İçeriğe geç

ÖLÜMSÜZ🩸 MinSung

Bölüm 6 · 4 dk okuma

ÖLÜMSÜZ🩸 MinSung

Bölüm 6

6🩸 Rüya Gibisin

Minho bu çocuktan pek haz etmemişti fakat ne olursa olsun her zaman onu Hanın yanında görüyordu. Minho tenefüste Hanın sırasına geldi "bahçede gezelimmi" Han kalemlerini toparlarken konuştu "üzgünüm Felixe sözüm var-" Minho sözünü kesip "eğer çok üzgünsen okuldan sonra benim evime gel" Han kafa sallayıp onu bekleyen felixe gitti.

Felix, Hanı okulun arkasına çekti. ''han... benim senden bir isteğim var'' Han merakla Felixin isteğini dile getirmesini bekledi ''ben seninle birlikte olmak istiyorum'' Han bu teklifi biraz masumca anladı ''ne-'' Felix Hanın boynuna kollarını doladı ''istediğim tam olarak bu'' Felix kendini bastırıp Hanın dudaklarına yapıştı. Han ani gerçekleşen olayın şokunu atlatıp Felixin belini kavradı. Felix Hana göre daha çelimsiz bir şeydi. Felix daha fazla ileriye gitmek istesede Han izin vermeyip geri çekildi ''neden durdun'' diye sordu Felix masumca ''seni düşünüyorum kendini oyuncak haline getirme'' Han Felixi geride bırakıp ilerledi eh peşinden geleceğinide biliyordu. ''beni bekle'' Felix Hana yaklaşıp koluna girdi.

Sınıfa geldiğinde herkes kahkaha atıyordu. Woosanda Hanı bulmaya gelmişti ''Han ne oluyor'' Han anlamamıştı ''sınıfına git noona'' Woosan Telefonuna gelen mesajı gösterdi daha doğrusu fotoğrafı. Felixle Hanın öpüştüğü anda çekilmiş bir fotoğraftı. Han hemen Minhoya baktı. Minho telefonunu sallayıp ''sözünün erisin Han'' deyip sınıftan çıktı. Woosan Fotoğrafı kimin yaydığını bulacaktı. ''noona okulda terör estirmene gerek yok er yada geç çıkar zaten'' Woosan Hanın rahat tavrını görünce daha çok sinir olmuştu. ''senin tavrını sikerim bak döl israfı senin için burda götümü yırtayım senin haline bak yemin ediyorum fotoğrafını çeker milyon kere bastırır milyon kere yediririm sana'' Woosan güçlü bir çığlık attı ''çok sinirliyim'' Han çığlıktan sonra sandalyesinden düşmüştü. ''sakin ol noona hallederim'' uğraşmayacaktı aslında. Hoca gelince Woosan sınıftan çıkmak zorunda kaldı. Herkes Hana bakıp gülüşüyordu ama Hanın aklında şu an sadece Felix vardı, Felixtede durumlar farklı değildi hatta dayak yemek üzereydi. Bir gurup homofobik öğrenci Felixi dolapların orda sıkıştırmıştı, dalga geçiyorlardı gülüşüyorlardı. Han ders boyu uyumuştu zil sesini duyuncada Felixin sınıfına doğru yol aldı. Fınıftan içeri bakınıp felixi aradı. Tam çıkarken Felixin sesini duydu, bir kere daha içeri bakındı. Felixin kenara sıkıştırıldığını görünce hızlı sınıfa girdi çocuğu omzundan tutup kendine çevirdi ardından yumruğu yapıştırdı. Diğer çocuk Hanın kolundan çekti han geri adım atınca çocuğun yumruğu boşladı, Han çocuğun baçağına tekme atarak tökezlemesini sağladı. Diğer çocuğun saldırı için onda yaklaştığını gördü tökezleyen çocuğun omuzlarından tutup diğerine savurdu. Sınıftaki diğer öğrenciler korku ve tedirginlikle olabildiğince kavgadan uzak durmaya çalışıyorlardı. ''Felix iyimisin'' Felix Hanın boynuna sarıldı. Minho sınıftan içeri girip ''beyaz atlı prensin seni kurtarmaya gelmiş'' Felix Minhoyu görünce planları suya düşmüştü. Minho ikiliye yaklaştı Hanı omuzlarından tutup geri savurdu, Felixin kulağına yaklaşıp ''dişlerini benim olandan uzak tut'' Felixin bozulduğu yüzünden anlaşılıyordu. ''Minho ne yapmaya çalışıyorsun'' Minho telefonunu Hana uzatıp gözü ile almasını işaret etti. Han telefonu alıp Fotoğraflara ve mesajlaşmalara baktı. ''baban güçlü olabilir ama sen babandan daha yeteneklisin'' Felixe dönüp ''seni kendi tarafına çekmek için sana oyun oynadı, seni zayıf yerinden vurmaya çalıştı'' Felixe yaklaşıp elini saçlarında gezdirdi, sertçe geriye çekmesi ile Felix refleks olarak elini Minhonun üzerine götürdü. ''sana yanaşmak için kendini sattı ne acınası''. Felixi bırakıp sınıftan çıkmak için adım attı ''şimdi neden o çocuktan uzak durmanı istediğimi anladınmı. Ellerin iş yapıyor olabilir ama aklın hiç çalışmıyor. Han hayal kırıklığı ile Felixe baktı. Felixin umurunda değildi. Eve gittiğinde alacağı cezayı düşünüyordu.

