet olası ışık!!
Sinirle hafiften gözümü araladığımda,Ai'nin gülümseyen yüzünü görebileceğim aklımın ucuna bile gelmezdi.Gerçek olup olmadığını kontrol edercesine bir kaç kez gözlerimi kırptım.
Waaaağ,bu gerçek! Ben mükemmel bir rüyanın içindeyim...Lütfen biri beni uyandırmasın!
"İngaaaaaa!.....Auuugh!"
Sesi duymasıyla bana bakmayı bırakıp sese döndü.O koltuktan kalkarken kucağında seyahat ediyordum.Bir beşiğin yanına yaklaşıp,içinden ağlayan bebeği kucağına aldı.
"Geçti geçti,buradayım"Ai o rahatlatıcı sesiyle bebeği sakinleşitiriyordu.Ben ise kardeşime hayranlıkla bakıyordum...
Bu ruby olmalı...yakından daha tatlıymış!
Ona baktığımı fark etmiş olacak ki hafif kafasını çevirip,anlamamış bir şekilde bakış attı.Bir anda yeniden ağlamaya başlayınca hafiften korktum.
Benden mi korktu?...Saçmala ya,benden niye korksun ki?
"Sorun nedir Aqua?"Ai merakla kafasını yanımda ağlayan kardeşime çevirdi.
Hehe...isimleri karıştırıyor.
Buna hafif bir gülümserken,animede duyduğum tanıdık adam sesi kulaklarıma geldi,ama kimin geldiğini Ruby'nin kafasından dolayı göremiyorum.
"O ruby...gerçekten onların annesi misin?"Biraz daha yaklaştıklarında onları görebiliyordum.Tahmin ettiğim gibi biri Saito'ydu diğeri karısı Miyokoydu.
"Ama bu durumda bir şey yapamam,sonuçta insanların yüzlerini ve isimlerini hatırlamakta zorlanıyorum."Onun yüzüne gözlerimi kapatıp gülümseyerek baktım.
Senin yanımdayım Ai!...Boşver,sen mükemmel bir annesin!
Ai gülümsediğimi fark etmiş bir şekilde kafasını bana çevirip şaşırmış bir şekilde baktı.
"Ruby bundan memnun gibi..."Adam kollarını göğsünde birleştirmiş bir şekilde iki parmağını kaldırarak,ciddi konuştu...
"Bir,o Ruby değil Aimi.İki,bebekler her şeye güler!"Son cümleyi vurgularken,kızmamam elde değildi.Kaşlarımı çatarak ona bakıp,bir elimle gözümle pışık yaparak,dilimi çıkardım.
Saitou bu duruma bir an şaşırsada sonra sinirle bir elini yumruk yaparak havada sıktı.
"Seni...!"Devamını getirmeyi bırakarak bıkkınlıkla nefes verdi.
"Her neyse,bugün idol "Ai" geri dönüşünü yapacak!"Hızla beyaz tahtada yazılı yazıları işaret ederek bağırdı.
"Şimdi bundan sonra ne yapacağımız hakkında konuşalım!"Saitou bir sürü şey söylerken o sırada onları dinlememiştim.Zaten biliyordum,o yüzden onlar konuşurken ben düşüncelerime dalmıştım
Sanki rüyada olmadığımı hissediyorum.Ama kararsızım...Hislerim rüyada olmadığımı sôylüyor mantığım ise "rüya değilse ne olabilir seni Aptal!"diye beni azarlıyordu...Ah,kararsızlığımdan nefret ediyorum.
"Çocuklarımı işe götüremez miyim?"Böyle bir cümle duymamla kafamdaki bütün her şey uçup gidiverdi.Kafamı kaldırıp Ai'ye baktım.
