Kızlar küçücük iki yatağın zor sığdığı bir odada kalıyorlardı. Neden onlara bu oda verilmişti anlayamamışlardı. Sanki müdür olay dışında kızlarında gizli tutmaya çalışıyordu. Ama bu gün eğitimin ilk günüydü. Bu gün dört çocuğun bir araya geleceği gündü. Ama Lyra eşyalarının bir kaçını bulamayınca yetkili bitine gitmeye karar verdi. Elena’ya burda beklemesini birazdan geleceğini söyleyip odadan çıktı. İlk başta müdürün odasına gitti. Kapıyı tıktıklatıp içeri girdi. Ama oda boştu. Boş odaya Gügüneş camdan vuruyordu be odanın ilerisinde bir şey parlıyordu. Tam gitip alacakken bir anda odaya Daren girdi
— Ya nerdesin sen. Yarım saattir seni arıyorum. Kahvaltı için yemekhaneye incen.
Lyra’nın içine şüphe düştü. Acaba ona söylesem mi? Alt tarafı bir şey parlıyor. Ama burada olmamam gerek. Ya odayı bir daha boş bulamasam.
— Daren, şu da ne?
Daren parlayan yere gidip eline kolye misali bir şey aldı. Bu kolye bildiğin saf altındı. Çocuklar çok şaşırmışa benziyordu. Üzerinde güneşe benzeyen bir şekil vardı.
— Hayır başım dönüyor!!!
O güneş şeklinden büyük bir ışık yayılıyordu.
Daren:
— HAYIR!!!OLAMAZ!!!
…….
