Odada bir oraya bir buraya yürürken aklımı kaçırmak üzereydim.
Kimdi bu? Katil miydi? Eğer katilse sarayda ne işi vardı? Kanka katil saraydan birisi miydi?
Tüm bu sorular aklımı kurcalıyordu.
Peki bu notu ne yapacaktım? Boş vermeli miydim? Boş verip katili bulmadan hayatıma devam mı etmeliydim? Yoksa notu ciddiye mi almalıydım? Ciddiye alıp katilin peşine mi düşmeliyim?
Aklımda bir ton soru vardı.
Ve ben daha hangisine cevap arayacağımı bile bilmiyordum.
Zihnim bunlarla çalkalanırken uyuya kalıp sabah olduğunu fark edemedim bile.
Sabah kalktığımda yatağımın üzerinde günlük kıyafetlerimle uyumuştum ve bu inanılmaz rahatsız edici bir şeydi! Üstümü değiştirmek için ayağa kalktığında elimde bir şey olduğunu fark ettim.
Dünkü not...
Elimde öylece duran notla bakışırken odanın kapısı çalındı. Daha sonra kapıyı yavaşça açıldığında hiç beklemedim biri olduğunu gördüm.
Myean.
Kapıdan seslendiğini duydum.
"Myna girebilir miyim?"
Duygusuzca kafamı salladım.
İçeri girdiğinde ne zaman buraya geldiğini sorgulamadım. Fyra bize yakın olduğu için her gün gelip gidiyordu zaten.
Yanıma yaklaşırken elimdeki notu göstermemeye çalıştım. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Yanıma oturdu. Yüzüne bakınca hıçkırdı ve konuşmaya başladı.
"Myna. Ben senden özür dilemek için geldim. Ben... Ben çok pişmanım. Sana dediğim o sözler... Uyuyamıyorum. Vicdan azabından uyuyamadım hiç. O gün seni suçladım, yapmamalıydım ben... Çok özür dilerim."
Duruşumu dikleştirdim
"Kabul etmiyorum. Sadece o gün değil her zaman beni aşağıladın."
Ağlamayı bırakıp ciddileşti. "Ama özür diliyorum şimdi! Sen tahta geçtiğinde de mi bana düşman olacaksın?"
Gülümsedim "Şimdi anladım. Senin amacın benimle barışmak değil tahta geçtiğimde Fyra'ya karşı harekete geçmemen için bunlar. Derdin benimle barışmak değil. Derdin Fyra tahtı."
Bir anda patladı "Hayır! Buraya kadar gelmiş gönlünü almaya çalışıyorum ama belli ki sen bunu hak etmiyorsun."
Ayağa kalkıp sinirle odayı terk etti. Adımları koridorda uzaklaşarak yankılanırken umurumda bile değildi.
Myean benim için değil tahtı için gelmişti!
İleride ben tahta geçince güçlenip kendisine düşman olmamı istemiyordu.
Menoly'yı bile düşünmüyordu.
Sinirli odamın içinde yürürken hem öfke hem de düşünce doluydu beynim. Öfkem Myean'a, düşüncelerim nota aitti. Elimdeki notu açıp geceden beri beşbininci kez tekrardan okudum.
Sıra kimde...
Ne demek istiyordu?
Başka birisi daha mı ölecekti? Kim? Ben mi? Babam? Annem? Flix? Myean'mı?
İçime bir korku düştü ya onları kaybedersem? Ama neden? Ne istiyordu benden? Neden ta odama kadar gelip bu notu bırakmıştı ardında?
Bunları düşünürken odada durmanın beni boğacağını düşündüm. Odadan çıktım korkudan bayılmamak için yavaş yavaş ve ayağımı yere sertçe basarak Flix'in odasına yürüdüm.
Flix'in odası hizmetçilerin kaldığı katın bir kat üstündeydi. Onun kaldığı koridorda tek bir oda vardı ve o koridorda kimse uğramadığı için O koridor komple Flix'in di. Orası sarayın en karanlık köşesiydi. Öğle saatlerinde bile kapkaranlıktı. Ara ara 'vampir misin ?' diye dalga geçerdim.
Flix'in odasının kapısının önünde durdum. Ne diyecektim? Bu nottan bahsadecek miydim? Saklamanın bir anlamı yoktu.
Saklarsam içim içimi yiyip bitirecektim.
Üstelik Flix'ten bir şey saklarsam anında anlardı.
Kapıyı tıkladım ve içeri kafamı uzattım. Flix hâlâ uyuyordu. Sinir bozukluğuyla güldüm.
Yanına gittim.
"Flix. Artık uyan!"
Flix'ten ses gelmedi.
"Hadi ama! Kuşlar bile uyandı kahvaltılarını yaptı şuan öğle çaylarını içiyorlar, sen hâlâ iyi!" kıkırdadım. Saçmalamıştım sesime uyansın diye.
Ama uyanmadı...
Daha da yaklaştım yatağına. "Flix?" Yavaşca dürttüm. Sesi de çıkmıyordu.
"Flix... Hadi çok sıkıldım."
dedim kalkıp benimle şakalaşsın diye.
Ama hâlâ uyanmıyordu.
"Flix?" Hayır... Hayır... Olamaz... Olmasın lütfen. Ablamı kaybetmişken şimdi bir şey daha kaybedemem... Olmaz...Gözlerim dolarken korkuyla Flix'i daha sertçe sarstım. "Flix uyansana!"
Tam o sırada sarsıntıyla uyandı ve bana baktı.
Rahat bir nefes verdim. Dolu gözlerime bakarak şaşırdı.
"Myna? Ne oluyor?"
Yüzüne baktım "Öldün sandım!"
"Ne! Neden?"
Elimi açıp notu ona uzattım. Ve her şeyi anlattım. Notu buluşumu, Myean'ın gelip sinirimi bozmasını...
"Yani katil bunu yazdıysa sırada bekleyen kurbanlarının olduğunu söylüyor?" Kafamı salladım.
"Sende sıradaki kurbanın ben olduğumu sandın?"
Bir kez daha başımı salladım. Daha çok güldü.
"Ve ölü olduğumu düşündüğün için beni hırpaladın!"
"Saçmalama o kadarda değil!" dedim onu ittirerek.
"Gerçekten bir şey oldu sandım. Beni de bir düşün..."
"Seni bırakacağımı mı sandın? Anlamadın mı bak bir kez daha söylüyorum." dedi gülerek "Menoly... Seni bana emanet ederek gitti. Ben de onun emanetine sahip çıkmadan gitmeyeceğim."
Hüzünle gülümsedim "Teşekkür ederim Flix. Yanımda olduğun için."
"Hep yanında olacağım."
"Hep yanımda olacağın için teşekkür ederim..."
Kahvaltı yapacağımı söyleyerek odasından girdim kendi odama girdim tekrardan.
Bir anlığına notu, Myean'ı, ve katili unutmuştum.
Ancak aklıma tekrar geldiklerinde tüm enerjim gitti.
Bunları düşünerek oturduğumda kapın tık tıklandı. Flix içeriye elinde bir tepsiyle girdi.
"Kahvaltı edeceğim diye gittin ama daha kahvaltı etmemişsin Myna!"
Gülümsedim ve onun benim yanıma oturmasını izledim.
Kahvaltı tepsisini yatağıma bırakıp karşıma oturduğunda gözlerini bana dikti.
"Şimdi ne yapacağız prenses?"
Elimdeki notu önüne koydum
"Bu katili bulacağız."
🌓