İçeriğe geç

ÖLÜMÜN GÖLGE OYUNU

Bölüm 10 · 2 dk okuma

ÖLÜMÜN GÖLGE OYUNU

Bölüm 10

bedel

Seren gözlerini dehşetle açtı. Kalbi göğsünü delecek gibi atıyordu. Yastık yine terden sırılsıklamdı. Rüyasında annesini ve aynayı görmüştü. Aynanın içinden çıkan el… annesinin eliydi.

“Bu ne anlama geliyor?” diye fısıldadı kendi kendine.

Saat sabahın altısıydı. Dışarıda yağmur yağıyordu. Seren yatağın kenarına oturdu ve başını ellerinin arasına aldı. Nefes alamıyordu. Rüyalar artık sadece cinayetleri göstermiyordu. Artık lanetin kaynağını da gösteriyordu.

Telefonunu eline aldı. Baran’a ve Ege’ye mesaj attı.

Seren: “Rüyamda lanetin kaynağını gördüm. Bir ayna. Ve annemin eli.”

Baran hemen cevap verdi.

Baran: “Görüşelim. Bugün. Yanmış evde.”

Seren derin bir nefes aldı. Yanmış eve doğru yürürken kalbi hızlı atıyordu. Ormanın içinden geçerken yağmur şiddetlenmişti. Eve vardığında Baran ve Ege zaten oradaydı.

“Ne oldu?” diye sordu Baran.

Seren rüyasını anlattı. Ege kaşlarını çattı.

“Bu lanet… seni aynaya çekiyor,” dedi Ege. “Ayna… lanetin kalbi. Eğer aynayı kırarsan… laneti yok edebilirsin. Ama aynayı kırarsan… lanet seni de öldürmeye çalışacak.”

Seren’in sesi titredi.

“Peki ya annem?”

Baran araya girdi.

“Annen laneti besliyor. Eğer laneti kırmak istiyorsan… annenle yüzleşmen gerekecek. Ya anneni öldüreceksin… ya da laneti başka bir şekilde kıracaksın.”

Seren’in gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Ben… ben annemi öldüremem.”

Ege başını salladı.

“O zaman başka bir yol bulman lazım. Ama o yol… çok daha tehlikeli.”

O akşam eve döndüğünde annesi onu bekliyordu. Yüzü ciddiydi.

“Neredeydin?” diye sordu annesi.

Seren derin bir nefes aldı.

“Yanmış evdeydim. Baran ve Ege ile.”

Annesi dondu kaldı.

“Onlarla görüşme. Tehlikeli.”

Seren başını salladı.

“Hayır. Tehlikeli olan sensin. Rüyamda beni öldürdün. Ve şimdi… gerçek hayatta da mı öldüreceksin?”

Annesi gözlerini kapattı. Bir süre sessizlik oldu. Sonra yavaşça konuştu:

“Evet. Laneti kırmak için senin ölmen lazım. Ama ben seni öldürmek istemiyorum. Ben… seni korumak istiyorum. Bu yüzden laneti besliyorum. Sen öldüğünde lanet biter. Ve ben de kurtulurum.”

Seren’in gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Peki ya ben ölmek istemiyorsam?”

Annesi ona yaklaştı ve elini yanağına koydu.

“O zaman laneti başka bir şekilde kırman lazım. Ama o yol… çok daha tehlikeli. Ve belki de… ikimiz de ölürüz.”

Seren annesinin elini tuttu.

“Ne yapmam gerekiyor?”

Annesi cebinden eski bir anahtar çıkardı. Seren’e uzattı.

“Bu anahtar… rüyaların kapısına ait. Rüyanda bu anahtarı kullan. Lanetin kaynağını bul. Ve laneti yok et. Ama unutma… lanet seni de öldürmeye çalışacak.”

Seren anahtarı aldı. Eli titriyordu.

O gece yatağına uzandı. Taşı yastığının altına koydu. Gözlerini kapattı.

Uyku ağır ağır geldi.

Ve rüya başladı.

Bu seferki… en korkuncu oldu.

Yanmış evdeydi. Etrafı alevler sarmıştı. Önünde bir ayna vardı. Aynanın çerçevesi kanlıydı. Seren aynaya yaklaştı. Yansımasını gördü. Ama yansıması gülümsüyordu. O zebaninin gülümsemesiyle.

“Hoş geldin Seren,” dedi yansıması. “Lanetin kaynağı burası. Ama laneti yok etmek için… bir bedel ödemen lazım.”

Seren’in sesi titredi.

“Ne bedeli?”

Yansıması gülümsedi.

“Ya anneni öldüreceksin… ya da kendini.”

Seren geriye çekildi. Ayna çatlamaya başladı. Çatlaklar yayıldı. Ve aynanın içinden bir el çıktı. El… annesinin eliydi.

“Affet beni yavrum,” dedi annesinin sesi. “Ama lanet… seninle bitmeli.”

Seren çığlık attı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.