"Tabiki de HAYIR!"Adam sinirle itiraz etti.Bir parmağını sanki sözlerini Ai'nin kafasına sokmaya çalışıyormuş gibi hareket ettirerek,
"Bunu aklının bir köşesine not et! Sen 16 yaşında 3 çocuğa sahip olan bir idolsün.Eğer dünya bunu öğrenirse idol hayatın son bulur!"Endişeli ve bir o kadarda tedbirli davranıyordı.Ama aklım söylediği sözlerden birine giderek hafifçe gözlerimi kapatarak gülümsedim.
Hehe:)...Bende onun çocuyum.
"Çocuklarla beraber alışverişe yada herhangi farklı bir yere gidemezsin!"Kollarını göğsünde birleştirerek devam etti.
"Acil bir durum olursa biz ilgileniriz."O sırada Miyoko yanıma gelerek Ai'den beni alıp,hafif bir bıkkınlıkla yüzüme bakıp,kucakladı.
Miyoko ablam için üzülüyorum be...niye bakıcı tutmuyorlar da ablama yaptırıyorlar?...hele bana yaptırmaya çalışsınlar bak o zaman napıyorum...İdol falan dinlemem valla.
"Ai çalıştığı sırada,eşim çocuklarla ilgilenecek"Şimdi bir şey derdim de,neyse.Kendimi belli edersem ortalık karışabilir...
Miyoko abla,ben senin yanındayım!
Onun kucağındayken küçük ellerimle ona sarıldım.Bir an şaşkınlıkla bana doğru kafasını eğdiğinde,kafamı kaldırarak gözlerimi kapatıp gülümsedim.Gözleri bir an fal taşı gibi açtı ama fazla uzun sürmeden,gülümseyerek gözlerini kısıp,eliyle kafamı okşadı.
Bu çok gerçekçi!...Aynı Ai gibi elleri sıcacık.Bu çok rahatlatıcı...LAN!...YOKSA?!
Endişeyle kucaklamayı bırakarak ellerimle oynamaya başladım.Miyoko iyiki bu hâlimi fark etmemişti,şuan konuşululanları dinliyordu.
BEN GERÇEKTEN RÜYADA DEĞİL MİYİM?...Hislerim doğru muydu?...O zaman nasıl?...Nasıl?...Buraya nasıl gelmiş olabilirim?
Gözlerimi sıkıca kapatarak,ellerimi yumruk yapıp,beynimi zorlamaya başladım.Çünkü tam bir çıkmazın içindeydim..hemen bu sorularıma cevap bulmalı ve bana ne olduğunu öğrenmeliyim.Bir süre böyle düşüncelere dalmıştım ama gözüme bir hatıra gelince,şaşkınlıkla gözlerim fal taşı gibi açık bir şekilde bakakaldım.
Bu anı...Telefon parlaması,sonra aniden benimde parlamam...Ve burda olmam.Rüya olmadığını anlamak..Hmm....LAN BENi ANİMENİN İÇİNE Mİ ATTILAR!?...Demek böyle...Heh,bana uyar!..ipleri kendi elime alıcam...hehehe.
Şeytanca içimden sırıtyordum.O sırada konuşmalrını bitirmiş olacaklar ki,Ai provaya gitmek için ayağa kalkıyordu.
Noooo!!
Nolacağını hatırlerken,içimden bağırıyordum.Aynı animedeki gibi kalkerken Aqua'ya takılarak,azcık göğsü açıldı.
Heh,oldu bile...
Aqua en azından başkan görmeden direk kapattı.
"Ay,Ay,ay az daha başkan göğüslerimi gôrüyordu."Buna gülerek söylüyordu.Neden güldüğünü anlamasamda,umursamadım.
"Lütfen toplum içinde daha dikkatli ol..."Saitou endişeyle onu uyardı.Ama Ai yine dinlememiş gibi Aqua'yı havaya kaldırarak,
"Teşekkürler Ruby"Saitou bıkkınlıkla nefes verirken komik bir şekilde Ai'ye baktı.
