Kendimiı zorla okuldan çıkardım heryere sanki çok sürünmüyormuşcasına bugün her dakika başı bir adım attım kapının önüne şoför gelmişti beni o görkemli malikanemize götürüyordu o ev çok soğuktu çok büyüktü ama açı boştu ne bir zevk ne bir neşe vardı.
Şuan keşke yolda trafik olsada eve varamasam daha geç varsam mesela annem uyuyunca gibi mesela.
...
Kahretsin trafik yoktu.
Koca malikane kapısından içeriyw girdim annem karsimda dikiliyordu heyecanla yanma geldi ve iki eliyle omuzlarımı sararak.
"Güzel kızım, nasılsın sınavlarından açıklanan oldumu, kaç aldın?" Dedi
Bilirsiniz -sanırım- normalde yalandan benim ikinci adım ama şuan yalan söyliyecek lüzmum yok zaten hocaları arıyor ve tek tek soruyor.
"60 aldım fizikten"
‘’Seni aptal kız hani en az 80di gerizekalı bi bokuda becer!’’diyerek bağırdı.
ne kadar başarılı bir avukat ve zengin bir kadın olsa da içimde başarısız ve fakir bir anneydi.
‘’Bu gidişle baban gibi mi olmak istiyorsunn yoksa!’’
Bahsettiği yani babam gazeteciydi, gunlerden bir gün bir ünlünün dava çıkışında beklerken annemle tanışmış ve aşık olmuşlar, ama babam aylak bir şarhoşun onde gideniydi ve ben doğduktan iki sene sora annem ve babam boşandı ve ben hiç babam 7 yaşıma kadar görüştük ancak babam öldü .
‘’Bu böyle olmaz senin için farklı bir terbiye lazım.’’
‘’Ne tür bir terbiye’’
‘’Merak etme seracim, öğreneceksin şımdi defol git odana’’
Anneler döver de sever de lafını hiç duydunuz mu?
Hayatımda duyduhum en salakça söz kim uydurmus bunu inanın annem bunu her yüksek not aldığımda bunu yüzüme yüzüme utanmadan söylüyordu, yok neymiş ben senin için neler yapıyorum haberin varmı bilmem ne sanki ben istedim doğurmanı, sanki ben istedim bunları yapmanı aldım 60 notunu nolmuş sınıftakiler 10 alıyor ama cennette gibi yaşıyorlar ama ben cehhennemde gibiydim.
Annemin bana terbiye diye isimlendirdiyği şey tabikide insana yapılmıyacak türden şeyler. Ancak tanrı bilir annemin bana ne yapacağını.
Şimdi ise hayatımda hiçbir şeyin düzgün gitmediği yedrde bana yardımcı olan orion_099 herhangi bir şey yazmışmı diye hemen bilgisayarımı açtım.
Orionun gerçek adınını bilmiyordum, onu cok önemsiyorum, çünkü o da benim gibi bu dünyadakin insanların aptal kurallara uyduğunu söylüyordu ve tek arkadaşımdı.
Ophelia.hell: bakıyorum bu aralar hiç yazmıyoruz.
Orion_099: bügün amma sakiniz, ne oluyor kıyamet falan mı?
Ophelia.hell: yoo! istersen inaççı tavrımı takınmaya devam edeyim
Orion_099 :ay yok, Allah korusun.
Orion_099: ophelia sana bir soru soracağım.
Ophelia.099 :sor bakalım.
Orion.099: sen neden hesabının adını ophelia.hell koydun bir sebebi varmı ?
Ophelia.hell: var hem de 2 tane.
Ophelia.hell: daha instagramı indirmeden önce bir araştırmamda ophelia isimli bir kızın ailesi yüzünden intihar ettiğini öğrendim ve aynı gün içeresinde okuduğum kitapta ophelia.hell isimli bir hesap vardı ben de bunun bir kader olduğuna inandım ve instagram hesabı açtım.
Yazar notu:okuduğu kitap saklambaçtı :)
Orion_099 :vayy güzelmiş de, sen sanki instagram hesabı açmak için fırsat kolluyorumuşsun gibime geldi.
Ophelia.hell: ahahaha! peki senin hesap ismin nereden geliyor
Orion_099 : benikide aynı isimli bir kitaptan geliyor 99 da en sevdiğim sayi birleştirince böyle birşey çıktı
Yazar notu: evet doğru tahmin,kitap oriondu.
Ophelia.hell: harika
☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆
Orionla neredeyse 1saat boyunca konuşmuştuk, o hayata tutunma sebeplerimden biriydi keşke onula gerçekte tanışsaydık.
"Sera hemen buraya gel"
"Geliyorum anne"
Ophelia.hell: orion annem cagriyor kapatmam lazim.
Orion_099:tamam sonra tekrar gorusuruz.
Ophelia.hell: gorusuruz :)
İçeriye girdiğimde samimi guluslu bir kadin vardi ve bana doğru elini uzatarak:
"Merhaba sera tanıştığımıza memnun oldum."
"Sağolun, bende."
"Ben de kendimi tanıtayım adım sera,p periyodikan a plus akademisinin kurucusunun büyük torunuyum"
Bu akademi bir yerden tanıdık geliyordu sanki, ama nereden?
‘’Biraz akademinizden bahsedebilir misiniz, ama öncesinde ziyaret sebebinizi merak ettim?’’
‘’Annen davet etti, seni resmi olarak okulumuza kayıt etti.’’
