İçeriğe geç

Ölümsüzler Aşkı

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Ölümsüzler Aşkı

Bölüm 1

YORGUNLUK

GİRİŞ VE TANITIM .

Öncelikle herkese merhaba. Bu hikayeyi ne bir filme ne de başka bir hikayeye benzetin. Apayrı bir hikaye olacak.

İlk başlarda başka bir hikayeye filme benzetebilirsiniz ama çok kısa süre olacak.

Lafı uzatmadan yeni kurgumun açıklamasına geçmek istiyorum.

Bu kurgumu Dilan Mizgin Kozan anlatır şekilde okuyacaksınız.

Dilan Mizgin Kozan ; Kozan aşiretinin en değerli kızıdır. Kozan aşireti Dilan'a fazla önem vermektedir. Kozan aşireti Doğunun en varımlı ve büyük aşiretidir.

Dilan 28 yaşında Avukat'tır. Kızımız güzeller güzeli birisidir.

Dilan anlamı; Mızrak demektir. Mızrak gibi bir kız. Lafı bir , sözü tek.

Mizgin ; Müjdeli, iyi haber demektir.

Kozan ; idari bölge , yer adıdır.

Ve gelelim Hazar'ımıza.

Hazar Zozan Berivan.

Berivan aşiretinin ortanca, gözağırıdır. Hazar oğlumuz, yakışıklıdır. Öyle bi yakışıklıdır ki ortaokuldan beri aşıkları var. Ama o birtek kişi de yanıyor. Bir tek kişi de ondan.

Hazar; 29 yaşında Savcı'dır . Savcının yanında , 2 ofis 3 fabrika sahibidir.

Kendisi kurmuştur.

Hazar; Barış, güvence demektir.

Zozan; Yayla demek.

Berivan; canlılarla ilgilenmek demektir.

İki aşiretin düşman olduğu bir yerde iki sevdalı kavuşabilecek mi, üstelik 23 yıldır beklerken?

Berivan ve Kozan aşireti alıp verme konusunda hassaslardı. Ve bir kavga ile tamamen bağları koptu. Düşman kesildiler.

Hazar ve Dilan iki aşıklar. Ama birbirlerinden haberleri yok.

Ama yakında haberleri olacaktı.

Gün öyle bir gün olacaktı ki, iki aşiretin aşıkları kavuşacaktı. Özellikle Hazar ve Dilan. Gün onlar için aymıştı.

Her şey o düğünde gerçekleşecekti.

Her şey o yemekte kutlanacaktı.

Ve içlerinden birisi ölecekti.

Hazar mı ?

Dilan mı?

Yoksa diğerleri mi?

Yoksa hiçbiri mi?

Yoksa hepsi mi?

Yoksa o kişi mi...

Herşey anbean yaşanacaktı, ölüler çoğalacaktı. Ölüler de konuşacaktı.

yıldızlayıp destek olursanız sevinirim.

Ve şimdi gelelim ilk bölüme...

YORGUNLUK

Koşuyordum. Yeni davalarım vardı. Avukat olmakta bunu gerektirir ya?

Ben Dilan,büyük aşiretin kızı Dilan Mizgin Kozan.

Derslerine verimli çalışan, konakta ağa sözü dinleyen o kızım.

Ve mahkeme bitti.

Eve geldiğimde Resul ağamın yani babamın elini öpmüştüm. Hayır duasını almıştım. Babam her zaman ki sorusunu sormuştu. "Ee anlat güzel kızım, bugün ki mahkemen nasıldı?" derin nefes verdi. "Vallah nasıl olsun babacığım. Her zaman ki gibi işt-" tam sözümü bitirecektim babamın ilk eşinden büyük ağabeyim içeri girdi. "Oo benim güzeller güzeli Dilan'ım gelmiş, Hoşgelmiş." Ben zaten hep buradayım ya? sadece siz görmüyorsunuz. "Evet Ertan ağabeyim ben geldim, hoşbulmuşum," babam odadan çıkınca dakika bir gol bir atışı yapmıştım.

"Abi bir şey soracağım" olumlu anlamda başını salladı. "Abi artık neden Berivan aşireti il-" Kahretsin! kaba bir ses ile " Ya kızım! ben sana kaç defa diyeceğim. 10 yıldır konuşmuyoruz. O olayı tekrar anımsatmamı istemezsin herhal? Aynen bende öyle düşünüyorum. Bana bak Dilan, eğerkim bir daha Berivan'ın B sini ağzına alırsan o ağzını yırtarım bilesin ha!" sesi ciddiydi. Ertan abim ilk kez ciddiydi.

Normal de beni gecelere kadar güldüren ağabeyim ciddiydi.

Bu beni çok tedirgin ediyor idi.

" Hanımlaar hanımlaaar geldileer ağamlar geldii" Bugün halamın istemesi vardı. Halam olmuş 40 yaşında istemesi var , ne ala!