"O Aqua...öğren şunu..."Ai buna yine gülümserken Aqua yı koltuğa bırakıp hazırlanmaya gitti.Miyoko da beni Aquanın yanına bırakıp,bıkkınlıkla oflayarak odadan ayrıldı.Üçümüzde yan yana oturmuş onların hâllerini izliyorduk.Bir süre sonra provaya gitmeleriyle,koltuktan inip,etrafa baktım.
Hmm,acıktım.Mutfağa gidip bir şey bulayım...Acaba Ai'nin yediği dondurmalardan var mı?...
Emekleyerek giderken Aqua'nın bana dik dik baktığını fark edebiliyordum.Korku duymadan edemedim,onlar reankarne olabilir ama ben normal bir bebek gibi davrancam.Kendimi onlara açıklasam bile bir faydası olmıcak...Sadece beyinleri error vericek.
Mutfağı büyük sanıyordum...pfff,bizim evin mutfağı gibi.
Mutfağa geldiğimde hayal kırıklığı geçirdim.Ama içimi bir his kaplamasıyla dikkatim dağıldı,o
yüzden sadece oturdum.Hiç bir yere hareket etmedim...
Aqua beni mi izliyor,yoksa yanlış mı hissediyorum...Hafifçe göz ucuyla bir baksam?
Tam arkamı dönecekken bana seslenmesiyle korkum gittikçe arttı.
"Aimi"Bir an sadece öyle hareketsiz durdum.Arkamı dönmeye korkuyordum çünkü benimde bir reankarne gibi bir şey olduğumu anladığını düşündüm.
Aqua'dan beklenilir zaten...
Hafifçe arkamı döndüğümde,mutfağın önünde oturmuş bana bakıyordu.Gözlerini kısarak kollarını göğsünde birleştirerek,
"Sende Reankarnesin değil mi?"Hafifça kafamı yana eğmiş,numara yaparak anlamadığımı gösteriyordum.Ama yemedi tabi... Bıkkınlıkla nefes vererek,
"Anlamamış numarası yapma,çok belli oluyorsun."Kendimi düzelterek,ona doğru emekleyerek bir kaç santim uzağa oturarak.
"Peki,yakalandım.Nasıl anladın reankarne olduğumu?"Gözlerini kapatarak bir büyük gibi konuşmaya başladı.
"Normal bir bebek gibi davranmıyordun."Şaşırarak gözlerim fal taşı gibi açık,komik bir yüz ifadesi ile...
"Gerçekten mi? O kadar mı belli oluyorum"Aqua bıkkınlıkla nefes vererek hafifçe kafasını salladı.Gözlerini açıp,kaşlarını çatarak bana baktı.
"Daha dikkatli olmalısın,bizi anlamamaları için bir bebek gibi davranmalıyız"Merakla ona baktım,çünkü ne tür bir hareket yaptığımı merak ediyordum.
"Bir bebek gibi davranmıyor muydum?"Gözleri fal taşı gibi açılarak parmağını hiddetle bana uzattı.
"Tabiki de! Dil çıkarma davranışın bir bebeğin yapaçağı bir şey değil!"Buna kahkahalar gülerken,Aqua daha fazla kızıyordu.
Ama yüz ifadesini hâlâ hatırlıyorum,bütün gün buna gülebilirim.
Gülme krizine girmiştim.Aqua benden bıkmış bir şekilde,çoktan emekleyerek uzaklaşmıştı.O gitmesine rağmen hâlâ gülüyordum.Ama napayım,o yüz ifadesi ve bana bir şey yapamaması,sinirden patlaması,çok komik.
Gülmem sonunda bitince,ellerimle gözümde oluşan yaşları silerek biraz nefes almaya çalıştım.
Ah,ah...Biraz daha gülsem nefessizlikten gebericektim,karnımda ağrıdı zaten.
Etrafa biraz bakındım ve sonra emekleyerek buzdolabının önüne geldim ama yine birinin sesiyle durduruldum.
Acıktım lan,bir rahat bırakın beni!