Annem ile göz göze geldiğimizde, noldu sıçtım dimi ağzına dercesine bakıyordu.
‘’Okulumuzdan özetle bahtemem gerekirse, 1999 yılında ünlü kimyacı dedemin vefatı sonucu büyükannem bu okulu kurdu ve babama bıraktı şuan ise ben müdür için ufak ufak hazırlık yapıyorum.’’
‘’Afedersiniz ama beni bu hikaye pek de ilgilendirmiyor açıkcası, ben ne işe yarıyor onu merak ettim sadece ‘’
Kadın şaşırmışcsına;
‘’Ee tamam, okulumuz ana bina ve beraberinde 29 binadan oluşuyor ana binamızda belirli eğitimler ve testler yapıyoruz 1 yıl sonunda bu testlerin sonucuna göre senin hangi mesleğe uygun olduğun çıkıyor ve 29 ek binadan birine gidip 5 yil eğtim alıyorsun.’’
Yani annem benim kişiliğimi keşvetip ona göre beni bir boka mı bağlayacaklardı da mimarları 29. binada durduran neydi.
‘’Eee, kızım çok sevindin değil mi?’’
‘’Ne demezsin anne.’’ dedim fisildayarak
‘’Efendim.’’
‘’Çok sevindim demek istedim.’’
‘’Harika o zaman eşyalarını topla 1 saat sonra gideceksiniz.’’ Dedi otoriter tavrını takınarak.
İnanın ya da inanmayın hiç zorluk çıkarıcak halim yok, sırf annemden kaçabilceksem o yere koşa koşa giderim, ne kadar nefret etsem de aynısını okula yaptığım gibi, zaten benim açımdan da kötü bi durum değildi aslında, dünyanın da sevdiğim yanı bu ya beni bir flim ya da kitap karkteri gibi hissetirmesi, yani yer o kadar da fena görünmüyordu, zaten ne demiş tolstoy;
‘’Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: ya bir insan yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir.’’ sanırım bu sefer yolculuğa çıkacak olan bendim
Eşyalarımı hızlı hızlı ve heyecalı bir şekilde toplarken - çünkü bu cehennemden, yarı yarıya kurtuyorum- annem odama gelirek kolumu tuttu ve sıkarak:
''Kaçmaya planlıyacak olursan senin kafanı parçalarım, anladın mı beni?''
Ben de kolumu kurtarmaya çalışarak
''Cenneten kaçmakmı asla anne böyle bi aptallığı sadece şeytan yapar.''
''Sen iletişim kurmayalı baya değişmişsin güzel seram benim'' dedi piskopat bir gülüş atarak
''Anne hayır'' diyerek gürledim.
Annem odanın kapısı kilitleyerek yavaşça elini cebine soktu ve bir çakmak çıkardı .
''Hatırladın mı sera?''
Ben ise ağlamaklı gözlerle
''Gerçek yüzünü bu kadar hızlı göstermeni beklemiyordum annecim ''
Güldü. Ve bana yeterince acı çekmek istercesine ve beni sıkıştırak eline elime aldı.
''Başka bir yer düşünüyorum ama bugün önemli bir gün, şanlısın seracım,''
Dedi ve elindeki çakmağı büyük bir zevkle yakıp elime doğru ateşı yaklaştırdı.
Ateş başta acı verip bağırmama neden olsa da bu acı yavaş yavaş uyuşukluğa döndü vücudum tepki vermeye bıraktı, annem bunu anlamış olacak ki beni yakmayi birakip, arkasini donup gidecek iken tekrardan bana dogru dondu ve kafasını tavana dikip bakan, bana bakip:
''Hayde, 1 saate çık artık ''
Öylece boş boş tavana baktım ve makyaj masamda öylece duran yanık kremini alıp lavaboya gittim elimi bir güzel soğuk su ile yıkadıp elime yanık kremini sürdüm, annem o kadar büyük bir iz bırakmamıştı Allahtan, sonuçta bu yara hayatmın büyük bir bölümünde benle birlikte olucaktı. aynada bir sure kendime bakıp saçlarımın dalgalığını düzeltip kalan eşyalarımı toplamaya doğru odama gittim.
Neredeyse bir saat sonra aşağıdaydım serap denilen kadın koca bir gülümseme ile gözleriyle tekradan selam verdi, birlikte kapının çıkışına doğru ilerleyip ben siyah bir mersedesin arkadasına bindirdi .
Annem arkadan bana sırıtıyordu ben de ona sırıtıyordum, ne kadar sahteydik en amatör tiyatrocular bile bizden daha iyi oyuncudur bundan eminim.
1.30 saat sonra tesise gelmiştik araçtan indiğimde muhteşem bir hava vardı sehir ve doğanın mükemmel uyumuydu çiçekkerle doluydu insanın içeri girer girmez ciğerlerine dolu dolu tertemiz oksijen giriyordu cidden cennet buradaydı
Yanıma serap denen kadın gelip kulağıma şu sözleri fısıldadı.
''Buraya bayılıvağını biliyordum resmen gözlerin ışıldıyor, seracım hayde gel de sana ders programını ve kat planını verelim, sonrasında odanda senin seviceğin bazı hediyeler bıraktık.''
Hediye mi ne tür bir hediyedi, açıkçası dünyada sevdiğim şeylerden biri de maddi değeri olan hediyelerdi.
