Ancak çok geçmeden biraz olsun morali düzelir gibi oldu. ' Ya da belki bunu bir fırsata çevirebilirim.' diye içinden geçirdi. Çeşit çeşit zehirle dolu ahşap kutuyu sakladığı yere baktı. 'Her neyse zaten o güne kadar iki ay sürem olacak. Şu an düşünmenin anlamı yok.' düşüncesiyle ayağa kalktı. Tam çalışma masasına vardığı sırada kapı çaldı. İçeri kısa boylu genç bir çocuk girdi,
"Hizmetçiniz odanıza çağrıldığımı söyledi." Derken kararsız bir bakışla Nova'yı süzüyordu. Normalde bir soyluya kendini tanıtmadan böyle rahat davranması onu ölüme bile götürebilirdi ama Nova bu muameleye alıştığı için üzerinde durmadı. Eliyle gelmesi için işaret etti,
"Bana düz siyah bir elbise hazırlamanı istiyorum." Diye başlayarak istediği elbiseyle ilgili detayları açıkladı. Hatta hızlıca bir eskiz bile hazırladı. İçinden 'Madem kaçamayacağım o halde en güçlü halimle, yüzleşmek için hazır olmalıyım.' dedi. Av için istediği elbise harici bir başka kıyafet daha hazırlaması için tasarımcıya talimat verdi. Bu kıyafet erkeklerinkini andıran ceket ve pantolon takımından oluşuyordu. Tasarımcı ilk başta itiraz edecek gibi görünse de Nova'nın kararlı ifadesini görünce vazgeçti.
Sonunda hava tamamen kararıp gün geceye döndüğünde dışarı çıkmak istedi. Gece elbisesinin üstüne bir şal attı ve koridora çıktı. Onu biri görse hemen durumu kontese bildirip cezasının uzamasına neden olabilirdi ama umursamadı. Sadece temiz hava almak istiyordu. Süs havuzunda akan suyun çıkardığı şırıltı harici sessizliğin hakim olduğu bahçeye vardı. Yavaş adımlarla, rüzgarı teninde hissederek taşlı yolda yürüdü. Kuytuda kalan ve ilk bakışta görülmeyen bir ağacın dibine yaklaştı. Yumuşacık çimenlerin üzerine uzandı. Gökyüzündeki yıldızları izledi. 'Sadece basit bir hayat yaşamak için çok fazla çabalamam gerekiyor.' diye mırıldandı. Gözleri yavaşça kapanırken tüm dünyayı ardında bıraktı.
Gecenin ayazı iliklerine işleyip onu uyanmaya zorladı. Saatin kaç olduğunu anlayamasa da gün henüz ağarmamıştı. Oturur pozisyona geldiği anda ağaca yaslanmış birinin durduğunu gördü, kendini korkudan çığlık atmamak için zor tuttu. Gölge yaklaştı. Tam önünde durdu. Nova sessizliği bozarak,
"Ne zaman döndün?" Dedi. Bu cümle gölgeyi tekrar harekete geçirdi. Nova'nın kolunu tutup ayağa kalkması için çekti. Onun gücüne direnemedi ve cılız bedeninin gölgeye yaklaşmasına izin verdi. Soğuk, duygusuz bir ses,
"Beni özlemişsin." Dedi. Aynı anda Nova, yanağını okşayan kocaman bir elin varlığını hissetti. Tiksintiyle geri çekilmeye çalışarak,
"Çek elini üzerimden Rigel." Dese de hiçbir etkisi olmadı. Öfkeyle genç adamın, birer deliği andıran simsiyah gözlerine baktı,
"Dük Valen'in bizi bu halde görmesini istemezsin değil mi abi?" Dediğinde istediği sonuca ulaştı. Genç adam, sert bir hareketle onu bıraktı. Nova'nın ona abi demesinden hiçbir zaman hoşlanmamıştı. Uçurum kadar derin gözlerini kızın üzerinden bir an bile ayırmadan,
"Altar'ın umursadığını mı sanıyorsun? Bu dünyada seni önemseyen tek kişi öldü. Ölürken ne dediğini söylememi ister misin?" Derken yüzü ifadesizliğini koruyordu. Nova duyduklarıyla sarsılmış bir halde öylece kaldı. Önceki hayatında bile Alde'nin ölüm anına dair hiçbir bilgiye ulaşamamıştı. Beşinci sınırda pek çok zorluğun üstesinden birlikte geldiği kadim dostu, Alde... Nova, Gardenya'ya getirildiği zaman öldürülmüştü. Aryanların varisi, Rigel Aryan tarafından. Tokat atmak için elini kaldırdı. Tam Rigel'in suratına vuracağı sırada, genç adamın güçlü eli onu durmaya zorladı,
"Nova'yı koru, dedi. Sanki onun söylemesine ihtiyacım varmış gibi. Hadsiz köle." Derken, Nova'nın canını acıtmak hoşuna gidiyormuş gibi görünüyordu. Gözlerinin sulandığını hisseden Nova, genç adamın elinden kurtulmak için çırpındı,
"Bırak beni."