"Senin burda ne işin var?"Kafamı çevirdiğimde Miyoko duygusuz ve hafif şaşırmış yüzle bana bakıyordu.
Acaba Miyoko abladan yemek mi istesem?....
Bir an bu fikir mantıklı gelirken,aklıma Aquanın söyledikleri gelip,beni uyarırcasına durdurdu.
"Daha dikkatli olmalısın, bizi anlamamaları için bir bebek gibi davranmalıyız"
Eh,napalım...Bizde bebek gibi isteriz yemeğimizi o zaman.
"Waaaaaağ!,İngaaaaaa!,Huaaaağ!"Bir an şaşırsada sonra yüzü rahatsız olmuşçasına büzüldü.Yanıma gelip kucaağına alıp,oturma odasına doğru götürdü.
Miyoko abla,bu sen bile olsan,yemek vermezsen acımam valla!
"WAAAAAAĞ,İNGAAAAAAĞ,HUAAAAAĞ!!!"Daha çok gürütltülü ağladım ve Miyoko'nun saçları uçmaya başladı.Gözleri fal taşı gibi açık,sesten dolayı şoka girmiş gibiydi.Gözlerini bana çevirerek merakla,
"Nasıl bu kadar gürültü çıkarabiliyorsun?!"Onu dinlemeden ağlamaya devam ederken,içimden ise sırıtıyordum.
Hehe,meslek işi...
Beni susturmak için elinden geleni yaptı.Ama bir işe yaramadı...Yemek verene kadar ağlamaya devam ettim.
ACIKTIIIIM!!!!
Sonunda biberonu bana vermek aklına gelmiş olacak ki,koltuğa oturup hızla biberonu bana tutuşturdu.
Başka bir şey olsa daha iyi olurdu...ama şuan bebek olduğum için bunla idare etmeliyim.
Gürültü bir anda kesilerek birberonu emmeye başladım.Yüzümde mutlu bir ifade varken,biberondaki tat nedense hoşuma gitti.
Fena değil...
O sırada Miyoko yorulmuş bir şekilde koltuğa düştü.Yorgun ve ağlamaklı sesle isyan ediyordu.
"Daha önce hiç bu tarz bir iş yapmadım ben...neden bunu yapmam gerekiyor!?"Birberonu biraz uzaklaştırarak Miyoko pişmanlıkla ve hüzünle baktım.
Aga be,çok mu üzerine geldim acaba?...
Gözlerimi kapatarak biberonu içmeye devam ettim.Ama bir anda televizyon sesi gelince irkelerek hızla biberonu bırakıp,sesin geldiği tarafa baktım.
"Bugün bizimle beraber oldukları B-Komachiye teşekkürler."Gözlerim parlayarak ekrana baktım,annem olacak Ai çok güzel görünüyordu.
Ai'yi böyle gerçek bir şekilde görmek inanılmaz,animeden daha tatlı ve güzel görünüyor.
"Ai sonunda bugün döndü!...İyi misin? Düzgünce beslendin mi?"Ai o tatlı gülümsemesiyle,
"Evet! Oldukça fazla yemek yiyorum."Sonra bir parmağını kaldırarak heyecanlı bir şekilde devam ederek.
"Ah,evet! Yemekten bahsedince,son zamanlarda bebek-"Bir an şaşırsamda,bunu önceden bir kez daha gördüğümü hatırlayarak rahatlayarak nefes verdim.
Önceden bilmek çok işe yarıyor...Aqua gibi olmadım:)
"Bebeklerin mi?"Sunucu şaşırmış ve merakla bunu sorguladı.
"Ah Hayır! Bebek kedilerimden bahsediyorsun.Yakın zamanda bir kedi sahiplendim de."Sunucu anlamış gibi ikna oldu.
"Ah,anlıyorum..."Sunucu hemen konuyu değiştirerek,ana konuya geldi.Grubu bağırarak işaret etti.
