*Alarm sesi*
- off bu ses ne bu gün pazar okul yok ne diye alarm kurmuşum ki
sonunda uyanmıştım rutin bir şekilde elimi yüzümü yıkadım, dişlerimi fırçaladım ve elime bir kahve alıp salon camının karşısında yağmuru izledim.
Tam o sırada bir anons duydum
*Dikkat Dikkat, haftaya bu gün başlayacak ölüm oyunu için erzak toplamaya başlayınız...*
- Yine mi Ölüm oyunu ama hayır
Dedim gözlerimden yaşlar süzülürken aslında korkulacak bir şey yoktu bu sadece zenginlerin gizlice birini öldürme taktiğiydi bu benim ailemde böyle ölmüştü. Abim yüzünden, aslında abim yüzünden değil onun tek suçu bir zengin çocuğunun topunu bulup oynamak ve çocuğa topu geri vermemekti. Ama onlar yenisini almak yerine ailemi öldürüp topu geri almayı tercih ettiler. İnsanlık nereye gidiyor anlamıyorum. Şu ekonomide bir düzelse, sadece kahve alacak param var neyse adam olana çok bile diyip kendimi mutlu etmeye çalıştım ve markete doğru yol aldım. Sonunda gelmiştim ama ben gelene kadar herşey sömürülmüştü tek bi kahve paketi vardı işte buna şans diyorum. Tam alacakken biri kahverengi yapıştı
- ben aldım ama
-hayır ben aldım
Lakavgasına girmişken kız "yankışlıkla" elimi çizdi ve kahveyi alıp gitti ama çok kötü çıkmıştı bunu her yerin kan gölü olmasından anlaya biliyordum yere oturup çaresizce ağlamaya başlamıştım ki bir kız geldi
- ne oldu sana böyle , yerinden kalkabilir misin hastaneye gidelim
- kalkabilirim
kızdan destek alarak kalktım beni arabasına bindirdi bembeyaz koltuklarını kırmızıya boyamıştım. Kız beni uyanık tutabilmek için benimle konuşmaya başladı
- Adın ne? Ben Ayda
- Ben Asena
- Çok güzel bir ismin varmış en sevdiğin renk? Benimki sarı
- Yeşil
-En sevdiğin hayvan? Benimki kedi
- Köpek
Böyle konuşurken hastaneye varmıştık.