Aklımdaki düşünceleri bir kenara bırakıp Noah ile birlikte koridorda yürüyorduk ne o bana olanları sormuştu ne de benim olanları anlatmaya mecalim vardı. Sessizliği bozan gene Noah oldu,
- Olaylar canını çok yaktı biliyorum tekrar hatırlatıp üzülmeni istemem bir günlüğüne okulu ekmeye ne dersin? Hem bizimkilerle tanışırsın demişti aslında bana bu kadar iyi davranması hoşuma gidiyordu, bana abimmiş gibi ince davranıyordu, yaptığı teklifi kabul edip okulu ekmiştik. Yol uzuyordu sanki hiç bitmicekmiş ne kadar kaldığını soracakken Noah anlamış gibi hemen konuşmama fırsat vermeden
- Köşe başını döndüğümüzde varacağız demişti. Onun arkadaşları ile tanışacaktım heyecanlıydım umarım onlarla anlaşabilirim diye içimden umut ediyordum.
Noah'ın dediği yere gelmiştik sanırım burası eski bir tamirhaneydi ama içerisini iyi bir şekilde tadilat etmişler belli ki, etrafa göz gezdirirken Noah'ın arkadaşları geldi geldi.5 kişilerdi, iki kız üç erkek. Ben ve Noah ile tam 7 kişi oluyorduk. İçlerinden biri pembe saçlı çocuk elimi tutup gülen bit ifade ile heyecanla konuşmaya başladı
-Merhabaa ben Arden tanıştığımıza memnun oldumm. O kadar sevecen biriydi ki onu çok sevdim diyebilirim, yanındaki gitarının akorunu yapan çocuk gözleri ile beni baştan aşağıya süzüp sert bakışlarını değiştirmeden kalın bir ses tonunda ismini söylemeyi yeterli buldu
-Ben Haru demişti. Sadece boş verip yan yana ikiz olan kızlara baktım. Albino gibi sarışın olan kız sevinli bir gülümsemeyle
-Ben Ruby buda kız kardeşim Grace dedi. Daha lafını bitirmeden saçını siyaha boyatmış olan ikizi lafa girdi.
-Sadece 1 dakika farkla demişti. İkisinin tatlı atışmaları insanın yüzünü güldürüyordu.
Devam Edecek...