"Ve şimdi! B-Komachinin gösterisini izliyeceğiz!!!"Koltuktan inip televizyona büyülenmiş gibi daha çok yaklaştım.Saniyeler yavaça akıp geçiyor,o heyecanlı bekleyiş yaklaşıyordu.30,29,28,27,26,25,24,23,22,21,20,19,18,17,16,15,14,13,12,11,10,9,8,7,6,5,4,3,2,1...0
Saniyeler sıfırı göstermesiyle,gösteri Ai'elinde mikrofonu ve grubuyla başladı.Gözlerindeki yıldızlar,ve o gülüşü,sesi...çok güzeldi.Sanki başka bir dünyadaymış gibi kimseyi takmışyormuş gibi hareket ediyordu.
Işıklar sanki onları göstermek için birbirleriyle yarışıyorlar ama ışıklar nasıl bir yıldızı aydınlatabilirlerdi,orda parlayan bir yıldız gibiydi.Asla sönmeyecek bir yıldız gibi...
Animede izlerken güzel ama bu kadar değil,bu mükemmel!!
Bütün dansı beynime işleniyor gibiydi.Gözlerimdeki yıldızlar daha çok parlak,her ayrıntıyı yakalamaya çalışıyorlardı.
Aqua ve ben Televizyona o kadar dalmıştık ki Ruby'nin uyandığını fark etmemiştik.Sadece onun sesini duymamızla televizyona bakmayı kesebildik.
"Çoktan başladı mı?!...Neden uyandırmıyorsunuz!"Emekleyerek bize bağırıyordu.Yanımıza gelince gözleri parlayarak,heyecanla televizyona baktı.
"OHAAA,VAAAY!Annem çok tatlıııı!Bunu izleyen herkes ona 1 milyon vermeliii!"Ruby'e dönerek kaşlarımı çatıp,beş parmağımı göstererek bağırdım.
"Ne bir milyonu!?...50 MİLYON VERMELİLER!!!"Ruby bir an şaşırarak,korkuyla geri çekildi.
"O KONUŞUYOR!!!"Aqua ve ben gözlerimizi kısıp ona bakarak,aynı kelimeler ağzımızdan çıktı.
"Sende konuşuyorsun..."Aqua bir parmağıyla beni işaret ederek konuşmasına devam etti.
"Oda bizim gibi Reankarnosyon."Ruby anlamışcasına sakinleşti.Bana bir süre dik dik bakıp,sonra tekrar televizyona döndü.
Ruby çok tatlı...Canım kardeşim be!
Gösteriyi izlerken heyecanla daha çok yaklaşmış sevinçle bağırıyor ve övüyordu.Sonra hızla Miyakonun telefonunun alarak kayıt alıp bir daha izleyeceğini söylüyordu.Sonra Aqua ile kavga etmeye başladıklarında onların bu hâllerini izliyor ve hafifçe gülümsüyordum.
Şimdi seni anlıyorum Aqua...O zaman neden bu kadar kardeşine bağlı olduğunu anlamamıştım.Ama böyle mutlu olan bir kız,annesi ölmüş bile olsa hayatına aynı neşesiyle devam etmeye çalışan bir kız ...Onun mutluluğunun asla bozulmamasını istedin değil mi Aqua?...Ne kadar göstermesende,insanların duyguları senin için önemliydi...Bütün yükü tek başına üstlenmeye çalıştın.......ve bu seni gitgide yıprattı.
Gözüme kapatıp gülümsedim,bu sefer kararlıkla gözlerimi açıp onlara baktım.Şu an benim onlara nasıl baktığımı görmüyorlar,birbirleriyle konuşuyorlardı.
Ben burda olduğuma göre tek başına üstlenmene gerek kalmıcak...Ai'nin ölmesine izin vermicem!!...Mutlu bir aile olucaz...Ai sizin ne kadar başarılı İdoller olacağınızı görücek...Bende öyle.

