Elfida, sabah güneş ışıklarının gözüne vurmasıyla uyandı. Yeni uyandığı için gözlerini ovuşturdu, sersem gibiydi.
Yatağından zar zor kalktı ve odasının perdelerini çekerek içeri güneş ışığının girmesine izin verdi. Daha sonrasında da camı açarak odaya temiz havanın girmesini sağladı.
Beynamaz bir şekilde odasının içerisinde bulunan evebeyn tuvaletine doğru adımlayarak içeri girdi ve kapısını kapattı. Her ihtimale karşın kapıyı kilitlemeyi de unutmadı.
Aynadan kendisine baktığında gôz altlarının çökmüş
olduğunu gôrdü. Dün gece sabaha dek ağladığı için göz altları mosmor olmuştu ve kanlanmıştı.
Uzun zamandır kendisine bakım yapamıyordu. Şu anda bir işte çalışıyordu ancak ailesi elindeki bütün parayı aldığından kendisine bakım yapacak parası da kalmıyordu.
Ailesi demeye dili varmıyordu. Eğer kazandığı tüm parayı ailesine vermeseydi ilk işi bu evden kaçmak olurdu. Bu zamanda evden kaçmak için yeterli parası yoktu. Yine de az da olsa ailesinden gizli bir şekilde kendisine verilen bahşişleri saklamayı başarıyor ve yatağının altındaki kumbarasına koyuyordu.
O kumbarayı hiçbir şekilde yatağın altından çıkarmıyor, para koyacağı vakitte kapıyı kilitlemeyi asla unutmuyordu. Bu evden kaçışı ancak yeterli parayı toplayabildiğinde olacaktı. Aksi takdirde bu eve bağımlı kalmak istemiyordu.
Bu ev, Elfidanın özgür ruhunu bir kafese hapsediyordu. Kafesten kurtulmaya çalıştıkça daha da batıyor, işin içinden bir türlü çıkmayı başaramıyordu.
Elfida, turuncu saçlarını tarağa ihtiyaç duymadan eliyle taradı ve eline gelen saçları toparlayarak çöp kovasına attı. Saçlarının kabarmasını önlemek amacıyla eliyle güzelce saç köpüğünün hepsini saçlarına yedirdi ve kabaran yerlerini düzeltti.
Aynadaki gôrüntüsünü beğendiğinde musluğu açtı ve yüzüne bir iki kes su çırptı. Yaz gününde soğuk su iyi geldiğinden hemen açılmış ve kendine gelmişti.
Kapının kilidini açarak tekrar odasına girdi ve pijamalarını değiştirerek eşortman ve uzun tişört giydi.
Abisinin yanında rahat olamadığı için hep uzun giyinmek zorunda kalıyordu. Giydiği kıyafetten en ufak bir yeri belli olduğunda yüz ifadesinde değişiklik oluyordu.
Bunu daha çok küçükken fark etti. Onun yanındayken giyimine dikkat eder, en ufak bir frikik vermemeye çalışırdı.
Ailede normal olan insanlar giydiklerini umursamamalıydı. Ancak Elfida abisinin bakışlarını normal olarak gôrmüyordu.
Şu anda bu bakışları algılayacak yaşta olduğundan ara ara tuhaf bakışlarına denk geliyor ve aldırış etmiyordu.
Biliyordu ki en ufak bir detayı takmaya kalkışırsa bütün gününü heba ederdi. Kendini bildiğinden bu durumu umursamamaya çalışıyor ve her şeyin normal olduğuna kendini inandırmaya zorluyordu.
Birazdan olacaklar Elfidanın düşüncelerini tamamen değiştirecekti. Ama Elfida şu anlık bu olacakların hiçbirinin farkında değildi.
Elfida üzerini değiştirdikten sonra yatağına geçip biraz oturdu. O sırada içeriden annesi bağırdı.
"Elfida yine yatakta pinekleyeceğine gel buraya da iki işin ucundan tut. Gelmezsen babana söylerim. Sana vurmasını istemiyorsan derhal buraya gel."
Her sabah aynı muameleyi görmekten sıkılmış ve bunalmıştı. O da insandı ve biraz dinlenmeye ihtiyacı vardı.
