İçeriğe geç

Ölümlülerin baronu

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Ölümlülerin baronu

Bölüm 4

Gerçek Mi? Rüya Mı?

-Ceyhun?

+...

-Ceyhun!?!

+S-sen kimsin?

-Ben Ö....

+Ne?

-Ben Ö....

+Ne diyorsun be!

Havayı tokatlayıp kafasını hızlıca kaldırdı yerinden, etrafına bakındı. Altındaki bu yumuşak zemin, az önce başının altında hissettiği yumuşaklık, bir bulutun üstünde miydi? Ölmüş müydü? Bulanık bulanık gören gözleri bir anda fal taşı gibi açıldı. Üstünde rahat ve gösterişli pijamalar vardı, oturduğu yere baktı ve altındkai yumuşak zeminin yatak, boynunda hissettiği güzel pamuk yastıktı. Şaşkınlığından ne yapacağını bilemedi, aklına kardeşleri geldi ve hemen sıcacık, hayatında hiç yatamadığı yatağından kalktı. Yatağın yanındaki pencereden dışarı baktı, çimleri düzeltilmiş, ağaçları budanmış, çiçeklerle dolu bir bahçesi olan güzel bir villadaydı. Nerede olduğunu umursamadan arkasını dönüp koştu ve odanın kapısının koluna elini uzattı. Kolu çevirmeyi denedi ama bir şey onu engelliyor gibiydi, kapı açılıyor ama açılmıyor gibiydi aralık kalıyordu.

-Ceyhun..

+"aynı ses" Sen kimsin?!

-Kır zincirlerini!!

+Ne zinciri ne diyorsun?!

-Sadece gerçekten ölen biri yaşayabilir Ceyhun, kır zincirlerini...

Göz perdelerine inen beyaz bir ışıkla yattığı yer sertleşti ve canı yanmaya başladı.

-Ceyhun abi! Abii!!

+...

Celalin sert tokadıyla ayılan Ceyhun, bacağındaki yaralardan ötürü canının yandığını ve altındaki sert yerin tuğlalar olduğunu görüp rüya gördüğünü anladı.

-Celal, Sadrettin.. Yemeğinizi yediniz mi?

+Yedik abi merak etme, sana ne oldu?

-İyiyim, yoruldum sadece.

Yanındaki ateşi gördü ve şaşırdı.

-Ateş mi yaktınız lan?

+Ben yaktım Ceyhun. Celal değil..

-İyi yapmışsın.

Yerinden kalktı ve dışarı çıktı.

-Gelicem bekleyin.

+Hızlı olsan iyi edersin, seni taşıyamayız bidaha.

-"egolu herif" Tamam olurum.

Pazara doğru yürümeye başladı, yolda nereye gideceklerini ve mafyadan yakalarını nasıl kurtaracaklarını düşündü.

Pazara geldiğinde bir yığın kalabalığa karıştı ve planını yapmaya başladı, bir çırpıda çöp torbasına yerden bulduğu giysileri, yiyecekleri ve aletleri koydu. Kalabalığın arasından zorlukla çıkıp poşetin bir tarafını bir koluna diğer tarafını da diğer koluna takıp sırt çantası olarak kullandı. Koşa koşa barakaya döndü ve çaldıklarını yere döktü.

Poşetin içinden;

-Meyve bıçağı

-Kazak

-Pantolon

-Marul,havuç,elma ve kırmızı biber

Çıkan yiyecekleri hemen bir kartonun üzerine koydu, tişörtünün sol kolunun bir kısmını yırtıp bıçağı sardı ve cebine koydu, kazağı Sadrettine verdi. Pantolonun da bacak arası kısmını kesip Celalin kafasına geçirip bacaklarına kolunu soktu. Saat öğleye geliyordu, hırsızlık dışında gün sessiz sakin geçiyordu.

(bir saat sonra)

-Abi, bi araba duruyor kapıda.

+Ha?

-Abi korkuyorum, yine o adamlarsa?

+Bekleyin beni.

Yerden aldığı mermer parçasını kırıp sivri kısımlarını kardeşlerine verir.

-Bana bişi olursa ya kendinizi savunun ya da kaçın.

Tahtaların arasından çıkıp tahtaları daha sert kapattı. Uzakta gözüken arabaya göz gezdirdi, içindeki adamları tanımıyordu ama tekin olmadıkları kesindi. Yavaş adımlarla arabaya yaklaştı, adamlarda Ceyhunu fark ettiler ve üç kapıdan adamlar indi. Son kapıda kim vardı?