"Tamam hala sakin ol. Sadece isteme hem sen bayabi abayı yakmışsın" gülerek dedim. "e kızım kolay mı ben 22 yıldır bu günü bekliyorum ya?" dedi. 22 yıl mı? " 22 yıl mı ? hala emin misin ? 2 yıl olmasın o?" kızgın oldu. " Ya ha 2 ha 22 ne fark eder! Sonuç evleniyorum." söylerken hem kızgın hem tatlıydı . ponçik yanaklarını ısırasım vardı.

Herkes güzel giyinmişti heryer tıklım tıklımdı. Ben ; siyah Elbise siyah şal hafif makyaj sürmüştüm. E olmazsa olmazımız altın kemerim belimdeydi.

"Resul ağa. İznin var mıdır içeriye?" Cesur ağa yani halamın kayınbabası içeriye girdi.

"Oo benim dönürlerim gelmiş hoşgeldiniz sefalar getirdiniz efendim!" babamın sesi iyi miydi bana mı öyle geliyordu? Daha düne kadar 'ben bacımı kimseye vermem.' diyordu bu baba benim babam mıydı? Ateşi yoktu değil mi? "Hoşgördük efendim." Konuşmalar derinleşti. Odamdan halamın söz yüzüklerini alacaktım ki bi an da Hazar yazdı.

10 yıl sonra Hazar yazdı.

sevdiğim adam yazdı.

düşman aşiretin oğlu Hazar Ağa yazdı.

"nasılsın" yazmıştı. Tam yanıt verecekken babam odaya girdi. "Söyle bakim hele kim ile yazışıyorsun sen?" nefesim kesilmişti .

ne diyebilirim ki ?

baba Berivan'ların Hazar'ı mı yazdı diyecektim ? Hayır tabi ki de.

lafa giriş yaptım.

"hi-hiç kimse ile babacığım, saate bakıyordum." babam kahkaha atıyordu. bence bu adam iyi değil.

saçımı okşarken; "tamam kızım anladım seni ben seni gidi seni! neyse. Bu konuyu sonra konuşuruz. Hadi salona gel seni bekliyoruz." lafı hızla devam ettirip sohbeti bitirdim. " tamam babacığım. Geliyorum."dedim. Hemen Hazar'a "iyiyim sen nasılsın ?" dedim.

Hazar'a cevap yazar yazmaz salona indim. Babam hemen azarlarcasına " E hadi kızım getir söz tepsisini." babama ne olduğunu sorarcasına bakışlarımı attım. Babamın yanına gittim. "Al babacığım" tepsideki kurdalye ve makası babama uzattım. O da halamın ve Rüstem ağabeyin parmaklarına kurdalye yerleştirdi.

Bunlar istemeyi ne ara yapmışlardı?

"Baba halamı ne ara istediler?" kulağına fısıldadım. Babam ise resmen üvey gızıymışım gibi beni azarlarcasına sert söyledi "Hahaha canım kızım tabi ki de duyamazsın. Sen yukarıda birisiyle konuşurken istediler halanı." babam benden ne istiyordu bu adam benim babam mıydı? Emin miyiz ? Bence değiliz. Ama babam doğru söylüyordu.

Toplam 10 dakika mı orada harcadım.

Babam kurdalyeyi keserken Telefonuma Hazar'dan ansızın mesaj geldi bütün gözler üstüme çevrildi.

"kim o?" babam demişti.

Kahretsin.

Ne yapacağımı ve ne diyeceğimi bilemiyordum.

Babam ya konağa tekrar hapis ederse...

Babama hemen cevap verdim . Sesim titriyordu.

"hi-hiç kimse babacığım. Uygulamaların bildirimleri olabilir." şükür. Babam tamam dercesine başını sallamıştı.

Hazar yazmıştı. "iyiyim bende iyi diyelim iyi olalım." demişti üstten görüldü attım

Kurdalye işleri bitti, kahveler içildi, eller öpüldü. Herkes gitti kaldık baş başa.

saatler hızlı hızlı geçiyordu.

Zaman su misaliydi.

Gece saat 3

Hazar'a yazdım.

"aynen öyle." dedim mesajımı beğendi.

Babamın beni sırf 2 yıl önce hazar ile görüştüğümü öğrenince konağa 1 yıl boyunca hapis etmişti. Açtım. Susuzdum. Kendi öz annem Sevda annem yemek getirse de su getirse de ne yiyebiliyordum ne de içebiliyordum. Aklım ondaydı.

Zaten iki aşirette böyle düşman olmamış mıydı?

