
BÖLÜM -1
Yeşilliklerle kaplı ortamın doğal sessizliği ile birleşerek yarattığı güzellik önünde adeta büyülenmiştim.
Yakınlarda bir şelale olduğu suyun ışıltılı sesinden anlaşılıyordu Bizimkilerden kimsenin sesi çıkmıyor etrafı hayranlıkla inceliyorlardı.
Öğlen aralarındaydık.
Buraya arkadaş grubumuzda kamp yapma hevesiyle gelmiştik.
Geldiğimiz için mutlu hissediyordum gelmeseydik Bu güzellikten mahrum kalmış olurduk.
Uzun izleyimlerime son verdim. Sessizliği bozarak. "Hadi izciler daha kamp alanının kuleleri kurulmamış" dedim sesimi kalın bir şekile getirerek.
Selin ve Oğuzun komik kahkahalara bürünmesi hepimizi gülme krizine soktu.
Komik olan tek şey ses tonumdu.
Gülmemi sonladırdığımda, artık her kes gülmesine son verdikten sonra hemen işlere koyulduk. Güneş batmadan kamp alanını bulmamız ve yerleşmemiz lazımdı.
Bir kaç çukur ve yüksekliği atlatdıktan sonra Ormanın en güzel alanını bulmuştuk sanki.
Etrafımız ağaçlara dolanmış sarmaşıklar, ormanın içine güneş ışığının girmesini engelleyen, yaprakları bir-birine karışmış ağaçlarla
kaplanmıştı.
Bir saat kadar bir zamanda
her kes çadırını kurmuş ve eşyalarını toplamışdı.
Betül "ben çok acıktım ,bir şeyler yiyelim mi " diye sordu.
Bende başımı onaylar şeyilde salladım. Diğerleride bunu onayladığında .
Selinin neşeyle "Kampların en güzel yanı nedir?" Diye sorduğunda.
Soruya cevap vermeyerek "nedir?" anlamında kafasını sağa-sola salladım.
Gözlerini devirdikten hemen sonra zıplayarak "tabii ki de hep beraber ateşin etrafında oturup sohbet etmek " dedi büyük bir gülümsemeyle .
Betül ve bende bunu yapmak için diğerlerine baktığımızda onlarda gülümserek onaylamışlardı.
Oğuz " o zaman ben ateş yaka bilmemiz için bir kaç ağaç dalı toplayacağım " dedi .
Burak arkasında "Dikkatli ol . Pek güvende olduğumuz söylenemez" diye uyardığında Oğuz sarmaşıklar ve ağaçlar arasında yok olmuştu bile.
Ben kızlarla sohbete daldığım için Oğuzun yarım saatdır ortalıkda olmadığını fark etmemiştim bile.
Burak ve Çınarın uyarısı üzerine sohbete son verip fark etmiştim.
Her kes tedirgin olmuştu.Açıkcası bir az ürkmüştüm.
Çınar "Arayalım bence . Kaybolmuş ola bilir."
Ben ve Burakta bu düşüncedeydik.
Hepimiz yanyana olarak ayrılmadan hep beraber aramaya koyulduk.
Kamp alanını kayıp etmemek için geçtiğimiz yerlerdeki ağaçların bir kaçına beyaz ve sert bir ip bağlıyorduk.
Evet bu bir az eski bir teknik ola bilir ama elimizde olan tek malzemeydi.
Kamp alanından oldukça uzaklaştıkdan sonra Selin'in dehşet dolu çığlığıyla önümüzdeki ağaca iple asılmış , elinde bir cam parçası olan Oğuzu gördük.Daha bu olayın şokundayken Oğuzun derisine acımasızca iyneyi saplayarak bir mektup sabitlenmişti.Betülün bu görüntüye katlanamayarak gözlerini yere doğru yönelterek düşünceli ve acı dolu bakan gözlerinden yaşlar süzülüyordu.Kimse yerinden kıpırdamıyordu.Ellerim buz kesmiş,Kalp atışlarım giderek hızlanmıştı.Mektubu fark etdiğimde ona doğru bir adım attım. Dişlerimi sıkarak Oğuzun kolundaki mektubu ala bilmek için gözlerimi sertçe kapatarak iğneyi çıkardım Oğuzun kanı mektuba damlamıştı.
Kimse mektubu fark etmemiş gibi gözüküyordu.
Arkmı döndüm ve ıslak gözlerimi onlara yönelterek bana bakmalarını sağladım.Mektubu gördüklerinde Selin ayakları üzerinde duramayınca yere oturdu .Gözleri kocaman açılmıştı.
Oysaki buraya keyifli vakit geçirebilmek için gelemiştik ama Oğuzun cansız bedeniyle karşı karşıyayız.
Mektupda
Saat 21:08
Arkadaşınızın elenme saati 21:00
Ölüme yüzyüze oyunu başladı!
Biriniz ebe olacaksınız ama kimin olduğunu kimse bilmeyecek ebe olanı ben seçerim.
Ebe olanı 24 saat içerisinde bulamazsanız yani sobeleyemezseniz .
Ebe ölür.
Kimse ebe olan hakkında olan düşüncelerini bir-biriyle paylaşamaz eğer ki paylaşırsa ebe olan onu ebelemekle öldürmekte olacak.Ya da bu zevk kurucuya kalacaltır.
Aranızdan biri ebe ve bunu kimse bilmiyor.
Tek bir ipucunuz : e52h8
24 saatiniz başlamış bulunmakta .
Hangi deli böyle bir cinayetin işterdiki.