Annesi bütün işleri Elfidanın üzerine yıkıyor ve gün içerisunde bir dakika bile dinlenmesine fırsat vermiyordu. Dinlendiğini gördükçe işlerin bittiğini düşünüyor, kendisini açıklamasına izin vermeden kızın üzerine yeni işler yüklüyordu.
Elfida bu duruma her ne kadar itiraz etse de, zamanla susmayı öğrenmişti. İtiraz ettiğinde sürekli olarak kendini dayak yerken buluyordu. Özellikle de görünmeyen yerlerine vuracaklarına babası ve abisi daha çok yüzüne vurmayı tercih ediyorlardı.
Elfida ellerini yüzünü korumak için uzatsa da, bir fayda etmiyordu. Biri ellerini tutuyor, diğeri de öldüresiye dôvüyordu. Kendini korumayı ve sesini çıkarmayı uzun süre önce bırakmıştı. O yüzden hiçbir şeye itiraz etmiyor ve sadece kabulleniyordu.
Elfida çok fazla dışarı çıkmadığı için yüzünü kapatmaya hiç ihtiyaç duymamıştı. Sadece evde durduğunda duvarlar üstüne üstüne geldiği zaman dilimlerinde çıkıyordu ve o zamanda yüzünü kapatıcıyla kapatmadan asla çıkmıyordu.
Kimsenin yüzünü yara bere içinde görmesini istemiyordu. Elfida ayakları yere sağlam basan genç bir kız olduğu için kimsenin ona acımasını kaldıramıyordu. Bu yüzden de etraftan yüzünü gizlemeyi tercih ediyordu.
Halbuki her gece mahalle Elfidanın çığlıklarıyla doluyordu. Bütün mahalle elbette bunun farkındaydı ama elden gelen bir şey yoktu.
Birkaç kez polise haber vermişlerdi ancak babasını bu durum daha çok hırslandırdığından bütün hırsını genç kızdan almıştı. Babasının korkup dayağı daha çok azaltacağını düşünseler de tam tersi bir durum gerçekleşmişti. O günden sonra kimseden çıt çıkmamış, herkes sus pus olmuştu.
Elfida da belli bir süre sonra bu duruma zaten alışmıştı. Vücudu da bağışıklık kazanmıştı, babasının vurduğu yerler eskisi kadar canını acıtmıyordu.
Genç kız annesini ikiletmeden hemen odadan çıktı ve mutfağa doğru ilerledi. Annesi mutfakta oturmuş, çay keyfi yapıyordu.
"Uyuşuk uyuşuk durma, hadi akşama kuru fasulye ve pilav yap. Yanına da kavurma yap. Biz babanla gezmeye çıkıyoruz. Dolaptan sakın bir şey yeme. Sana yasak. Dışarı çıkma, evin bütün işlerini biz gelene kadar yap."
Elfida cevap vermek yerine hızla başını salladı. Annesine cevap verme tenezzülünde bile bulunmamıştı. Aralarındaki ilişki her zaman sınırlı ve mesafeliydi. Elfida bu mesafeden oldukça memnundu. Annesi ve babası evden çıktıktan kısa bir süre sonra tekrar dış kapı açıldı.
Annesinin bir şeyi unutup tekrar geldiğini düşünen Elfida, beline sarılan kollarla çığlığı bastı. Düşündüğü şeyin gerçekleşmemesi için içinden çok dua etti ve arkasını döndü. Beline sarılan kollar abisinindi.
"Ne yapıyorsun? Çek şu kollarını."
"Çekmezsem ne yaparsın?"
"Sen benim öz abimsin. Bakışların bile tuhaf. Normal bakmıyorsun. Sanki yiyecek gibisin. İnsan öz kardeşine öyle bakar mı?"
"Bir insan salak olur da bu kadar salak olabilir mi? Ben senin öz abin olsam bakışlarım böyle olur mu? Ya da düşün bakalım abin ya da baban sana durduk yere canı istiyor diye dayak atar mı? Kızım sen evlatlıksın. Bunu o kalın beynine sok."