Günlerden salıydı alıp verme günüydü. Babam beni Hazar'a yani Berivan aşiretine verecekti. Ertan ağabeyime de Nurten ablayı alacaklardı. Ama Nurten sevdiği kişiye kaçmıştı. Babam bunu duyunca "sen bana Nurten'i vermessen benden sana verecek kız mız yok! Hayde ikile." demişti . Berivan aşiretine son gelen korumacı bana silah sıkmıştı. Tam da sağ dizime. 3 yıl boyunca alçı da kalmıştı. Tabi bu olaylar babamın gözünün önünde olduğundan dolayı babam ise o korumayı oracıkta öldürmüştü. Ben ise o sıra da Hazar'ın kucağında kanlar içinde ağlıyordum. Hazar bana hep 'dayan,dayan güzelim seni hastaneye yetiştireceğim.' diyordu. Hazar beni arabasına bindirmek üzereyken babam ansızın seslendi. 'Hazar ağa durasın hele!' Hazar ve ben bir süre bakıştık. Ben ağlarken babamın yaptığı neydi? saçmaydı. 'Efendim Resul ağam' demişti. Babam tam konuşacakken Berivan aşiretinin bir koruması hemen orada babama silah sıkmıştı. Babam yere düşmemek için direniyordu. Ve düştü. o esna da 'Babaaa!' diye bağırarak ağlıyordum. Hazar dayanamayıp o korumayı da öldürmüştü. Ertan abim ise dayanamayıp "Siz sözünüzde dursaydınız bunların hiç biri olmayacaktı! hem de hiç.! Hayde herkes yoluna." abim o sözünü dedikten sonra Hazar arabadan bi anda fırladı ve "Ben gitmiyem bir yere. Dilan'ı hastaneye götürmeden hiç bir yere gitmeyem ha!" dedi. Hazar benim için abimi karşısına almıştı. Abim ise "Ula oğlum sen sabah sabah yürek mi yedin?" asıl herşey şimdi başlıyordu. 'He abi yedim sende ye güzeldir.' demesiyle abimin vitesi yüz oldu. Kimseden ses çıkmadı. Abim Hazar'a silah çekti. Hazar da abime. Siktir. "Yalvarıyorum durun artık. Abi büyüklük sende kalsın. N'olur abi ben kan kaybediyorum burada sizim yaptığınıza bak! pes. Hadi bırak ve beni hastaneye götür abi." dedim ve ayrılıp abim beni kucaklayıp arabaya bindirdi. Hastaneye gittik. acile. Hazar kendi arabasıyla gelmişti. "Oğlum sen söz dinlemeyecek misin? Git artık git." bende abime katılırcasına "Hazar ağabeyim doğru söyler . git sen." Hazarla en az 10 saniye bakıştık ve gitti. sonrasında 8 yıl hiç konuşmadık 9. yıl da sms attı ve konuştuk zaten orda da babama yakalandım ve telefon elimden alındı. Ben küçük odaya hapsedildim. Suç işledim çünkü. Düşman aşiretin oğlu Hazar ile görüşmüştüm. Üstelik güya eski sevgilim.

size sadece kısasını anlattığıma yemin edebilirim. üniversite için hem çalışıp hem karanlık alan hem de aç susuz hem de Hazar'sız.

o düşmanlık öyle bir düşmanlık oldu ki ne büyükler görüştü ne de küçükler gezdi ne de ortancalar buluştu.

Ben 10 yıl boyunca Hazar'ın yolunu beklerken o nerelerdeydi? Hangi kızlarla konuşuyordu kim bilir.

Ama ben tek Hazar'ı bekledim.

Uyudum. Sabah saat 8de gözümü açtım 4 saatlik uykuda ne anladıysam artık.

"Güünaaydıııın" Hizmetliler etrafı toplarken annelerim çay içiyorlardı. "Erkencisin kızım" öz annemin adı Hazal. Annemin sesi ile günüm ayıyordu her sabah "evet anneciğim erken kalkmak istedim, halama nişan elbisesi modelleri buldum birazdan getirirler de halam nerede?" merak eder gibi etrafı inceledim. "halan dışarıya çıktı kızım " tabi ya daha sözlü o gider gezer tozar. "anladım." dedim.

"Ee kızım hadi sende avm ye git kaç yıldır çıkmıyorsun." annem ciddi miydi ? şaka mı yapıyordu? "Ciddi misin anne?" bian heveslendim. "evet kızım babanın elini öpüp izin al." annem ciddiydi. "tabi ki HEMEN uçuyorum." bağırarak hemen demiştim annem susmamı belirtmişti. "dikkatli ol." annem seslenmişti. "baba şey" babam anlamıştı. "izin için mi? izin içinse gidebilirsin" babam nasıl anlar? duydu mu acaba? "tamam teşekkür ederim babacığım."elini de öptükten sonra hemen odama çıktım. siyah elbise kolu fışkırlı olanlardan. çok güzeldi. üstümde daha güzel durdu.

avm ye girdim. Herşey pahalı idi. Tam yemek yerken Hazar'a benzer birisini gördüm. Hazar olabilir miydi ? sanmıyorum.

Merak ettiğim için o kişinin yakınına gittim.

Evet Hazar'dı.

o Hazar'dı.

Yıllarca sevdigim kişiydi o.

çok fazla kilo almıştı.

yanakları tonton olmuştu.

ama hala kaslıydı.

hala yakışıklıydı.

kalbim hala ona çarpıyordu.

yanına gittim.

"Hazar..."

~~~~~~~~~~~~~~~~~♡~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Selam yıldızlayıp yorum yapar mısın?

Sayfamı takibe almayı unutma!

instagram : @kelebegimsi1yazar

Wattpadd hesabım da var. Kelebegimsi1yazarr burayı da takipe alıp her bölümleri oylar mısın?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.