"Türkiye cumhuriyeti'nin kanunlarında yazılan 18. maddeye dayanarak Ferhat kahramanoğlunun suçsuz bırakılmasını istiyorum. hiç kimse zorla çalıştırılamaz."
"Zorla çalıştırıldığı hakkında delillerin var mı?"
"var Efendim."
Elimdeki belleği bilgisayara takıp açılan dosyaya bastım. bilgisayarda dün akşam yaşanan kargaşanın kamera görüntüleri açılırken bilgisayarı hakimin olduğu yöne çevirdim.
Görüntüleri izledikten sonra hakim yanındakilerle kısa bir toplantı yaptı. toplantı bittikten sonra hakim bizim tarafımıza döndü. onun dönmesiyle fısıltılar azalmaya başladı. hakim tokmağa vurdu. herkes ayaklanmış gelecek sözleri bekliyordu. "Gösterilen delillerle ve 18. maddeye dayanarak Ferhat kahramanoğlunun suçsuz bırakılmasına karar verildi. mahkeme bitmiştir !"
arkadan alkışlar koparken hakim salondan çıktı.
Ferhat denilen 20 yaşındaki genç gelip elimi minnettar bir şekilde sıktı. "her şey için çok teşekkür ederim."
sıcak bir gülümseme oluştu yüzümde, "sorun değil."
o annesine doğru koşarken, özgüvenli bir şekilde gülümsedim. kendimden emin adımlarla salondan çıktım.
Mahkemeden tamamen çıkarak, son model Mercedes arabama bindim. çantamdan telefonumu çıkardım. bakalım dünyada neler oluyor? ah dur tahmin edeyim, kesin bir cinayettir.
Ve tahminim yine yanılmadı, cinayet olmuştu. uyuşturucu satan bir adamı uyuşturucu içirerek öldürmüşler, bir vadide ise gömmüşler. polislerin düşüncesine göre bir grup öldürüyormuş, o grup öldürdükleri kişinin kolunda örümcek dövmesi oluyormuş. ki bunlar doğru şeyler, her kim öğrettiyse...
sırıttım. arkama yaslandım ve arabayı çalıştırdım.
ama bilin bakalım nereye gideceğim?
tabi ki vadime gideceğim.
arabada giderken telefonumun melodisini işittim. bir elim direksyondayken diğer elimle telefonumu çıkardım.
"Efendim sıradaki kurbanımız hangisi?"
yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu.
"sıradaki kurbanımız Batu gökan"
"Ama efendim o Şafak yılmaz boyunağa'nın yardımcısı"
trafikte durunca, bir elimle sigaramı yaktım.
" Eee kimmiş bu Şafak yılmaz boyunağa"
karşımdakinin yutkunduğunu hissetmiştim. Sigaramdan derin bir nefes aldım.
"Efendim kendisi bir komiserdir. ama çok acımasız biridir."
"Gerekirse onuda öldürürüz sorun yok" bu rahatlığımı biraz azaltsam mı acaba ?
"izniniz olursa bir soru sorabiliirmiyim?" off çok boş yaptın be,
derin bir nefes çektim. " sor bakalım"
"Neden Batu gökan hanımım?" sanane amına koyayım ? neyse biraz sakin olmam gerekebilir...
sigaramı pencereden fırlattım.
" oda bende kalsın" dedim derinden gelen korkunç bir sesle, telefonu tamamıyla kapattım.
o sırada trafik azalmıştı. kimse neden Batu gökanı öldürmek istediğimi asla anlamayacak, çünkü asıl onun yüzünden böyle biriyim. gerçi onun babasının suçu ama ne fark eder ki? onun tüm sülalesini dünyadan siliceğim.
hem bir komiser ha?
bu benim çok hoşuma gitti. tatlı kurbanlarımdan biri olur oda, evet yeni deneyim ilk defa bir komiser öldüreceğim. bana zorluk çıkarmazsa öldürmem belki...
belki....