Sevgili Krallarım
Yıllar önce topraklarıma savaş açtınız.Krallığımı işgal ettiniz ama ne yazıktır ki şuan cehenneminizde boğuluyorsunuz.İşlediğiniz günahlar boynunuza dolandı.
İşgal ettiğiniz topraklar dirildi.Sizin tahtınız artık mezarınız.
Sizin damlattığınız her kanın karşılığını şimdi sizden çıkarıyorum.
~Kraliçe Ayana
Onlara hazırlanmış bu mektup tek tek ülkelere yollanmıştı.Krallar bu mektup ellerine geçince ilk başta dalga geçip eğlenmişlerdi ama ne zaman oturdukları tahtan kalktılar
işte o zaman tahtlarına geri yığıldılar.Lanet onları bulmuştu.
Ağızlarından kanlar fışkırıyordu.Orada bulanan askerleri ,
veliahtları korkudan donakalmıştı ve bir şey yapamıyorlardı.
Krallar çok geçmeden ruhlarını teslim etmişti.Artık o dört tahta ölü bedenler oturuyordu.Akan kanlar zemine yayılmış ve veliahtların ayak ucuna kadar gelmişti.Dehşetle bakıyordu Ebren.Sinirle bakıyordu Kapgan.Ayağının ucundaki kanı görünce kahkaha attı Babür.Sesini çıkarmadan arkasını dönüp gitti Yalım.
-Ordulara haber verin!Kalenin önüne dikilsinler çabuk!
Zaman gittikçe daralıyordu.Yalımsa kalenin tepesine çıkan merdivenleri bir hışımla tırmanıyordu.En sonunda kalenin balkonuna vardı.Ellerini o soğuk mermerden balkonun iki yanına koymuştu.Zümrüt yeşili gözlerini kalenin surlarının önüne dikmişti.Tehlike nereden geliyordu...İstemsizce yutkundu.Ellerini mermere öyle bir bastırıyordu ki bir süre sonra mermerin sivri yanı avucunun içini kesmişti ama o farkında bile değildi.Bir an derinlerden bir ses geldiğini duydu.
"Dikkatli ol!Lordum"
Etrafına bakındı ama kimseler yoktu.Derin bir nefes çekerek önüne döndü.O sırada bahçede bir kadın gördü.Kadın tül siyah bir elbise giymişti.Bembeyaz teni vardı.Yüzünde belli belirsiz bir tebessüm taşıyordu ve Yalım'a bakıyordu.Sadece bir kaç saniye sadece...sonra yok oldu.Yalım bahçenin her tarafına göz gezdirdi ama hayır hiçbir yerde yoktu.Artık gittikçe gerilmeye başlamıştı.Hava karardı ve gökyüzü ağladı.Bir rüzgardır acı acı esti.Şimdiyse şimşekler düşüyordu.Ne yani Tanrı onlara sinirlenmişmiydi?Babasının ölümünü de mi Tanrı gerçekleştirmişti?Belkide Tanrı istemiştir.Aslında tehlike ya da bir savaş yoktur da o öyle sanmıştır.Babasının ölümü belkide ettiklerini bulmasıdır da o da bundan ders almalıdır olamaz mı?Ya o kadın?Yüzü tanıdıktı ama hatırlamıyordu.Ne işi vardı?O kadın kimdi de buraya gelmişti?Bir cadı ya da bir vampir ya da bir peri ya da bir varis?Belki de varis.Sonra babasına gelen mektup aklına geldi.O mektup da bir şeyler yazıyor olmalıydı.
Sonra bir çığlık yükseldi semaya.Hızla arkasını döndü.Oradaydı.Gözlerini açıp kapattı , yoktu.Sağına soluna dönüyor ama onu bulamıyordu. Sonra bahçenin ağaçlarından birinin altında birini gördü.Ne yapmaya çalışıyordu?
‐HEY YABANCI KİMSİN SEN!
‐BENİ HATIRLAMADIN MI?
‐ÇABUK SÖYLE KİMSİN DEDİM!!
Kadın elini havaya kaldırıp şıklattı.
Uyandığında derin bir nefes aldı.Bir an nerede olduğunu anlayamadı.Babası ölmüş müydü?Kapısı tıklatıldı.
"Giir!" derken yatak ta oturur pozisyonunu almıştı.
‐Efendim,size bir mektup geldi.Daha doğrusu bahçede ki bir ağacın altına bırakılmıştı ve üstünde sizin adınıza olduğu yazıyordu.
Yalım acaba o mektup mu diye düşündü.Sonra mektubu eline alıp askere çıkabilirsin işareti yaptı.Yavaşça mektubu zarfından ayırdı ve açtı.
Sevgili Krallarım
Yıllar önce topraklarıma savaş açtınız.Krallığımı işgal ettiniz ama ne yazıktır ki şuan cehenneminizde boğuluyorsunuz.İşlediğiniz günahlar boynunuza dolandı.