"O kadar aciz birini sevdiğin için ölmesi senin suçun. Nasıl hissettiriyor, sevdiğin kişiyi öldürmek?" Derken Nova'nın kolunu bıraktı.
Ancak çok geçmeden biraz olsun morali düzelir gibi oldu. ' Ya da belki bunu bir fırsata çevirebilirim.' diye içinden geçirdi. Çeşit çeşit zehirle dolu ahşap kutuyu sakladığı yere baktı. 'Her neyse zaten o güne kadar iki ay sürem olacak. Şu an düşünmenin anlamı yok.' düşüncesiyle ayağa kalktı. Tam çalışma masasına vardığı sırada kapı çaldı. İçeri kısa boylu genç bir çocuk girdi,
"Hizmetçiniz odanıza çağrıldığımı söyledi." Derken kararsız bir bakışla Nova'yı süzüyordu. Normalde bir soyluya kendini tanıtmadan böyle rahat davranması onu ölüme bile götürebilirdi ama Nova bu muameleye alıştığı için üzerinde durmadı. Eliyle gelmesi için işaret etti,
"Bana düz siyah bir elbise hazırlamanı istiyorum." Diye başlayarak istediği elbiseyle ilgili detayları açıkladı. Hatta hızlıca bir eskiz bile hazırladı. İçinden 'Madem kaçamayacağım o halde en güçlü halimle, yüzleşmek için hazır olmalıyım.' dedi. Av için istediği elbise harici bir başka kıyafet daha hazırlaması için tasarımcıya talimat verdi. Bu kıyafet erkeklerinkini andıran ceket ve pantolon takımından oluşuyordu. Tasarımcı ilk başta itiraz edecek gibi görünse de Nova'nın kararlı ifadesini görünce vazgeçti.
Sonunda hava tamamen kararıp gün geceye döndüğünde dışarı çıkmak istedi. Gece elbisesinin üstüne bir şal attı ve koridora çıktı. Onu biri görse hemen durumu kontese bildirip cezasının uzamasına neden olabilirdi ama umursamadı. Sadece temiz hava almak istiyordu. Süs havuzunda akan suyun çıkardığı şırıltı harici sessizliğin hakim olduğu bahçeye vardı. Yavaş adımlarla, rüzgarı teninde hissederek taşlı yolda yürüdü. Kuytuda kalan ve ilk bakışta görülmeyen bir ağacın dibine yaklaştı. Yumuşacık çimenlerin üzerine uzandı. Gökyüzündeki yıldızları izledi. 'Sadece basit bir hayat yaşamak için çok fazla çabalamam gerekiyor.' diye mırıldandı. Gözleri yavaşça kapanırken tüm dünyayı ardında bıraktı.
