Dakikalarca süren araba yolculuğunun ardından bir sitenin bahçesine girdik. Eren büyük bir titizlik ile arabasını park ettikten sonra arabadan indi. Bende ona ayak uydurarak arabadan indim. Sitenin içine girip asansöre bendik. Asansörden indikten sonra hemen çaprazdaki evin kapısını açıp geçmem için eliyle bana evin içini işaret etti. Minik bir tebessüm ile içeri geçince Eren de içeri geçip kapıyı kapattı.
"Neden evine geldik?" dedim. Eren hâlâ elimde tuttuğum kutuyu gösterip "Şunu koymaya geldik." dedi. Ve koridorun sonundaki odaya yöneldi. Bende topuklarımı yere vura vura onu takip etmeye başladım. Eren odanın kapını açtığında sabahın çok erken saatleri olmasına rağmen odanın içi zifiri karanlıktı. Eren ışığı açıp içi kutularla dolu odayı gösterdi bana. Hani bazı anlar olur ya sözlerden çok gözler konuşur. İşte tam olarak o anı yaşıyorduk. O an ağzımdan tek kelime çıkmıyordu ama eminim ki gözlerim çok fazla şey anlatıyorlardı. Ben odayı incelerken Eren'de beni inceliyordu.
"Eren Bey sizi yönlendirmek haddime değil ama..." bir susup derin bir nefes aldım. Sinirle odanın içini gösterip "Eren Bey siz buna ses çıkarmadan nasıl durabilirsiniz? Farkında mısınız psikopatın teki size garip şeyler gönderiyor." dedim ve uzun zamandır elimde tuttuğum kutuyu gösterdim. "Mesela size ölü bir hayvan gönderiyor." daha sonra yerdeki kutulardan birini rastgele elime alıp ona doğru uzattım. "Gizlice sizin fotoğraflarınızı çekip size gönderiyor." başka bir kutuyu daha aldım elime "Parçalanmış oyuncak bebekler yolluyor." yerden bir kağıt parçasını alıp göz gerdirip "Size tehdit mektupları yolluyor." dedim. Elimdeki her şeyi yere atıp Eren'e yaklaştım. Kapının girişindeki duvara yaslanmış ve kollarını önünde birleştirmiş bir şekilde bana bakıyordu. "Siz kimsiniz ve neden bu kadar garip bir durum içindesiniz?" dedim. Bir kaç adım daha atıp aramızdaki mesafeyi kapattım. "Mesela sizi kovalayan o adamlar kimdi? Mesela neden bu kutuları yollayan kişinin ailenizden biri olduğuna bu kadar eminsiniz? Mesela bana neden güveniyorsunuz?" dedim.
"Kahve mi çay mı?" dedi. Ben büyük bir ciddiyetle cevap beklerken onun bana uyguladığı tarifeye bakın. Derin bir nefes alıp "Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?" dedim. "Bence bir bardak soğuk su ikimize de iyi gelir." deyip beni omuzlarımdan tutup kendinden uzaklaştırdı ve odadan çıktı. Şaşkın bir şekilde arkasından baktım sadece bir süre.
"Sen... Siz az önce beni mi ittiniz?" diye çemkirerek yanına gittim. "İtmedim sadece geçmek için kendime yer açtım." dedi çok bilmiş bir edayla. Elindeki su dolu bardağı bana uzattı ve gülümseyerek "Ayrıca küçüklerinin üzerine yürümek ne kadar doğru Gökçen Hanım?" dedi. Bardağı elinden alıp sudan bir yudum aldım "Siz kaç yaşındasınız ki?" dedim.
"Cidden bilmiyor musun?" dedi. Omuz silkmek ile yetindim. Tam o sırada kapı kaldı ve Eren kapıyı açmak için mutfaktan çıktı. Koridordan "Yirmi üç yaşındayım." diye seslendiğini duydum. Buda demek oluyor ki benden iki yaş küçük. Gören de iri yarı görünüşüne aldanıp ne kadar da olgun bir beyefendi bu diye düşünür yani.