Ayhan kollarını kızın beline sımsıkı sarmış, asla bırakmıyordu. Genç kız her ne kadar kollarını çözmeye çalışsa da, gücü yetmiyordu. Aklı da mantığı da az önce üvey abisinin söylediklerinde kalmıştı.
Şimdi o bu ailenin öz evladı değil miydi?
Boş yere mi o kadar günlerce dayak yemişti?
Onca acıya katlanmıştı.
Her şeye rağmen ailesinin öz evladı olmadığını bilse bile yine de şikayet eder miydi?
Bu sorunun cevabı net olarak belli değildi. Şu anda düşünmesi gereken başka konular vardı.
Üvey abisi kollarını daha da sıkılaştırmış ve dudaklarını genç kızın boynuna doğru yönlendirmeye başlamıştı. Genç kızın saçlarını geriye doğru iterek boynunu daha da açığa çıkartmıştı. Genç kız altında debelendikçe Ayhan bu durumdan daha çok haz alıyor ve zevke geliyordu.
Ayhan zihniyeti kôtü birisiydi. Genç kızın yanında neden uzun kıyafetler giydiğini biliyordu. Bakışlarından az çok rahatsız olduğunun farkındaydı. Hep bugünün hayalini kurmuştu.
Genç kızın ellerini tutarak üzerindeki tişörtü tek hamlede çıkarttı. Elfidanın üzerinde sadece sütyen kalmıştı. Genç kız bu durumdan çok rahatsızdı, engel olmaya çalışsa da, beceremiyordu.
Kıza yiyecek gibi bakan Ayhan, kızın sütyenini tek hamlede çıkarıp yere attı. Elfidanın bütün çığlıkları sokağı doldurdu ancak kimse çığlıklara aldırış etmedi.
"Yapma, ne olursun. Beni rahat bırak. Söz veriyorum bu durumdan kimseye bahsetmem."
"Ben hep bugünün hayalini kurdum. O yüzden seni altımda becermeden asla salmam."
Elfida çaresizlik içerisinde ağlamaya başlamıştı. Etrafına bakındığında vazoyu gördü. Üvey abisi üzerini çıkartmaya çalıştığı anda vazoya uzandı ve hiçbir şekilde düşünmeden vazoyu tek hamlede kafasına geçirdi. Başından kanlar aktığını gördü ve büyük bir soğukkanlılıkla yerden hızlıca kalktı.
Vazoyu bir kez daha başına vurdu ve yere devrildiğini gördükten sonra hemen tişörtünü alarak dış kapıya yöneldi. Kapıyı açtı ve ayakkabılarını bile giymeden apartmanın merdivenlerinden hızlıca yalın ayak inmeye başladı.
Belkide yeni hayatı için ilk başlangıcı bu gece yapacaktı.
Arkadaşlar yeni bölüm geldi. Nasıl buldunuz? Elfidanın hayatını anlattım size. Nasıl bir hayata sahip olduğunu görün diye.
Yorum bırakınnn.
Arkadaşlar selam yeni bölümle geldim. Sizce nasıl olmuş? Yorumlarınızı bekliyorum. Azıcık kısa oldu ama idare ediverin.
Arkadaşlar size yeni bir bölümle geldim. Yazdım, umarım beğenirsiniz.
Keyifli okumalar...
*********
Elfida merdivenlerden o kadar hızlı iniyordu ki, her an düşme tehlikesi yaşıyordu. Düşme tehlikesi yaşamasına rağmen yine de dur durak bilmeden koşuyordu, arada üvey abisinin arkasından gelip gelmediğine de bakıyordu.
Sonunda dış kapıya ulaştığında biraz nefes almaya ihtiyacı olduğunu fark edip duraksadı ve kapının kulbuna tutundu. Derin bir nefes çekti içine doğru.
Deminden beri aralıksız hiç durmadan koştuğundan soluk soluğa kalmıştı. Arkasından sesler geldiğini fark etti.
Bu gelen kişi üvey abisinin sesine benziyordu. Nefes almak için duraksadığına bin pişmandı.
Arkasına bakma gereği bile duymadan demir olan dış kapıyı anında açarak kendini dışarıya attı ve kapıyı kapatmayı unutmadı.