İşgal ettiğiniz topraklar dirildi.Sizin tahtınız artık mezarınız.
Sizin damlattığınız her kanın karşılığını şimdi sizden çıkarıyorum.
~Kraliçe Ayana
Babasına sadece bir not bıraktı atına binip dağ yolunda ki patikaya koyuldu.Atını ağır ağır sürüyordu.Oraya bir hışımla gitmeyecekti.Eğer hızlıca ve düşünmeden giderse karşılaştıklarında ne yapacaktı.Yolda kimseler etrafında değilken düşünmek daha iyidi.Onu yıllar sonra tekrar görecekti.Öfkeli miydi?Ayana'ya karşı ne hissettiğini bilmiyordu.Ayana'yı bir düşman olarak görmüyordu ama
Onu sevmiyordu da.Onun için bir şey ifade etmiyordu.Oraya gittiğinde ne yapacaktı peki ve ne zamandan beri krallığı ayaktaydı?Tüm bunlar ne zaman olmuştu.Bunca kral ve varis
bu krallığın hayata döndüğünü nasıl farkedemezdi? Büyük bir tehlike onları bekliyordu ama biliyordu ki Ayana daha Yalım onunla konuşmaya gelmeden bir şey yapmazdı.Rüyasına girdi çünkü onunla konuşmak istiyordu.
Ayana'nın bir planı vardı ve Yalım onu öğrenmeden oradan ayrılmayacaktı.Dağları aşmıştı,köprülerden geçmişti ve sonunda o denizin kenarına gelmişti.Atından inip etrafına bakındı.Ayana'ya seslenecekti.
–EY DENİZİN KUDRETLİ SAHİBİ AYANA?NEREDESİN??
VARİSİN BURADA YA SEN?
Arkasından adım sesleri duymuştu.Biri geliyordu ve gelen kişi oydu.Onu görmek için arkasını dönen Yalım önce onun daha yakınına gelip onu selamladı.
‐Nasıl yaptınız?
Yüzünde ufak bir tebessümle cevap verdi Ayana.
‐Sence nasıl yaptığım mı yoksa size neler yapacağım mı daha önemli?
‐Ne yapabilirsiniz ki?Alt tarafı bir mektup verdiniz ve süslü cümleler yazdınız.Bir mektupla mı korkutacaksınız bizi,yıkacaksınız krallığımızı?
Ayana buna gülmeden edemedi.Ne sanıyordu ki bu adam?
Ortaya boş boş laflar atıp hiçbir şey yapamayacağını mı?
Kollarını göğsünde kavuşturup birkaç adım öne doğru ilerledi.Yüzünde karşısında ki adamı küçümseyen bir tebessüm vardı.
‐Peki ya işler farklıysa?Ya devir değiştiyse ya eski siz eski siz değilseniz?Ya karşısınızda rakibiniz olan kız değil de bir Kraliçeyse?Netice de pek çok şey değişmiş olabilir Varisim!
Yalım karşısında ki kadına inanamaz ve onaylamaz gözlerle bakıyordu.Bir Kraliçe olduğunu iddia eden biriydi o sadece.
Rüyasına girip daha sonra yolladığı mektupla onun intikam alacağına inanmıyordu.Ayana bir cadıdan başka bir şey değildi.Aptal cadı!.Kendini bir şey sanıyordu.İki büyüyle bir krallığı yenebileceğini sanıyordu ne?
Yalım da ona doğru biraz yürüdü.Aralarında birkaç adımlık bir mesafe kalmıştı.
‐Evet değişmiş olabilir ama henüz değişen bir şey göremedim varis Ayana?
Ayana kafasını olumlamaz anlamda yavaşça salladı ve doğrudan Yalım'ın gözlerinin içine baktı.Derinlerinde bir şey arıyordu sanki ama bulamadı.
‐Size yıllar önce bir şey söylemiştim.Hâlâ hatırlıyor musun?
Yalım'ın ayak uçları kendininkine değecek kadar yaklaşmıştı ona.
"Ruhlarımızı çalamazsınız!
Duydun mu beni Ateşin Varisi!
1000 yıl boyunca denize gömülü kalırım
ama uyandığında ve uyandığımda
her şey farklı olur!"
Uyandığında ve uyandığımda her şey farklı olur?Ne demekti bu?Bu sabah gördüğü rüya ve uyandığında aldığı mektup?
1000 yıl sonra bir sabah gördüğü rüya sonrası aldığı mektup?Uyandığında!
Ayana,Yalım'ın farkına vardığını anladı.Daha sonra ona hiç bir şey demeden geldiği yere geri yürüdü.
"Zaman değiştirir her şeyi.Eskide kalan ne varsa ve eskiden ne kaldıysa ama en çok ta insanları...değiştirir.
Görüyorum ki sen Ateşin Varisi...sen değişmişsin.
Gözlerinde aşağılama gördüm.Seni en son gördüğümde
kıvılcımlanmış gözlerin şimdiyse ateşle hazırlanmış ama kalbini de yakmış."