Daha sonra serap hanım bana karşı aynı gülümsemesini takınarak içeri aldı ve akıl hastenesini andıran uzun koridordan doğru ilerledik ve sonunda fotokopi odasınasına benzer bir odaya vardık.
''Sen burada bekle sera, sana ders programını, kat planını ve anahtarını getireceğim.''
''Kafamı olumlu anlamda sallayıp koridorda bekledim.''
Cennet diye tabir ettiğim bu yer benim için nasıl olucaktı, yoksa burada da okuldan ve evden nefret ettiğim gibi nefret mi edecektim bilniyordum belki arkadaşım falan olur ha kafamda binlerce soru dahilinde serap hanımı beklemeye devam ettim.
''Hah! gecikriğim için üzgüm sera, oda anahtarını bir türlü bulmadım.'' diyip elime kat planını ve ders progrmamını tutuştudu.
''Önemli değil.''
''Eee, hadi süprizinin yanına gidelim'' dedi hafif dafif kıkırdayarak
Birlikte koridorda yürürken gördüğüm asansöre bindik ve 12 kattan 3 kata geldik.
''İşte işte senin odan, 1007''
Elindeki anahtari alıp kapıya okuttu, kapıyı açtı.
''Tadaaaaaa!''
Odamı görebilmek amacı ile odanın içine girdim ve resmen şoka girmiştim.
Tek kişilik bir odaydı ve tam benim zevkime düzenlenmişti, ufak bir mutfak vardı üzerinde yüzlerce makarna uzak bir buzdolabı vardı içinde ise salca yopurt sodalar vardı odanın her tarafını kaplıyan kitaplıklar ve içinde okumadığım yüzlerce kitap dolapların içinde benim tarzıma uyuycak bir sürü kıyafetler ayakkabılar çantalar resmen ağzım açık kalmıştı burası cennet dersken şaka yapmıyordum bir kere yüzlerce makarna var daha ne isteyebiliridim bu odadaki kitapları bitirmeden asla çıkmam.
''Ee, nasıl beyendin mi bari?''
''Burası tek kelime ile harika!''
"Seveceğini biliyordum en sevdiğim şey öğrencilerimin zevklerine göre oda hazırlamaktır. Kaydını alır almaz odanı hazırlattım, annene de senin sevdiğin şeyleri sordum ve sana özel olarak bedenine göre kıyafetler hazırlattırdım''
''Zahmet etmişsiniz, teşekkür ederim.''
''Ne demek şekerim, ben gidip formanı ve beden kıyafetlerini getirtiyim.'' dedi ve tam çıkacak iken durup;
''Ha bide, kat planınn arkasında kurallar okuyor bi göz gezdirirsen sevinirim''
''Pekala teşekürler.''
''Hadi sana iyi hazırlanmalar yarın dersler başlıyor sonuçta. '' dedi ve sonunda kapıyı kapatıp gitti.
Odaya şöyle bir göz gezdim ve gözlerim tekrardan kıyafetlere takıldı. Annem bu hayatım boyunca bana bir kere bile kıyafet almadı evet zengindik ama annem aşırı cimri bir kadındı, en azından bana karşı böyleydi, bilemiyorum. Ama iyi önünden bakmak gerekirse, bana yeni kıyafet almış sayılırdı şuan.
Gözüm odanın içindeki kapıya ilişti bu da sanırım banyonun kapısıydı, kapıyı açıp içeri girdim ve dolap gibi şeyin kapağını açtım.
İçinde dört kat vardı ve altında bir çekmece bulunuyordu, 2 kat boyunca bakım malzemeleri ve diğer iki katta da bakım ürünleri vardı çekmecede ise havlular ve makyaj çantaları falan vardı.
Hemen dolap kapağının özerindeki postiti alıp okumaya başladım.
İstediklerini seçip ayır, dolabın yanında bir tane koli var, kalanlarını onun içine koyabilirsin ve zahmet olmazsa kapıya koy görevliler gelip alır .
Seraptan :)
Yutkundum. Resmen şok içerisindeydim hiç böyle muamele görmemiştim açıkcası...
Bazılarımız için normal gelen sevgi, benim için hayal gibi bir şeydi. İnsanlara sorsak sevgş nedir desek herkes krndine göre bir tanım yapardı ama ben googledrn araştıramadan yapamıyordum kendimi suçlu hissediyordum ama asıl suçlu kimdi?
....
Aradan kaç saat geçtiğini bilmiyordum, ama bildiğim bir şey varsa o da eşyalarımı yerleştırmekten aşırı yorgun oluşumdur.
Açıklığım için kat planını elime alıp yemek menüsünün ve yemek saatlerin yazılı olduğu tabloyu planda aramaya başladım ve bu katın hemen sonunda yer aldığını öğrenince, hemen içime beyaz bir gömlek onun üstüne siyah bir kazak hafif bol siyah kot pantolonumu giyip altıma beyaz bir Nike geçirdim ve makyaj yapmak için banyoya gittim.