Hız kesmeden mahallede yürüyerek ana caddeye çıkmaya çalıştı ancak tüm mahalle sakinleri camlara çıkmış, genç kızı izliyorlardı.
Genç kız, üzerinde olan bakışlara rağmen sokağın sonuna kadar sakin adımlarla ilerlemeye başladı. Arada arkasına bakıyor, üvey abisinin kendisini takip edip etmediğini kontrol ediyordu.
Sokağın başında kendisine doğru hızla gelen üvey abisini gördü. Kafasına vazoyla vurunca yaralandığını ya da öldüğünü düşünmüştü. Ama anlaşılan durum hiçte beklediği gibi gerçekleşmemişti.
"Elfida dur, bekle. Gitme.Seni gerçek ailene götüreceğim."
Elfidanın bu yalanlara artık karnı toktu. Hele de kendisine yan gözle bakan ve taciz eden kişiye içinde ufacık bir inanç bile yoktu. Üvey abisinden kaçmak için elinden geleni yapmıştı.
Kalbi çok hızlı atıyordu. İçinde bir korku hissi oluştu. Kendisini yakalarsa bir daha asla bırakmayacağından emindi. O yüzden tabana kuvvet koşmaya başladı.
Elfida birden koşmaya başlayınca yavaş adımlarla ilerleyen üvey abisi Ayhanda arkasından hızla koşmaya başladı.
"Beni rahat bırak artık. Çektiğim eziyet yeter. Bu hayattan kaçıyorum. Kendime yeni bir hayat kuracağım."
Ayhan, Elfidaya cevap vermekten kaçınmıyordu. Sanki az önce genç kıza taciz eden kendisi değilmiş gibi normal bir şekilde konuşabiliyordu. Bu kadar büyük cesarete sahipti.
Genç kızı taciz ettiğini kimseye söylemeyeceğini düşünüyordu. Ama tam aksine genç kız artık dünyayı yakabilecek cesarete sahip olduğunu düşünüyordu. Bu da her şeyi kendi başına yapabileceğini ve kimseye ihtiyacı olmadığını gösteriyordu.
"Senin peşini asla bırakmayacağımı biliyorsun. Nereye gidersen, git. Arkanda gölge gibi takip edeceğim. Tek bulduğum anda da yarım bıraktığım işi tamamlayacağım."
Genç kız yolun sonundan ilk araya döndü. Üvey abisine cevap verme gereği bile duymadı. Çünkü karşısındaki kişinin niyetini biliyordu. Eskiden az çok kestirebiliyor ancak küçük olduğundan aklı tam olarak algılamıyordu.
Şimdilerde belli bir yaşa ve olgunluğa ulaştığından etrafında kendisini etkileyen her şeye karşılık verebiliyordu.
Üvey abisinin kendi peşini bırakmayacağının farkındaydı.Yalnızca izini kaybettirmesi durumunda asla bir daha kendisine ulaşamazdı.
Gerçek ailesini bulmalı ve bir an önce durumu izah etmeliydi. Elinde onlara dair tek bir iz bile yokken ulaşmasının imkansız olduğunun bilincindeydi.
Elfidanın lügatında imkansız diye bir kavram yoktu. İmkansızı bile imkanlı bir hale getirebilecek dereceye sahipti. Sadece birazcık zamana ihtiyacı vardı. Ailesine ulaşabilmek için gerekli delilleri toplamalıydı.
Köşeyi dönünce ana yola çıktı. Aklına bir fikir geldi. Yola çıktığında ilk gelen arabaya otostop yapacak ve binecekti.
Böylelikle üvey abisinden de kurtulmuş olacaktı. Hem bindiği arabadaki kişi de iyi biri çıkarsa kalacak yer ya da yardımcı olur diye kendince düşündü.
Yolun ortasına kadar yürüdükten sonra yoldan arabanın gelip gelmediğine baktı. Karşıdan bir sürü araba geldiğini görünce rast gele birini durdurmaya karar verdi.
