İçeriğe geç

Ölümcül Taht

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Ölümcül Taht

Bölüm 2

1. Bölüm

Gözlerime odamın penceresinden zemine yansıyan Güneş ışıklarından kaldırdım. Saatlerdir bu odada sebepsiz bir yere bekliyordum. Ayağa kalktım. Pencerenin önünde durdum, bahçedeki hazırlığa baktım. Babam, Kral Halton ve tahtının yasal vârisi ablam Menoly başka bir krallığa gitmeye hazırlanıyorlardı.

Ben Myna Mallow. Olwia krallığının son vârisi. İki ablam var. En büyük ablam Myean komşu krallığımız alan Fyra'nın vârisi ile evlenip tahta geçtiği için Olwia krallığının tahtı ortanca ablam Menoly'ye kalmıştı. Ve ben. Ben yine arka plandaydım. Hayatım boyunca bu böyleydi. Gözler önündeki vârisler hep Myean ve Menoly olmuştu. Babam böyle istemişti. Arada bir şehre inmesem, halk krallıklarının sadece iki vârisinin oluduğunu sanacaklardı. Babam tahta geçebileceğimi asla ihtimal vermezdi. E halkı yani. Biricik kızları Myean ve Menoly varken Myna da kimmiş(!) Gerçekten öyle ama! Ben böyle yetiştirildim. Ablamlar tam bir 'prenses' olarak yetiştirmeye başlamışlardı küçüklüklerinden beri. Bir prenses nasıl yemek yer? Bir prenses nasıl konuşur? Bir prenses nasıl oturur? Hepsini ezberlemişlerdi. Babamsa bana bu eğitimleri vermeye uğraşmamıştı bile. Zaten umrumda da değildi.

Küçükken bir kere saraydan kaçmıştım ve sokaktaki çocuklar ile oynamıştım. Yaklaşık 3-4 saat sonra muhafızlar gelince anlaşılmıştı prenses olduğum. O zamana kadar akıllarına bile gelmemiştim

Derin bir nefes aldım. Odamın içinde dönüp durdum. Tüm saraydaki en büyük oda benimkiydi. Babam en azından bu iyiliği yapmıştı bana. O da sanki benim odadan çıkmamı istemiyormuş gibi en büyük odayı bana verip içine istediğim her şeyi yaptırmıştı. En köşede kitaplığım vardı. Kitaplığın önünde kitap okurken oturduğum küçük puflar vardı. Kitaplığın tam karşısında çalışma masam, masamın yanında defterlerimin, kağıtların ve boyalarımın olduğu raf vardı. Babam boyalarla uğraşmamdan nefret ederdi. Bende onun inadına daha çok resim yapardım

Aynanın önünde durdum. Kendime baktım. Anlamların güneş gibi sapsarı saçlarına karşı benim kabarık gümüş grisi saçlarım vardı. Onlar saç renklerini annemden ben ise (maalesef) babamdan almıştım. Sevmediğim söylenmezdi. Babamdan aldığım tek güzel şey buydu belki de.

Ama yinede hiçbir zaman ablamları kıskanmazdım. Myean'la çok iyi anlaşamazdık ama Menoly ablamı çok severdim. Ailede annemden sonra sevdiğim ikinci kişiydi diğerlerinin bir hayrı yoktu zaten. Babama karşı beni hep desteklerdi. Her kararımı ve düşüncemi saçma olsa bile dinler ve bana destek olurdu.

Şuan onun yerine tahta geçmek istesem yine de beni desteklerdi eminim.

Yatağıma uzandım. Onu şimdiden özlemiştim. Şuan, tahminlerime göre sınıra yaklaşmış olmalıydılar

"1 hafta" dedim kendime "1 hafta sonra burada..."

🌓

Bölüm sonu

2 yorum

  • Prenses olmak zor ya şahsen ben istemezdim bir prenses gibi davranmayı da prenses olmayı da istemezdim(⁠•⁠‿⁠•⁠)

    1Yanıt
  • Prenses olmak zor ya şahsen ben istemezdim bir prenses gibi davranmayı da prenses olmayı da istemezdim(⁠•⁠‿⁠•⁠)