İlk izlenimde, ne kadar uyumsuz biri olsamda insanları mucizevi bir şekilde çok iyiymdir. Evet yanlılığı sevgiğim ve çoğu insandan nefret ettiğim doğru asla yalan değil ama yeni insanlarla tanışmak hiç fena olmaz hem benim kafadan biriyse zevkten dört köşe olurum resmen. Acımasız ve kaba biriyüm piskologum bana hep bunu söylerdi.kırıcı.O kadar da kaba sayılmam yanı ama acımasız olduğum doğrudur.
yüzümü güzelce temizleyip tam da bana uygun bir makyaj yaptım,sabahtan dalgalı yaptığım uzun saçlarımın dalgasını tazeledim ve sonunda anahtarımı alıp kapıdan çıkıp koridorun sonundaki yemek planına baktım ve 15 dakika önce bittiğini gördüm hemen kalan yemekleri yemek için koşturarak yemek alanına indim.
Yemek alanına gindiğimde bir tepsi alıp:
"Merhaba kalanlarını bana doldurabilir misiniz?"
"Tabi alabilirsin güzel kız şaşırıcı ilk defa biri o çocuktan önce geldi."
"Hangi çocuk?"
"Bak arkanda geldi bile."
Arkamı döndümde Amerikan Güney kore karışımı bir çocukla karşılaştım resmen, kendisi 185 boylarında, kahverengi gözlü, Kore saç kesiminden siyah düz saçlarına açıkçası fazlaca yakışmıştı bence, hafif kaslı kolları uzun kollu tişörtünden fırlamış gibi görünüyordu, bana açıkçası Song kang ve byeon-woo seok mixsi gibi bir izlenimi vermişti ama yaş gibiydi düşmedim değil yani.
Ve evet çok fazla dizi izliyorum onu da farkettim.
Çocuk yemeğe odaklanmış bir biçimde;
"Hilal abla kalanların hepsini doldur lütfen."
"Doldurdum çağrıcım ama önce şu güzel kıza doldurmalıyım" dedi dizilerin fırlamış çocuğu çağrı isimli şahıs bana baktı
"İyi, beklerim" cevabını verdi, ben ise hızlıca tepsimi doldurup koridora geçip oturdum ve katlayıp cebime sıkıştırdığım kat planını elime alıp Serap hanımın bahsettiği kuralları okumak için kat planının arkasını çevirdim.
Kurallar
Saat 10.30 da herkes odasında olucak ve herkes en fazla 7.00 uyanık olacaktı.
Dersleri ekmek okuldan atılmaya sebeptir.
Başka öğrencinin odasında en fazla 40 dakika kadar vakit geçirelibilir ve kızlar kızların erkekler ise erkekler odalarına gidebilir.
Reviri gereksiz yere rahatsizlik vermek yasaktır.
Ve bununla birlikte 30 kuralı okuduktan sonra yemek tabağımı hilal ablaya verip odama geri çıktım ve saatlerdir oriona yazmadığımı fark edince odama girer girmez ona yazacaktim ki odamın önünde büyük çapta bir koli vardi odama getirip içindeki eşyalara bakmak için kapağı açtım, üstünde bir A4 vardı üstünde de karalanmış bir kaç kelime vardı.
Sınav tarihi 30 nisan öecsinde göreceğim derslerse aşağıda yazıyordu
İçinden okul formam çıktı baya bir gömlek ve siyah bir kravat altına da çok mini olmayan siyah bir etek vardı, beden kıyafetim lacivert beyaz bir yağmurluk gibi bir şey vardı, tişörtü beyazdı onun dışında bir tane de lacivert pantolon bulunuyordu. son olarak da Kıyafetlerin altına ise ders kitaplarım vardı bunlar tarih matematik edebiyat Fransızca İngilizce ve İspanyolca kitapları bulunuyordu
Cuma gününe göre programına göre çantamı hazırladım ve hemen bilgisayarımın kapağını açıp oriona yazdım.
Ophelia.hell:Orion burda mısın?
Orion_099: buradayım.
Ophelia.hell: bir sıkıntın mı var?
Orion_099: yok da senin evinde balkon var mıydı?
Ophelia.hell: var da ben evde değilim ki.
Orion_099: neredesin peki?
Ophelia.hell:yatılı bir okuldayım. Annemleri çağırdığında bir okula kaydoldumu öğrendim haber veremedim üzgünüm.
Orion_099: önemli değil senin adına sevinmeliyim bilemedim peki okulunda teras falan var mı?
Ophelia.hell: olması gerek bekle de bakayım
Hemen elime kat planını aldım ve aradım terasın var olduğunu gördüm.
Ophelia.hell: var.
Orion_099: peki rica edersem oraya çıkar mısın?
Ophelia.hell:tamam 5 dakika bekle beni.
Dedim ve bilgisayarımı kapatıp spor ayakkabılarımı giyip, terasa fırladım.
Terasa geldiğimde, telefonuyla hiddetli bir şekilde oynayan bir çocuk vardı.
Bende onun oturduğu yerin tam karşısında tahta bir masaya oturdum, bilgisayarımı açıp hemen oriona yazdım.
Orion_099:çıktın mı?
Ophelia.hell: evet, ben de tam sana yazıyordum da sen neden terasa çıkmamı istedin?
Orion_099:bende bir terastayım ondan beraber aynı duyguyu yaşayalım istedim nasıl bari.
Ophelia.hell: iyi etmişsin.
Telefonuna küfür ederek oynayan çocuğa baktım ve bi an Orion olabileceğini düşündüm, çünkü orionda yatılı bir okulda okuyordu.
Ve ben onu test etmek istedim belki tam şuan karşımdadır diye ve hem gerçekten aşırı istediğim bir şeyi, belki odur diye elimi klavyenin üzerinde gezdirdim.