Bir an önce herhangi bir arabaya binmesi gerekiyordu. Aksi takdirde abisinin kendisini yakalaması ve peşini bırakmaması an meselesiydi.
Eliyle işaret yaparak bir arabayı durdurdu Karşıdan gelen araba yolun ortasında durdu.
Elfida aceleyle arabanın camını açması için işaret yaptı. Arabanın camı açıldı ve Elfida arabanın içindeki adamla konuşmaya başladı.
"Pardon, biliyorum rahatsız ediyorum. Ancak şu karşımdaki adam beni takip ediyor ve taciz ediyor."
"Kendisi neyin oluyor?"
"Üvey abim oluyor. Bugün öğrendim üvey abim olduğunu. Bana yardımcı olur musun? Sana nasıl güvenebilirim?"
"Üstümdeki üniforma bana güvenmen için yeterli bir sebep değil mi? Askerim ve vatana hizmet ediyorum. Hadi çabuk arabaya bin de sana yardımcı olayım."
Elfida büyük bir sukunetle başını salladı ve arabanın ön kapısını açarak oturdu. Tanımadığı bir adamın arabasına bindiği için kendisini az da olsa tedirgin hissediyordu ancak üvey abisinin yanında kalmasından bin kat daha iyidir diye düşünmüştü.
Bindiği adama ismini sormayı unutmuştu. Adamın dikkati hazır yoldayken inceleme fırsatı bulmuştu.
Karşısındaki adam yirmili yaşlarının sonunda gibi duruyordu. Kendine bir daha baktıran masmavi gözleri vardı. Arada sarı saçlarını bir eliyle düzeltiyor, bir eliyle de direksiyonu çeviriyordu.
Dikkati asla dağılmıyordu. Çok ciddi bir yapıya sahipti. Üzerindeki üniforma üzerine tam oturmuş ve çok yakışmıştı. En azından Elfida böyle düşünüyordu.
Adama uzun süre baktığından dalmıştı. Adamın kendisine baktığını fark ettiğinde aşırı utanmıştı.
Adamı sanki yiyecek gibi baya bir süre incelemiş ve bakışların kendine dôndüğünü gördüğünde de gözlerini hemen camdan tarafa çevirmişti. Utancından dudaklarını ısırmıştı.
Aynadan birinin bakışlarını kendi üzerinde hissetti ve gözlerini tekrar adama doğru çevirdi. Adamın kendisine baktığını görmüştü ancak neden baktığını anlayamamıştı.
"Dudaklarını ısırma, yara olacak."
"Anlayamadım."
"Senin iyiliğin adına söylüyorum. Utandığın için dudaklarını ısırıyorsun ama bir süre sonra dudakların şişecek ve yara olacak. Konuşmakta zorlanacaksın. O yüzden ısırma. Şimdi asıl konuya gelelim. O adamdan niye kaçıyorsun detaylıca anlatır mısın?"
" Normalde olsa anlatmazdım ancak mecbur kaldığım için anlatıyorum. Gördüğünüz o adam benim üvey abim. Daha doğrusu abimin üvey olduğunu bugün daha yeni öğrendim. Annemler dışarı çıktığında bana tecavüz etmeye kalktı. Daha öncesinde de gözleriyle beni sürekli süzüyordu, rahatsız oluyordum."
"O adamın zihniyetini sikeyim. Orospu çocuğu. Bu devirde böyle adamların gücü ancak masum ve kendinden güçsüz kızlara yetiyor. Ailene söyledin mi peki bu durumu?"
"Aileme bu durumu söylesem de bir şey değişmeyecek. Çünkü beni bu zamana kadar hiçbir şekilde anlamadılar. Bu saatten sonra da anlayacaklarını düşünmüyorum."
Elfida bu saatten sonra olacakları düşünmek istemiyordu. Sadece anı yaşamak ve tadını çıkarmak istiyordu. Bu sözleri sôyledikten sonra sustu ve gözlerini kapatarak rüzgarın sesini dinledi.
Sizce bu çocuk Arşın mı olsun kardeşini mi bulmuş olsun yoksa bu ailede yaşayan bir adam mı olsun. Karar verin ona göre yeni isim bulacağım.
Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz??