İkinci kapıdan inen adam arka koltuktaki adamın kapısını açtı, önemli biriydi.

Ceyhun ve adamlar sokağın ortasında tahta bir direğin önünde buluştular.

-Kimsiniz? Ne istiyorsunuz?

Kimse konuşmadı. Uzaktan gelen kapısı açılan adam, yapılı adamlarının arasından geçip Ceyhunun karşısına geldi. Uzun süre bakıştılar, mafya görünümlü takım elbiseli adamlara uzun süre bakan Ceyhun sessizliği bozdu;

-Kimsin?

+...

-Kimsin lan kimsin!?

+Şşş, sakin ol sabırsız velet. Amacım kötü değil, paramı istiyorum.

-Babamın peşindeki adamsın sen.

+Sana bir teklifle geldim, genelde kimsenin karşısına kolay kolay çıkmam ama karşımda çocuk olduğunu görünce..

Pişkin bir kötü adam gülüşüyle Ceyhunun sinirlerini bozdu.

-Sesini kes ve teklifini söyle.

+Eeh, peki.

-...

+Ya paramı getir velet, ya da kardeşlerini alırım.

Şaşkın, çaresiz gözlerle adamlara baktı ve bir anlık öfkesine yenik düştü.

-Kimsin lan sen kardeşlerimi elimden alıyosun oruspu çocuğu!!

Diyip adamın suratına yumruğu geçirdi. Burnu kanamaya başlayan adam korumalarına emri verdi;

-Alın bu piçleri o barakayı da yıkın!!

Sertçe itilip yere düşen Ceyhun, tam başını kaldırdığında suratına gelen tekmeyle bayıldı.

-Uyan ulan!! Bu burnun hesabını ödeyeceksin uyan!

Gözlerini bir anda açıp etrafına baktı, burası terk edilmiş bir gecekonduydu. Karşısında burnunu sarmış eli kan içinde olan bir adam vardı ama yüzünü seçemiyordu. Ağlamaklı bir ses duydu;

-Abii!!

Aniden görüşü yerine geldi.

-Abi,ne yapalım bu veletleri?

+Kapatın bi odaya kalsın piçler.

-Tamamdır abi.

Kardeşleri götürülürken onları kurtarmak istedi ama elleri bağlıydı. Elleri iki çarka bağlıydı, bacakları da bağlıydı. Bu bir çeşit çin işkencesi gibiydi, burnundan kanlar akıyordu. Dudağı patlamış, sırtında feci bir acı hissetmişti.

-Bana adını söyle! Beni öldürmemek gibi bi hata yaparsan sana bundan daha pis işkenceler yapıcam!!

+Kes sesini velet! Benim için çöp parçasısın, böbreklerin hatta ciğerlerin bile ölmüştür. Ama kardeşlerin işime yarar.

-Onlara bişey olursa seni öldürmeden bu dünyadan göçmicem bilesin!

Adam çarkları çalıştırıp odadan çıktı ve kapıyı kilitledi.

-Kardeşlerime dokunma şerefsiz!!

Çarklar yavaş yavaş hareket ediyor, Ceyhunun vücudu dört bir yandan çekiliyordu. İçinden konuşmaya başladı;

-Ölücem. Peki kardeşlerim? Onlara ne olucak?

-Bir mafyaya kurban olucaklar. Ya hayatları? Hayalleri yok mu olucak?

-Yoksa, yoksa hala rüyada mıyım? Evet evet rüyadayım.. Değil mi?

+Zincirlerini kır Ceyhun!

-Bu ses..

+Sadece ölenler gerçekten yaşayabilir, öl ceyhun öl.

-Peki.. Başka şansım var mı ki?

Ceyhun acıyla bağırmaya başladı. Bacakları kopacak vücudu kağıt gibi ortadan ikiye ayrılacak gibiydi.

Ama işler değişti, sağ kolunun olduğu çark bozuldu ve ters dönmeye başladı. Hızlı davranması gerekiyordu, hızlıca ipi tutup bütin gücüyle çekti ve sağ tarafındaki tüm çarklar kırıldı. Sağ ayağının üstüne düştü ve sol çarkı eliyle çözdü.

Kapının arkasındaki koruma sesi duymuştu, elindeki silahıyla hızlıca içeri daldı ama oda boştu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.