BEYAZ KAN
Bölüm 1: Tabut
Yıl 2026...
Ormanın derinliklerinde, yüzyıllardır kimsenin yaklaşmadığı eski bir şato vardı.
Şatonun altında bulunan gizli bir odada ise siyah, eski ve üzeri garip sembollerle kaplı bir tabut duruyordu.
Bu tabuttan, eski bir vampir kitabında yalnızca bir efsane olarak bahsediliyordu.
Efsaneye göre tabutun içinde uyuyan varlık;
Atlantis'in batışında, Eski Roma'nın büyük yangınında ve Sezar'ın ölümünde rol oynamıştı.
Ama kitabın en korkunç cümlesi şuydu:
"O uyanırsa, tarih yeniden yazılır."
Yüzyıllar sonra genç bir araştırmacı kadın, bu efsaneden habersiz şekilde şatonun gizli odasına ulaştı.
Karşısında yalnızca eski bir tabut gördü.
Merakına yenildi.
Tabutun kapağını açtı.
İçerisi tamamen karanlıktı.
Bir anda...
FSSSH!
Beyaz bir varlık tabuttan fırladı.
Kadın korkuyla geriye düştü ve bıçağını çıkardı.
Varlık üzerine doğru ilerledi.
Kadın korkudan ona defalarca vurdu.
Fakat hiçbir saldırı işe yaramıyordu.
Varlığın aldığı yaralar gözlerinin önünde kapanıyor, bedeni saniyeler içinde kendini yeniliyordu.
Kadın geri çekilmeye çalıştı.
Ama artık çok geçti.
Varlık ona ulaştı.
Sonrasında odada yalnızca sessizlik kaldı.
Beyaz varlık şatodan çıktı.
Kadın ise yerde hareketsiz yatıyordu.
Varlık dışarı çıktığında gökyüzüne yükseldi.
Ay ışığının altında ilk kez gerçek görünümü ortaya çıktı.
Beyaz tenli, insanı andıran fakat insan olmayan bir varlıktı.
Adı...
Beyaz Kan.
Beyaz Kan gökyüzünde ilerledi ve sonunda uzaklarda bir şehir gördü.
Şehre yaklaşınca durdu.
Bir şeylerin yanlış olduğunu fark etmişti.
Şehir tamamen sessizdi.
Tek bir insan bile yoktu.
Sokaklarda yalnızca geride kalmış izler ve parçalanmış eşyalar vardı.
Beyaz Kan yere indi.
Duvarlardan birinde eski yazılar gördü.
Üç isim yan yana yazılmıştı:
Cim
Maykıl
Elizabeth
Beyaz Kan'ın gözleri büyüdü.
Cim...
Dedesi.
Ve duvarın başka bir yerinde daha korkunç bir şey yazıyordu:
"Cim Kanka."
Beyaz Kan bir anda gökyüzüne fırladı.
Öylesine hızlı uçuyordu ki, arkasında yalnızca beyaz bir ışık izi kalıyordu.
Çünkü artık neden korktuğunu biliyordu.
Dedesi uyanmıştı.
Ve Beyaz Kan'ın geçmişte unutmaya çalıştığı şey gerçekleşmişti:
Onu yıllar önce o tabuta sokan kişi...
Cim'di.