Uyandığımda siyah demir bir kapının önünde buldum kendimi. Büyük bir avlunun içindeydim, burası gerçekten ürkütücü bir yerdi.
Ayaklarım, ellerim ve ağzım hala bağlıydı ancak gözlerimi açmışlardı.
Etrafıma bakındım, ne olduğunu anlayamadım. Bağırmaya çığlık atmaya çalıştım, ancak ağzım bağlı olduğu için sesim duyulmuyordu. Biraz uzağımda benim yaşlarımda 10-15 kişi daha vardı. Onlarında elleri, ayakları ve ağızları bağlıydı.
Bağırmaya çalışıyorlardı ama nafile... seslerini ancak kendileri duyuyordu.
30-35 dakika sonra bazı konuşmalar duydum, farklı dildeydi bu konuşmalar. Anlamıyordum. Diğerleride duymuş olacakki sessizlik oluştu. Bazılarının gözlerinden anladıkları belli oluyordu. Kendimi bi' an çok çaresiz hissettim. Boşluktaymış gibi. Özgüvenimi topladım ve ellerimi çözmeye çalıştım, sağ elimi güçlükle sol elimden sıyırmaya çalıştım ve zor olsada bunu başarabildim. Ellerim artık çözülüydü. Duvarın köşesinden bu tarafa doğru gelen üç kişi gördüm, ellerimi hala bağlıymış gibi arkamda birleştirdim. Adamlar fiziksel olarak beni bağlayanlara benzemiyordu, biri önden yürüyor, diğer ikisi ise ciddi bir tavırla öndeki adamı takip ediyordu.
Adamlar gelip önümüzde durdular bize göz gezdirip, birkaçımızı göstererek "şunu, şunu ve bunu alın" bir kaç saniye sonra "Bunu ve şunuda -Beni göstererek- yanınıza alın" dedi.
Bu benim için bir fırsat olabilirdi, bir boşluk bulup kaçabilirdim.