Ophelia.hell: Orion, ben buluşmak istiyorum.
Orion_099: ne, ne, ne, neeee?
Ophelia.hell:evet, buluşalım artık senin ile iki seneye yakın konuşuyoruz ama birbirimizin ne ismini ne de yüzünü biliyoruz. Nerden bilicem sen belki 100 kilolul diskort moderatörüsün.
Söylerimde dürüstüm orion ile aramızda sanki gizli bir antlaşma varmış gibi birbirimize hiç adımızı veya da yüzümüzün fotoğrafını istemedik ve ayrıca dip not karşımdaki çocuk hiddetle telefonlz oynamaya devam ediyordu.
Orion_099:ahahahaha emin ol 100 kiloluk bür diskort moderatörü değilim sakin ol ve buluşlam olur da ne zaman?
Orionla buluşacağımız günün aşırı önemli olması gerikoyordu ve insaların dini dili farketmezsin kutladığı günü yaniyeni yılı seçtim.
Ophelia.hell: 1 Ocak 2026da.
Orion_099:Yeni yılı birlikte kutlayacağız yani.
³
Ophelia.hell: doğru, yeni yılın ilk gününü birlikte geçirelim.
Orion_099:tamam o zaman tam 82 gün sonra sonra görüşürüz opheliam ( yarın yazışmıcaz anlamına gelmez ;) )
Ophelia.hell: görüşürüz...
☆☆☆☆☆☆☆☆
Uyanalı bir saat kadar oldu, dersin başlamasına yarım saat vardı hala ve ben sınıfımı bunalana kadar o yarım saat hızlıca geçer giderdi.
Öğretmenler odasını bulup hocanın birinin yanına gittim, o da beni sınıf hocama yönlendirdi sınıfım ismi vardı yeni dönrm sınıfı.
Sinif hocam bana " gel bakalım, seni sınıfına götürelim" diyip beni yeni döneme dopru ilerledik
Sınıfa girdiğimizde sınıfta 16 kişi kadar insan vardı ve bir kızın yanı boştu.
"Haydi, seracım kendini tanıt"
"Neyi tanıtayım hocam, adımı zaten siz söylediniz"
"Ee, kaç yaşındasın onu söyleyebilirsin istersen ve doğum günün onları söylebilirsin dedi." Ne doğum günüm mü sanki kutluyacaklar. Ne hediye alıcakalar makarna ve kitap yada yada makyaj malzemesi.
"17 yaşındayım doğum günüm ise 27 aralıkta "
"Pekala, perinin yanı boş onun yanına otur" dedi yanı boş olan kızı işaret ederek.
Peri denen kızın yanına oturdum. Kız bana doğru gülerek:
"Merhaba, adım peri tanıştığımıza memnun oldum."
Peri; siyah saçlı,mavi gözlü güzel bir kızdı.sosyal medyadaki akyaz kızlara benziyordu.
"Sağol, bende"
'Hangi odadasın?''
''1007.''
''Aa, ne iyi benimki de 1006'' dedi mutlulukla.
''Hıhı, güzelmiş'' dedim. Perinin aksine pek umuramacasına
" odalarımızın yan yana olması ne büyük şans değil mi?" -dedi- büyük bir mutlulukla.
"Aynen öyle peri ama dersi dinlemeliyiz."
"Ayyy tamam, zaten odalarımız yan yana gelirim arada yanına."
Olumlu anlamda başımı sallarak hocayı dinlemeye başladım.
Hayatımda ilk defa canlı kanlı bir arkadaşım olmuş sayılırdı içimdeki mutluluk duygusunu bastıramıyordum arsızca gülerek zıplamak istiyordum. Ama soğuk ve cool takınma havaları geldiği için kıza da öküz gibi davrandım
☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆
Dersin zilinin çalması ile hocaya olan dikkattimi dağıttım. Sabah kahvaltıda bir şeyler yemediğim için kafetaryaya gidecektim.
Tam kapıdan dışarı çıkacak iken kapıda dün suçsuz telefonuna küfürler yağdıran çocuk vardı. Beni görür görmez, önüme gelerek.
''Selam prenses'' dedi hafif gülümseyerek.
''Prenses derken, ben nerden senin prensesin oluyorum bir diğeri de ben neden prensesim.''
Çocuk şaşırmış bir şekilde böm böm bana baktı dün akşam karanlıktan göremediğim yüzü artık daha netti. 187 boylarındaydı yani sanırım kumral dalgalı bir saçı vardı he bide burnu çok güzeldi.
''Üzgünüm, Adım alper.''
''Adını soran olmadı.''
''Amma sert birisin.''
''Olabilir .''
''Sana birşey sorucam siyah kılıklı.''dedi, kaşlarını hafiften çatarak.
''Siyah kılıklı ne be!''
''Prensenses daha mı iyidi?''
''Hayır.''
''Sen bana mı aşıksın?''
Aha beklenen soru geldi. Senin gibi bir tipin herkesin kendine aşık falan mı zannediyor, hangi devirdeyiz biz?
''Efendim!?''
''Dün gece gözlerini benden ayıramadın ondan sordum.''
Aman be bunu orion zannetmem, ona aşık sanmasına sebep oldu ahhh allahım başıma neler geliyor böyle, sana bakan o gözlerimi var ya-
''Ben sana aşık falan değilim, bir yanlış anlaşılma olmuş, seni tanı'dığım biri sandım" dedim ve onu iteklerek gidiyordum ki arkadan bana :
''Aaaa, oysaki ben herkesin tipiyimdir.''