Koridordan Eren ve başka bir adamın konuştuğunu duyunca elimdeki bardağı tezgâhın üzerine bırakıp mutfaktan çıktım. Mutfaktan çıktığım gibi gözlerini kocaman açmış bana bakan adamla göz göze geldim. İkimiz de aynı anda "Senin burada ne işin var?" dediğimiz anda Eren kahkaha atmaya başladı. Biraz ilerideki koltuklardan birine oturup karnını tutarak gülmeye devam etti. "Gökçen Hanım bu benim amcam Ali. Zaten kendisini tanıyorsun geçen gün yumruk atmıştın." dedi. O an gözümün önünden film şeridi gibi geçti resmen. Eren'i kovalayan adamlara kafa göz dalmıştım ve şimdi Eren karşıma geçmiş dövdüğüm adamlardan birini amcası olarak tanıtıyordu bana. Sinirle Eren'e bakarken Eren amcasına bakıp "Bu Gökçen Hanım. Benim kişisel korumam. Sende onu tanıyorsun zaten." dedi hâlâ kıkırdıyordu.
"Sen manyak mısın Eren? Ne diye amcanı dövdürüyorsun desene amcam o adam benim diye. Sen ne tarz bir manyaksın. Seninle tanıştığımdan beri normal tek bir şeyi görmedim. Daha dün tanıştık lan dün." deyip odanın içinde bir tur attım. En az benim kadar şaşkın olan Ali Bey yada amca ne derseniz artık Eren'in yanına oturup. "Oğlum kadından koruma mı olur?" dedi.
Kaşlarımı çatıp adama dik dik bakmaya başladım. "Pardon? Daha dün benden dayak yediniz hatırlatmak isterim!" dedim. Eren'de evet der gibi amcasına bakarak kafasını salladı. "Bak kızım bizde kadına el kalkmaz yoksa..." dedi. Saçlarımı savurup adamın karşısına oturdum "Yoksa ne? Yoksa beni döver miydin?" dedim. "Dövmek demeyelim de benimle boyun ölçüşemezdi hanım kızım." dedi.
"Yok valla amca Gökçen her şekilde seni döver." dedi Eren. Adam sadece küçümser bir şekilde bana baktı. Koçum sen kimsin de beni küçümsüyorsun, benim lakabım Kara Mamba diye çığlık atsam çok mu absürt kaçardı acaba. Ellerimi dizlerime vurup ayağı kalktım ve meydan okur bir sesle var mısın ideasına dedim. Adam beni baştan aşağı tekrar süzdü "Hanım kızım kurdan gibisin kurban olayım neyin ideası?" dedi. Minik bir gülümseme ile "Bilek güreşi sadece amcacım niye hemen geriliyorsun ki? Korktun mu yoksa?" dedim. Adamda yerinde kıpırdanıp ayağı kalktı. Elimle sehpayı işaret edip sehpaya yönlendim adam da peşimden geldi. Eren'de ayaklanıp bizi izlemek için geldi.
"Eren Bey çekin, çekin bakın amcanızı nasıl yendiğimi çekin." dedim. "Çek Eren çek koruma diye yanına aldığın kızın boş güç gösterisini çek." dedi amca bey hazretleri. Eren cebinden telefonu çıkartıp bizi kayıta almaya başladı. Benim buz tutmuş ellerim ile amcanın sıcak elleri buluşunca ikimiz de ilk hamleyi yapmak için bekledik bir süre en sonunda amca sert bir şekilde elimi zorlamaya başladı. Karşılık vermek yerine sadece elini sabit tutmayı seçtim. Tamam Allah var adamda güç var da bende de delilik var ben şimdi bu adamın elini kırıp eline versem ne yapabilir ki. Bir süre sadece adamın boşa çırpınmasını izleyip sonunda bende adamın koluna abandım. Saniyeler içinde adamın kolu yana düşünce yerimde memnun bir şekilde kıpırdandım.
"Ne oldu amca bey kaybettiniz galiba." deyip gülmeye başladım. Eren de tebrik eder bir edayla bana bakıp gülümsüyordu. Yanıma yaklaşıp elini uzatan Eren'in elini sıkı sıkı tuttum ve beni ayağa kaldırmasına izin verdim. Ayağı kalktığımda fısıldayarak "İyi işti komutanım." dedi. "Canınız emin ellerde küçük bey." dedim.
---------------
AY VALLA 3 GÜN ÜST ÜSTE BÖLÜM ATTIM YARIN MOLA VERİYORUM.
GÖKÇEN VE EREN HAKKINDA DÜŞÜNCELERİNİZ NEDİR?
GÖKÇEN KOMUTAN YARGI DAĞITIYOR SON SAHNELERDE. ALİ AMCAYI BİRAZ DAHA SÜRÜNDÜRSEM Mİ ACABA????????