Gecenin ayazı iliklerine işleyip onu uyanmaya zorladı. Saatin kaç olduğunu anlayamasa da gün henüz ağarmamıştı. Oturur pozisyona geldiği anda ağaca yaslanmış birinin durduğunu gördü, kendini korkudan çığlık atmamak için zor tuttu. Gölge yaklaştı. Tam önünde durdu. Nova sessizliği bozarak,
"Ne zaman döndün?" Dedi. Bu cümle gölgeyi tekrar harekete geçirdi. Nova'nın kolunu tutup ayağa kalkması için çekti. Onun gücüne direnemedi ve cılız bedeninin gölgeye yaklaşmasına izin verdi. Soğuk, duygusuz bir ses,
"Beni özlemişsin." Dedi. Aynı anda Nova, yanağını okşayan kocaman bir elin varlığını hissetti. Tiksintiyle geri çekilmeye çalışarak,
"Çek elini üzerimden Rigel." Dese de hiçbir etkisi olmadı. Öfkeyle genç adamın, birer deliği andıran simsiyah gözlerine baktı,
"Dük Valen'in bizi bu halde görmesini istemezsin değil mi abi?" Dediğinde istediği sonuca ulaştı. Genç adam, sert bir hareketle onu bıraktı. Nova'nın ona abi demesinden hiçbir zaman hoşlanmamıştı. Uçurum kadar derin gözlerini kızın üzerinden bir an bile ayırmadan,
"Altar'ın umursadığını mı sanıyorsun? Bu dünyada seni önemseyen tek kişi öldü. Ölürken ne dediğini söylememi ister misin?" Derken yüzü ifadesizliğini koruyordu. Nova duyduklarıyla sarsılmış bir halde öylece kaldı. Önceki hayatında bile Alde'nin ölüm anına dair hiçbir bilgiye ulaşamamıştı. Beşinci sınırda pek çok zorluğun üstesinden birlikte geldiği kadim dostu, Alde... Nova, Gardenya'ya getirildiği zaman öldürülmüştü. Aryanların varisi, Rigel Aryan tarafından. Tokat atmak için elini kaldırdı. Tam Rigel'in suratına vuracağı sırada, genç adamın güçlü eli onu durmaya zorladı,
"Nova'yı koru, dedi. Sanki onun söylemesine ihtiyacım varmış gibi. Hadsiz köle." Derken, Nova'nın canını acıtmak hoşuna gidiyormuş gibi görünüyordu. Gözlerinin sulandığını hisseden Nova, genç adamın elinden kurtulmak için çırpındı,
"Bırak beni."
"O kadar aciz birini sevdiğin için ölmesi senin suçun. Nasıl hissettiriyor, sevdiğin kişiyi öldürmek?" Derken Nova'nın kolunu bıraktı.
Ancak çok geçmeden biraz olsun morali düzelir gibi oldu. ' Ya da belki bunu bir fırsata çevirebilirim.' diye içinden geçirdi. Çeşit çeşit zehirle dolu ahşap kutuyu sakladığı yere baktı. 'Her neyse zaten o güne kadar iki ay sürem olacak. Şu an düşünmenin anlamı yok.' düşüncesiyle ayağa kalktı. Tam çalışma masasına vardığı sırada kapı çaldı. İçeri kısa boylu genç bir çocuk girdi,
"Hizmetçiniz odanıza çağrıldığımı söyledi." Derken kararsız bir bakışla Nova'yı süzüyordu. Normalde bir soyluya kendini tanıtmadan böyle rahat davranması onu ölüme bile götürebilirdi ama Nova bu muameleye alıştığı için üzerinde durmadı. Eliyle gelmesi için işaret etti,
"Bana düz siyah bir elbise hazırlamanı istiyorum." Diye başlayarak istediği elbiseyle ilgili detayları açıkladı. Hatta hızlıca bir eskiz bile hazırladı. İçinden 'Madem kaçamayacağım o halde en güçlü halimle, yüzleşmek için hazır olmalıyım.' dedi. Av için istediği elbise harici bir başka kıyafet daha hazırlaması için tasarımcıya talimat verdi. Bu kıyafet erkeklerinkini andıran ceket ve pantolon takımından oluşuyordu. Tasarımcı ilk başta itiraz edecek gibi görünse de Nova'nın kararlı ifadesini görünce vazgeçti.