Bu egoist,narsist, bencil artık sınırları aştı artık;
"Bu kadar böbürlenmene gerek yok, ayrıca benim tipim değilsin." dedim ve yürüyüp oradan uzaklaştım, çünkü daha fazla aç kalmaya yemek yemek istiyorum sabah yediğim neskuik bana yetmedi açlıktan hibir şeye tahammülüm kalmadı.
Ben ordan sessiz sessiz uzaklaşırken arkadan bazı erkeklerin "oo"seslerini duydum, gerçekten aşırı sinir bozucu aman be ne biz dizi miyiz kitap mıyız allah allah...
☆☆☆☆
45 dakikalık ders arasında okulun gizli yerlerine keşfe çıktım, çünkü bir alan ne kadar alan varsa o kadar da sır barındıyordur. Ha bide orada buljnan herkes yemekhanede bana bakıp konuşup duruyordu dayanamayıp oraadan sıvıştım.
Okulu birkaç kere turladıktan sonra farkedemediğim, okulun arkasındaki kilitli gibi duran ama aslında kilitli olamayan demir kapıyı fark ettım ve hemen oraya doğru ilerledim.
Demir kapıdan içeri girdim, uzun dar bir beton koridordan oluşuyordu ve birazcık ilerledikten sonra taşların üzerine oturdum ve hemen elime telefonumu alıp instagramın mesajlar kısmına girip oriona yazdım.
Ophelia.hell:orion müsait misin?
Orion_99: maalesef,ama akşam 6 gibi müsait olurum o zaman konuşalım mı?
Ophelia.hell: tabii olur, beklerim.
Diyip telefonun ekranını kapattım oturduğum betondan hem kalkmaya üşendim hem de gereksiz bir huzur kaplamıştı içimi, sanırım insanlardan uzakta oluşum tek başına kafamı dinliyecek açık alan bulmanın verdiği bir huzurdu.
Bunaları kafamdan geçirirken arkadan çıtırtı sesi duydum, hemen irkilerek ayağa kalktım.
“Kim var orada?”
“Sera sen misin?” Dedi uzaktaki ses ve sorusunun hemen ardına ekledi.
“Bekle sera benim peri sabah tanışmıştık bekle yanına geliyorum.”
“Tamam, bekliyorum.”
Birkaç saniye geçmişti ki hemen yanıma gelmişti, peri yanıma gelip duvara yaslandı. önüne gelen sarı saçlarını savurarak cebinden bir sigara paketi ve çakmak çıkarak bana uzattı.
“Sağol ben sigara kullanmıyorum.”
“İyi peki” diyerek elindeki çakmakla sigarayı yakıp üfledi.
“Sigara içen bir tipe benzemiyorsun.” dedim pervazsızca.
“Sigara içmenin belirli bir tipi mi varmış.” dedi hafıf kıkırdayarak
“Yok aslında.”
“Hah, sen bide zehrayı görücen görsen bu kız sigaranın yanından bile geçmez dersin ama haftada en az 3 paket içer. Kızın ciğerleri isyan edicek en sonunda.”
“Zehra kim?”
“Ya hani şu bizim sınıfta,siyah saçlı, mükemmel görünümlü kız hatırladın mı?
Hatılamıştım, en önde oturup ben kendimi tanıtıp yerime oturana kadar bana tip tip bakan kızdan bahsediyordu.
“Sana bir sorum olucak zehra herkese düşmanıymış mı gibi bakar?”
“Yok aslında sevecen kızdır fazla sosyaldir okuldada biraz da olsa pöpülerdir, ama klişe kitaplarda olduğu gibi zorba veya kibirli bir insan değildir ne oldu sana öyle mi baktı yoksa?”
“Evet öyle baktı” dediğimde peri kafasını düşünürcesine kaşıdı
“Belki de biraz uyuz olmuştur sana, anlamayadım.” Dediği anda arkadan birden biri seslendi.
“Gene mi sigara içiyorsunuz adi veletler.” diye haykırdığı anda peri elindeki sigarayı yere atarak peşimden gel dedi ve aynı anda koşmaya başladık,bir süre koştuktan sonra peri okulun arka kapısından bizi içeri soktu. Okulun depo gibi bir yerindeydik sanırım sandalyeler masalar ve daha nicesi vardi çöplük gibiydi.
Peri nefes nefese etrafı kontrol ederek “ucuz kurtulduk” dedi.
" ya bir şey diceğim de beni niye aldın yanına ben sigara içmiyorum ki."
Peri yan yan bakarak "girerken kapının üzerindki yazıyı okumadın herhalde hayvan gibi yasak yazıyor"dedi
Gözleirmi kısıp havaya baktım hatırlamaya çalıştım ama okumamıştım.
Birden bire sandalyelerin birinde yatan biri bir anda dikilerek kalktı.
“Siz de kimsiniz?” dedi erkek sesi ama ışık oladığından doğru düzgün göremiyorduk, sadece dılüşarının penceresinden hafif loş ışık sızıyordu.
Peri hemen sesi tanımış olacak ki kafasını yan tutarak ve hafifçe yüzünü buruşturarak
“Çağrı sen misin yoksa?”
Çağrı mı, yoksa dün kantinde karşılaştığım çocuk mu?
“Peri?”
