İçeriğe geç

Ölümle Vals

Bölüm 18 · 5 dk okuma

Ölümle Vals

Bölüm 18

Ütopya 1

Bir elbise dükkanının önünde arabadan indi. Onun geldiğini gören dükkan sahibi genç çocuk, dışarı çıkıp yerlere kadar eğilerek karşıladı. Bu daha önce saraydaki av için elbise tasarlamak üzere Nova'nın ölçülerini alan tasarımcıydı. Dükkana geçtiklerinde sıra sıra elbiselerin mankenler üzerinde sergilendiği alana geldiler. Nova, Sör Kanis'e dönüp,

"Kendimi çok iyi hissetmiyorum. Yakınlarda ağrı kesici ilaç satan bir yer var mı bak ve mümkün olan en etkili olanı al. Ben burada bekliyor olacağım." Dedi. Ancak Sör Kanis yerinden kıpırdamadan,

"Sizi yalnız bırakmam mümkün değil Ekselansları." Deyince, Nova mutsuz bir ifadeyle adamın yüzüne bakmaktan kendini alamadı. 'Bu kadar kolay olmayacağını bilmeliydim.' diye düşünürken genç tasarımcıya siparişini verdiği elbiselerin durumunu sordu. Tasarımcı iki elini kavuşturup,

"Elbiselerin hazır olduğunu söylemek isterdim Ekselansları fakat Doğu'dan gelecek olan ipek tüller henüz elime ulaşmadı. Tüm malzemeleri hazırladığımda size kumaş örnekleriyle birlikte çizimlerin tamamını yollayacağım. Şimdilik diğer elbiselere göz atmaya ne dersiniz?" Dedi. Nova başını sallayıp genç adamın gösterdiği elbiseleri incelemeye başladı. Sör Kanis'in daima onu bir adım geriden takip ediyor olması oldukça can sıkıcıydı. Birkaç elbiseyi denemek için ayırdı. Ardından deneme odasına doğru yürürken dayanamayıp arkasını dönerek,

"Beni deneme odasına kadar takip etmeyeceksin herhalde Sör Kanis. Dük Valen'in her hareketimi izlemeni söylerken bunu kastetmediğine eminim." Dedi. Bu sözlerle başını eğen şövalye, bir kenarda beklemeye başladı. Rahat bir nefes alan Nova hızlı adımlarla deneme odasına girip kapıyı kapattı. Üzerindeki elbiseyi çıkardı, ayırdıklarından lacivert, derin yırtmaçlı birini giydi. Korsesini sıkamadığı için bir yardımcı çağırdı. İçeri, turuncu saçlı sevimli bir kız girdi. Ona giyinmesine yardım ettikten sonra hayran gözlerle baktı. Ellerini çırparak,

"Çok güzel oldu!" Dedi ve neşeli bir şekilde güldü. Nova, kıza yaklaştı. Ellerini tuttu. Titreyen, fısıltıyı andıran bir sesle,

"Sana bir şey söyleyebilir miyim?" Derken bir yandan da etrafı korkmuş bir ifadeyle taradı. Yüzündeki kocaman gülümseme anında kaybolan turuncu saçlı kız hemen,

"Tabii. Yardımcı olabileceğim bir şeyse lütfen söylemekten çekinmeyin."

"O halde anlatıyorum. Dışarıdaki adamı gördün değil mi? İşte o benden çok kıymetli bir şey çalmaya çalışıyor. Buradan çıktığımızda beni zorla onu sakladığım yere götürecek. Sonrasında bana ne yapacağını bilmiyorum. Çok korkuyorum." Diyerek ağlamaya başladı. Turuncu saçlı kız onu teselli edercesine omzuna dokundu,

"Aslında..." Deyip emin olmayan bir sesle devam etti,

"Başarabilir miyim bilmiyorum ama... Arka taraftan çıkıp sizin için değerli olan o şeyi getirebilirim. Bana güvenip güvenmemek size kalmış." Nova bu cümleleri duymayı beklermiş gibi kıza sarıldı,

"Sana güvenmekten başka çarem yok. Lütfen sana söylediğim yere git. Şu notu K.'ye ileteceğini belirtirsen sana sakladığım şeyi verecekler. Ama unutma alacağın şey çok gizli. Hayatın pahasına kimsenin bulmaması çok önemli. Eğer yakalanırsan bu ikimizin de ölümü anlamına gelir."

"Elimden geleni yapacağım. Siz beni burada bekleyin." Diyen kız, turuncu saçlarını toplayıp oradan ayrıldı. Gerginliği yürüyüşünden bile belli oluyordu. 'Bu riski almaktan başka çarem yok.' diye düşünen Nova yavaşça uzerindeki elbiseyi çıkarıp kendininkileri giydi.