Sonunda hava tamamen kararıp gün geceye döndüğünde dışarı çıkmak istedi. Gece elbisesinin üstüne bir şal attı ve koridora çıktı. Onu biri görse hemen durumu kontese bildirip cezasının uzamasına neden olabilirdi ama umursamadı. Sadece temiz hava almak istiyordu. Süs havuzunda akan suyun çıkardığı şırıltı harici sessizliğin hakim olduğu bahçeye vardı. Yavaş adımlarla, rüzgarı teninde hissederek taşlı yolda yürüdü. Kuytuda kalan ve ilk bakışta görülmeyen bir ağacın dibine yaklaştı. Yumuşacık çimenlerin üzerine uzandı. Gökyüzündeki yıldızları izledi. 'Sadece basit bir hayat yaşamak için çok fazla çabalamam gerekiyor.' diye mırıldandı. Gözleri yavaşça kapanırken tüm dünyayı ardında bıraktı.
Gecenin ayazı iliklerine işleyip onu uyanmaya zorladı. Saatin kaç olduğunu anlayamasa da gün henüz ağarmamıştı. Oturur pozisyona geldiği anda ağaca yaslanmış birinin durduğunu gördü, kendini korkudan çığlık atmamak için zor tuttu. Gölge yaklaştı. Tam önünde durdu. Nova sessizliği bozarak,
"Ne zaman döndün?" Dedi. Bu cümle gölgeyi tekrar harekete geçirdi. Nova'nın kolunu tutup ayağa kalkması için çekti. Onun gücüne direnemedi ve cılız bedeninin gölgeye yaklaşmasına izin verdi. Soğuk, duygusuz bir ses,
"Beni özlemişsin." Dedi. Aynı anda Nova, yanağını okşayan kocaman bir elin varlığını hissetti. Tiksintiyle geri çekilmeye çalışarak,
"Çek elini üzerimden Rigel." Dese de hiçbir etkisi olmadı. Öfkeyle genç adamın, birer deliği andıran simsiyah gözlerine baktı,
"Dük Valen'in bizi bu halde görmesini istemezsin değil mi abi?" Dediğinde istediği sonuca ulaştı. Genç adam, sert bir hareketle onu bıraktı. Nova'nın ona abi demesinden hiçbir zaman hoşlanmamıştı. Uçurum kadar derin gözlerini kızın üzerinden bir an bile ayırmadan,
"Altar'ın umursadığını mı sanıyorsun? Bu dünyada seni önemseyen tek kişi öldü. Ölürken ne dediğini söylememi ister misin?" Derken yüzü ifadesizliğini koruyordu. Nova duyduklarıyla sarsılmış bir halde öylece kaldı. Önceki hayatında bile Alde'nin ölüm anına dair hiçbir bilgiye ulaşamamıştı. Beşinci sınırda pek çok zorluğun üstesinden birlikte geldiği kadim dostu, Alde... Nova, Gardenya'ya getirildiği zaman öldürülmüştü. Aryanların varisi, Rigel Aryan tarafından. Tokat atmak için elini kaldırdı. Tam Rigel'in suratına vuracağı sırada, genç adamın güçlü eli onu durmaya zorladı,
"Nova'yı koru, dedi. Sanki onun söylemesine ihtiyacım varmış gibi. Hadsiz köle." Derken, Nova'nın canını acıtmak hoşuna gidiyormuş gibi görünüyordu. Gözlerinin sulandığını hisseden Nova, genç adamın elinden kurtulmak için çırpındı,
"Bırak beni."
"O kadar aciz birini sevdiğin için ölmesi senin suçun. Nasıl hissettiriyor, sevdiğin kişiyi öldürmek?" Derken Nova'nın kolunu bıraktı.