“Hadi gel yanımıza seni biri ile tanıştıracağım.”
Çağrı yanımıza gelince peri bizi resmi olarak tanıştırdı.
“Sera bu benim kuzenim çağrı, çağrı bu da benim arkadaşım sera hadi el sıkışın şimdi.”
Çağrı elini uzatarak ve hafif gülümseyerek “tanıştığımıza memnun oldum sera, remiyetli bir şekilde tanışmamıza sevindim.”
Ben de elimi uzatarak “bende memnun oldum çağrı” dedim ve el sıkıştık, sonra peri birden aramıza girerek.
“Bir dakika siz birbirinizi tanıyormuydunuz?”
“Evet dün akşam kantinde karşılaştık belirli bir tanışmıştığımız yok.” dedi gülümseyerek, ben de periye dönüp başımla onayladım.
“İyi peki öyle olsun, hadi sera gel gidelim.” Dedi ve yürümeye başladı, ben de peşinden gittim sonra birden peri arkasına dönerek.
“ sanada görüşürüz çağrı." Dedi çağrı da “görüşürüz kızlar.” dedi.
“Çağrı bazen odun olabiliyor bence” diyerek hafif hafif kıkırdadı.
“ bence uykulu olduğundan öyle dedi” haklı olduğumu düşünüyordum, uykulu ve aç olduğumda ben benlikten çıkıyorum sessiz sakin seradan çılgın bir canavara dönüşüyorum.
Böyle böyle sohbet ederk yol alırken bağcılarımın açıldığını fark ettim ve geri bağlamak için eğildim, tam kalkar iken birden birine çarptım ve çarptığım kişinin kahvesi döküldü üstüme.
“ aah, çok üzgünüm inan bana bilerek olmadı.” dedi karşimdaki kişi pişman sesiyle, sonra birden pişmalığı silinip soğuk bir sesle:
“Sera?” Üstümdeki kahveyi silmekle meşgul ben kafamı kaldırdım ve zehrayı gördüm.
“Önemli değil ben iyiyim.” Dedim daha fazla orada kalmayarak ve hemen peri ve zehrayı arkamda bırakarak.
Sonra birden zehra önüme geçti ve “ biliyormusun aslında pişman değilim hatta mükemmel expressom üstüne döküldü diye kahveme üzülüyorum.” Dedi sesli bir şekilde gülmesini ekleyerek.
“ napabilirim zehra sen beni şuan üzgün değilsin diye haftalarca ağlamalı mıyım?” Dedim.
Zehra bana şaşırmış bir şekilde baktı ama hemen bu ifadesini silerek bana sabit ve sinirli bakışlar altında hiç beklenmedik şekilde bana yaklaştı ve sarıldı, sadece benim duyabileceğim sekilde, “ çok safsın sera inan bana sana bu kadar nazik ve şevkatli davramam bike bir lütuftur, bunu iyiliğim için yaptım ama unutma korkunç günlerib sandığın süreden bile yakın.” Diyerek benden uzaklaştı ve arkasına bakmadan yürüyüp gitti ve ben ise ne yapıcağımı şaşırdım, ben bu kıza daha önceden yanlış birşey mi yapmıştım bu kadar tepki verip beni yargılıyordu?
“Sera zehra sana birşey mi söyledi, neden sana sarılmış?” Diye merakla sordu peri.
“ bilmiyorum peri sarıldı ve gitti.”
“Anladım, neyse gel önce üztüni değiştir sonra gel kalan derslere girelim.”
Olumlu anlamda kafamı sallarak onadama doğru yol aldım.
☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆
Dersler sonunda bitmişti öğleden sonraki günün kalanında kitap okumakla ve çevreyi incelekle geçirdim şuan ise peri ile beraber odamıza dönüyorduk.
“Seni yarın yeni biriyle tanıştıracağım”dedi hevesle ben ise “kim peki?”demekle yetindim.
“adı zeynep seninle nerdeyse tamamen aynı dersleri alıyor." Dedi.
"Sen benim programımı gördün"
Peri iki elini havaya kaldırarak “Sapık değilim merak etme, yan yana otururken masaya koymuşsun ordan gördüm.”
“Anladım” dedikten hemen sonra sessiz bir şekilde koridorda yürümeye devam ettik, tam asansörkülere denk geldiğimizde peri eli ile kafasına vurarak “ahh kahretsin neredeyse unutuyordum, ben gidiyorum sera sen yanlız gidersin oldu mu?” Ben daha neyi unuttun diyemeden hemen fırlatılmış roket gibi ortadan kayboldu ben ise asanöre bindim ve asansör kapanmadan hemen önce yanıma “bana aşık mısın?”diyen çocuk geldi ve asansörün kapısı kapandığı anda konuşmaya başladı.
“Eee, platonik kız nasıl geçiyor günün?”dedi çapkın bir gülümseme ile
“Sana aşık olmadığımı belirtmekten yoruldum.Ayrıca herkes sana aşık olmak mı zorunda bay çapkın.”Dedim sinirli bir tavırla ama hoşuna gitmiş olucak ki kahkalarla gülmeye başladı.
“iyimiş,”bay çapkın” bu lakaba bayıldım ama adım alper böylesi daha iyi olur tamam mı aşık prenses” dedi ve omzuma dokundu, ben de o elini çevirerek asansör kapısına yapıştırdım.
