İçeriğe geç

𝘒𝘪𝘴𝘴 𝘰𝘧 𝘧𝘭𝘢𝘮𝘦𝘴 | texting

Bölüm 17 · 2 dk okuma

𝘒𝘪𝘴𝘴 𝘰𝘧 𝘧𝘭𝘢𝘮𝘦𝘴 | texting

Bölüm 17

Temiz?

Elara arabadan indiğinde kapıyı sertçe kapattı. Ses, geceyi keskin bir bıçak gibi yardı. Kael’in aracı hâlâ arkasında duruyordu, farları sönük, motoru düşük devirde mırıldanıyordu. Elara arkasını dönmedi. Adımlarını hızlandırdı, apartman kapısına doğru yürüdü. Anahtarı cebinden çıkardı ama kilide sokmadan önce durdu. Elinde hâlâ o eski fotoğrafın parçaları vardı – cebine tıkıştırmıştı. Yırtık kenarlar parmaklarını çiziyordu. Kapıyı açtı, merdivenleri çıktı. Dairesine girer girmez ışıkları yakmadı. Karanlıkta durdu, sırtını kapıya yasladı ve derin bir nefes aldı. Telefonu cebinde titreşti. Bilinmeyen numara. Bu sefer açtı. Açtığı anda konuşmadan önce bir saniye bekledi. “Ne istiyorsun?” dedi Elara. Sesinde ne öfke, ne yorgunluk vardı. Sadece soğuk bir netlik. Kael’in cevabı gecikmedi. “Senin ne istediğini öğrenmek istiyorum.” Elara güldü – kısa, keskin, kendi kulağına bile yabancı gelen bir gülüş. “Ben mi? Ben artık hiçbir şey istemiyorum, Kael. İstediğim her şeyi kendim aldım.” Sessizlik. Sonra Kael, alçak sesle: “Rozetini bıraktın mı?” “Hayır,” dedi Elara. “Ama onu artık taşımıyorum. Cebimde duruyor, o kadar. Bir gün lazım olursa kullanırım. Kullanmazsam da… sorun değil.” Kael’in nefesi duyuldu – hafif, kontrol altında. “İç soruşturma seni kırdı mı?” “Hayır,” dedi Elara. “Beni uyandırdı.” Bir an sustu. Sonra devam etti, sesi daha da alçalarak: “O parkta… sen oradaydın. Beni korudun. Ama ben o gün yardım istemedim. Sen yine de karar verdin. Mert’e yaptığın da aynı şeydi. Karar verdin. Benim adıma. Onun adıma. Herkesin adına.” Kael cevap vermedi. Elara devam etti: “Ama artık karar veren benim.” Kapının altından ışık sızıyordu – koridordaki lamba yanıyordu. Elara ışığı yakmadı. “Dosyaları gördüm,” dedi. “Senin adın her yerde. William. Kael. Başka isimler de var mı bilmiyorum. Ama hepsinde aynı şey yazıyor: iz bırakmıyor. Temiz iş. Profesyonel.” Kael’in sesi bu kez biraz daha yakındı – sanki telefonda değil de odanın içinde konuşuyormuş gibi. “Sen de temiz değilsin artık.” Bu cümle Elara’yı durdurdu. “Ne demek istiyorsun?” “Arka kapıyı ben açmadım,” dedi Kael. “Sen açtın. Bana kaçma şansı verdin. Raporu sen yazdın. Yalan söyledin. Polis olarak değil, benim için.” Elara’nın dudakları kıvrıldı – gülümseme değildi bu, daha çok bir kabul. “Evet,” dedi. “Yalan söyledim.” Sessizlik uzadı. Sonra Elara sordu: “Neden hâlâ buradasın? Neden gitmiyorsun?” Kael’in cevabı çok yavaştı. “Çünkü sen hâlâ buradasın.” Elara telefonu kapattı. Ama bu sefer silmedi numarayı. Kaydetmedi de. Sadece bıraktı. Yatağa oturdu. Ceketini çıkardı. Rozeti cebinden aldı – metal soğuktu, ağırdı. Bir süre avucunda tuttu. Sonra masanın çekmecesine koydu. Üstüne bir dosya attı – William dosyası. Açık duruyordu. Sayfalar dağılmıştı. Elara ışığı yaktı. İlk kez bu kadar net görüyordu her şeyi. O artık ne kurban, ne kurtarıcıydı. Ne de sadece polis. O da gölgelere adım atmıştı. Ve gölgeler onu geri püskürtmemişti. Pencereye yaklaştı. Karşı apartmanın çatısında bir hareket yoktu. Ama Elara biliyordu: Orada olabilir. Telefonuna bir mesaj düştü – yine bilinmeyen numara. “Ne zaman istersen… yanındayım.” Elara cevap yazmadı. Ama mesajı silmedi. Çünkü artık biliyordu: Bazı bağlar kopmaz. Sadece şekil değiştirir. Ve Elara, o şekli artık kendisinin belirleyeceğini anlamıştı

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.