İçeriğe geç

OP:404

Bölüm 1 · 2 dk okuma

OP:404

Bölüm 1

BÖLÜM 1- Sözde sıradan bir gün.

Yanımda bir sandalye, üstünde sandalyeye bağlı yüzünü göremediğim biri, ve yanımdada yüzünü göremediğim bir adam daha. Neden bağlı olduğunu bile bilmediğim bu şahısı neden çözüyorum ki? Mafyaya falan mı çatmış da bağlamışlar? Ayrıca niye ben? Yanımdaki yüzünü göremediğim beyefendi hazretleri çözsün bir zahmet. Canımı yerde bulmadım. Daha fazla bu işe karışmadan ipleri çözmeyi bırakıp buradan tüysem iyi olur. N-neden çözmeyi bırakamıyorum? Vücudum... Vücudumu kontrol edemiyorum! O sırada daha yüzünü bile tanımadığım hatta göremediğim bu bağlı şahısın söylediği cümleyle beynimdeki düşünce haznemi çalıştırmayı bıraktım.

"Kumsal! Çabuk koşun! Canınızı kurtarın."

Ve uyandım.

Evet bu anlamsız rüyayı 4 gündür görüyorum. Belkide 4 gün önce izlediğim polisiye dizisi yüzündendir. Allahım saatin 8 olmasına 5 dakika var. 5 dakika içinde hazırlanıp okula gitmem gerek. Bugün lisenin 3. yılı ve nedense hiç gitmek istemiyorum. Yani anlarsınız ya bazı insanlar okulun ilk gününü merakla bekler, gelince mutlu olur ama ben nefret ediyorum. Gene aynı okul, gene aynı tipik hocalar, kendini beğenmiş yaşına başına bakmadan kendinden büyük olan insanlara bile zorbalık yaparak kendini zorba zanneden kendi mükemmelliyetçiliklerinde boğulan kız tayfası, daha basketbol bile oynayamayıp kendini basketbol tayfası zanneden takım ve kızların hiçbirşey beceremeyeceği konusunda hayatı üzerine bile bahse girebilecek bir beden hocası. Ha bide kendini yakışıklı gören, ağzında gümüş kaşıkla doğmuş zengin züppeler.

Bir fark yok. Hemen bu okuldan mezun olup mimar olmak ve belkide bir basketbol takımına katılmak istiyorum veya en iyisi dövüş sanatlarındaki ustalığımı geliştirmek yada karate veya boks öğreten bir öğretmen olmak. Siyahlara bürünmüş çantam ve zorla giyinmiş olduğum okul formamla dışarı çıktım ve okula doğru yol almaya başladım.

Gelirken Yağmur'lara uğrayıp onuda mı alsam diye iç geçirirken bir ses duydum.

Dur ne sesi bu bir çığlık!

Yavaş yavaş adımlarla sese doğru ilerledim. Tam sokağın köşesine doğru gidiyordum ki sokak arasının yanından geçtiğim zaman ses yükseliyordu. Orada mıydı?

Merakima engel olamayıp sokak arasına girdim. Ama burada çok oyalanmamalıyım okul zili eli kulağında çalar. ilerlediğim zaman bir kız çocuğu gördüm, yanındada bir adam onun ağzını bağlamaya çalışıyordu. Puşta bak kzı kaçırıyor. Ah sakin, sakin, sakin ol Kumsal, yavaşça adam fark etmeden git ve kızı kurtar. Hadi Kumsal, hadi. O sırada arkadan ayak sesleri duydum ve yavaşça arkamı döndüm. Bir çocuk daha vardı. Sanırsam aynı okula gidiyorduk. Formamız aynıydı.

"Burada ne arıyorsun? Zil çaldı."

"Şuan önünde kız kaçırılıyor ve düşündüğün tek şey zil mi? Ayrıca sen niye okulda değilsin?"

"Seni buradan bakarken gördüm, geldim"

Biz fısıldaşırken bir anda kız acı acı bağırmaya bağladı.

Tabi ya kızı unuttum.

Şu saatten sonra adama ne olduğu umrumda değil kız kurtulsun yeter. Dedim ve adamın önüne geçtim.

"Hey puşt herif!"

"Sen kimsin lan!"

"Kim olduğum umrundami"

"Dur sen... Onun öğrencisi misin?"

"Ne sandın?"

"Abla vallahi ö-"

Kafasına koskoca bir yumruk çaktım. Cüssesi her ne kadar büyük olsada marifet yok ya. 2 dakikada yere yığıldı.

"Herife bak hem ustamı izinsiz anıyor hemde kız kaçırıyor. Şuan da özür diliyor"

O sırada arkamdaki çocuk yarı şaşkın yarı şaşırmamış bakışlarıyla beni süzerken kanla kaplanmış elime bir mendil uzattı.




"Al, sil"




"Hay zil çalmış, neyse ben Berk! 11-A'dayım haberin olsun tenefüste gel bir uğra"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.