Han çıkışta Minhonun peşine takıldı. Minho duymuyordu, Yüksek sesli müzik onu dış dünyadan koparmıştı. Han koşarak Minhoya yetişti. Omuzlarından tutarak ''naber'' Minho anlık olarak şaşırmıştı. ''ah senmiydin''. İkili yan yana yürüyorlardı. Minho tek kulaklığı çıkartıp Hana verdi. ''mmm bu şarkıyı çok severim'' ''enhypen Shout out'' aynı anda söylemelerine gülmüşlerdi.

Eve geldiklerinde içeri girdiler. Han eve girer girmez gömleğinin iliklerini açmıştı. İncecik beli Minhonun dikkatini çekmişti. Han Minhonun nereye baktığını fark edince gömleği ile önünü kapadı ''Belin güzelmiş kemer aradığın zaman haberim olsun'' Han ''kemermi'' Minho üzerindeki ince montunu Hanın üzerine fırlattı. ''zamanla anlarsın ne demek istediğimi'' Gülüp mutfağa doğru ilerledi. Han Minhonun peşine takıldı. ''her zamanki gibimi'' Minho gülüp ''evet, her zamanki gibi'' Han dolaptan taze soğan çıkartıp kesme tahtasının üzerinde kesiyordu. ''ailen neden gelmiyor'' Minho Yumurta ile uğraşırken ''bensiz daha iyi olduklarına eminim'' Han konuşurken dikkati dağılmıştı ve parmağını kesmişti ''ah'' Han elindeki bıçağı hemen bırakmıştı. Minho ateşi kapatıp hemen Hanın kendine nispeten küçük ellerini avuçları arasına almıştı. Küçük kesikten gerektenden fazla kan akıyordu. Minho kendi içinde kendisi ile savaşıyordu. Han bir anlığına gözlerini Minhoya çevirince gözlerindeki renk değişimini net bir şekilde görebildi. Koyu kahve gözler kırmızının en güzel tonuna bürünmüştü. Minho bir anlığına kendini kaybedip Hanın parmağını dudaklarının arasına aldı. Han için bu iyi değildi çünkü Minhonun bir bakışı ile kalbi göğüs kafesine isyan edermişcesine hızlı atıyordu ve bu durum Han için çok uç bir noktaydı. Minho parmağı araladığı dudaklarından içeri aldı. Dili ile parmağı kavrıyor, emiyordu. Han Minhonun istemedende olsa yaptığı harkete tahrik olmuştu. Bir şeylerin hareketlendiğini hissetti. Minhoya daha fazlası için yalvarabilirdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.