Yüzü koşmaktan kıpkırmızı olan yardımcı tekrar deneme odasına döndüğünde, Nova bir koltukta oturmuş elbiselerin çizimlerinin yer aldığı kataloğu inceliyordu. Hemen ayağa kalktı, kızın taşıdığı kocaman kutuyu aldı. Minnettar bir ifadeyle,

"Bu iyiliğinin karşılığını nasıl ödeyeceğimi bilmiyorum. Çok teşekkür ederim." Dedi ama aniden yüzü bulutlandı ve konuşmaya devam etti,

"Tabi elimde bununla çıkamam. Kesinlikle bir şeyler karıştırdığımı anlayacaktır."

"Doğru..." Diyen kız elini turuncu saçlarına geçirip düşüncelere daldı. Nova biraz bekledikten sonra vaktin olgunlaştığını anlayarak,

"Aslında buradan birkaç elbise ödünç alabilirsem rahatlıkla saklayabilirim."

"Olabilir fakat dükkan sahibine haber vermeden böyle bir şey yapmam mümkün değil." Bu sözlerden sonra Nova boynundaki kolyeyi çıkarıp kızın eline bıraktı,

"Bunu dükkan sahibine ver. Alabileceğim tüm elbiseleri paketle ve bu kutuyu da aralarına koy. Fırsat bulduğum anda elbiseleri geri getireceğim." Diyerek kutuyu kızın eline tutuşturup gönderdi. 'Artık çıkma vakti geldi.' düşüncesiyle odadan ayrıldı.

Sör Kanis, duvara yaslanmış onu bekliyordu. Çıktığını görünce peşine takılmakta gecikmedi. Nova'nın aldıklarını arabaya yerleştirdi. Arabanın kapısını açarak genç kızın binmesi için o şekilde tuttu,

"Leydim." Derken emir veriyormuş gibi bir ifadeyle bakıyordu. Nova kapıya yaklaştı ve durdu. Biraz daha durdu. Ta ki şövalye,

"Leydim sizi bekliyoruz." Diyene kadar.

"Binmeyeceğim. Size henüz gideceğimi söylemedim." Dediğinde inatçı bir bakışla şövalyeyi süzüyordu. Sör Kanis iç geçirip cebindeki saati çıkardı. Nova'ya doğru uzatarak,

"Ekselansları Dük Valen bu saatlerde evde olmanız gerektiğini söyledi." Nova en sonunda duyduklarına karşın memnuniyetsiz bir ifade sergileyerek arabaya bindi. 'Benim her hareketimi kontrol etmek isteyeceğini bir gardiyan vermesinden anlamalıydım.' diye çaresizce düşünse de bunu bilmenin ona bir şey kazandırmayacağının farkındaydı. Her şeye rağmen ekipmanını elde etmiş olmasının getirdiği küçük zafer duygusu iyi hissettirdi.

Kaleye vardıklarında Nova şövalyeye dönerek,

"Hemen eşyalarımın odama götürülmesini istiyorum." Dedi. Ancak şövalye yerinden kıpırdamayınca ekledi,

"Buna da itiraz etmeyeceksin herhalde Sör Kanis."

"Dediğinizi yapacağım Düşes Valen."

Nova bu konuşmadan sonra kendini çok daha yorgun hissederek odasına yürüdü. İstediği en ufak şeylerin bile yapılmaması, insanların onu görmemesi ve duymamasından bıkmıştı. Odasına ulaşınca hemen üzerini değiştirdi. Akşam yemeği için hazırlıklarını tamamladı. Yemek salonuna geçti.

Salonda kimse yoktu. Nova rahat bir nefes alarak yerine geçmeden önce duvarlarda sıralanmış tablolara bakmaya başladı. Yağlı boyanın fırça darbeleriyle oluşturduğu karanlık dünyalar, ona yaşamından sahneler sunuyormuş gibi hissetti. Bir insan silüetinin yalnız başına kaldırıma oturup denize doğru baktığı tablonun önünde duraksadı. Bu tabloda diğerlerinden farklı olarak bir aşinalık vardı. Gardenya'nın sokaklarına büyük bir benzerlik gösteren, zengin görünüşlü binalarla dolu sokak, denizle sonlanıyordu. Bir sürü nesnenin resmedildiği bu kalabalık tabloda anlamsızca boşluk ve yalnızlık duygusu sezdi. Yanından geçen insanlar tarafından yok sayılan silüet sırtını dönmüş sadece kendinin var olduğu bir yalnızlık çemberinde meydan okurcasına oturuyordu. O sırada,

"Gardenya'nın zenginliklerini çok güzel ifade eden bir tablo. Su, binalar ve zarif insanlarıyla mükemmel bir ütopya tasviri. Bizim yarattığımız ütopya..." Diyen Dük Valen yavaş adımlarla Nova'nın yanına geldi.

Bölüm sonu

2 yorum