“ şimdi beni çok dikkatli bir şekilde dinle birincisi adım sera aşık prenses değil, ikincisi ben sana aşık falan değilim eğer birdaha bana bu şekilde tabirlerde bulunursan seni buracıkta öldürüm anladın mı?” Diyerek bağırıdım
Acı çeken çapkın ise “ tamam, tamam birdaha demem yeter ki kolumu bırak acıyor.” dediği anda kolunu biraktım ve asansör kapıları açıldı içeri bu sefer çağrı girmişti.
Alper yere kolunu sıvazlayıp duruyordu Çağrının dikkatini çekmiş plucak ki alpere doğru;
“ iyi misin bir sorun mu var ?” Dedi alper beni işaret ederek ise “ şu deliyi görüyosun değil mi o benim kolumu çevirdi, canım yanıyor çağrıııııı” diyerek bir çocuk gibi sızlandı.
çağrı bana baktı ve doğruyu mu söyluyor dercesine baktı ben ise önüme dönerek;
“ evet ben yaptım, çünkü hak etti.” dedim çağrı ise derşn bir nefes çekti tam bir şey söyliyecekken benim odamın bulunduğu kata geldik ve asansör kapısı açılır açılmaz dışarı fırladım, hızlıca odama girip ayakkabılarımı çıkarıp yataga kendimi attım.
Resmen rezil olmuştum hayır ne diye yüzsüz gibi "evet ben yaptım." Diyorum ki çağrıyla aynı sınıftayım AYNI SINIFTA
telefonumu alıp yayağıma uzanıp bir süre tavana baktım ve sonra oriona yazmak için telefonumun kilidini açtım zaten mesaj ekranı direk karşımdaydı.
Ophelia.hell: selam tekrardan, bu sefer müsaitsin değil mi?
Orion_099: ahh, evet bu sefer müsaitim .
Ophelia.hell: eee, meşküliyetin neydi acaba.
Orion_099: doktor kontrolündeydim kolum için.
Orion basketbol ile ilgleniyordu ilk tanıştığımız zamanlarda bir maçında karşı taraf yüzünden kolunu sakatladı, kemik dokuları zedelendiğindi için bir daha basketbol oynayamıyacaktı ve hala arada doktoro gitmek zorundaydı.
Ophelia.hell:tekrar geçmiş olsun orion keşke yanında olabilseydim.
Orion_099: 81 gün kaldı merak etme bundan sonra hiç birbirimizden ayrılmayacağız umarım.
Ophelia.hell: gün mü sayıyorsun sen
Orion_099: evett, günün nasıl geçti.
Ophelia.hell: hiç sorma ya.senin.
Orion_099: ya benim iyi geçtide seninkini ne demek sormiyayım hadi anlat nolurr aşırı merak ettim.
Tam oriona mezaj yazıcakken banyoda bir şeyin yere düştüğünü duydum ve telefonumla banyoya gittim, dolabın içinde olan yüz yıkama jelimin düştüğünü gördüm oysaki dolabın kapalı olduğuna dair iddaya bile girebilridim.
Telefonumun titremesi ile ekranını tekrardan açtım.
Orion_099:ne oldu yazmıyorsun?
Ophelia.hell: bakım malzemem düşmüş onu aldım ondan yazmadım.
Orion_099: anladım.
“Sen kime yazıyorsun öyle.”
Arkadan gelen ses ile korkudan yerimden sıçradım ve “ kimsin sen?” Diye bağırdım.
Arkadaki ses gene konuştu “kabusunum sera” dedi ben ise “kabusunum ne ya Allah aşkına kim olduğu söyle de kurtulalım, ayrıca ben yatağima gidiyorum sen de defol git.” Dedim ve kendimi yatağıma attım ve oriona yazacaktım ki bana binlerce mesaj attığını fark ettim.
Orion_099: ophelia geçen gün ne oldu inanamazsın .
Orion_099: ophelia.
Orion_099: ophelia.
Orion_099:ALOOOOOO
Orion_099:NERDESİNNNNNN?
Ophelia.hell: buradayım odamdaki kişiyle konuşuyorum.
Orion_099:kiminle? müsait değilmisin yoksa.
Ophelia.hell: bilmiyorum kendisi kendini göstermiyor.
Orion_099:NE ODANDA BİLMEDİĞİN BİRİ Mİ VAR.
Ophelia.hell:evet de , ne bu büyük harfler sakin ol.
Orion_099:OPHELİA SALAK MISIN KAÇSANA ORADAN YA KATİLSE.
Ophelia.hell: yo ben gayet zeki bir insanım ayrıca odamdaki katil olamaıyacak kadar gerizekalı.
Yazıp attım gerçekten telaş yapmıyordum ben iyice duygusuzlaştım mı yoksa kafayı mı yemiştim?
“ beş dakikadır seni izliyorum hiç korkmuyorsun ben seni bi korkutayımda aklın başına gelsin bakalım.” Dedi gülerek arkadaki ses ben de ona karşılık olark
“Yap da görelim hünerlerini.” Dedim.
Birden ışıklar yanıp sönmeye başladı ve bahçeden çığlık seslerini duydum hemen cama koştum bir kızın eteği tutuşmuş yanıyordu ama ondan çok dikkatimi çeken yerde ateşle yazılı olan kocaman bir “s” harfiydi.
“ şimdi korktun mu?” dedi arkadaki ses ve sonra ekledi:
“O gece ben de çok korkmuştum sera”…