"İlk onunla değil gözleriyle tanıştım ve yeşil gözler hiç bu kadar güzel gelmemişti.."
Beste Ata alanında en başarılı avukatlardan biri başarısıyla ve güzelliğiyle imrenilen o kadın. İnce yuvarlak bir yüze bembeyaz bir tene hafif kızılımsı çillere sapsarı ince beline uzanan dümdüz saçlara ve kahve gözlere sahipti bir kadına göre oldukça uzundu ve güzelde bir fiziğe sahipti imrenilmeyecek gibi de değildi..
Bir kış sabahı yeni yeni yağan ince yağmurla karışık kar insanların tatlı pazartesi telaşı.. Beste ise yeni uyanmış ve son bir haftadır olduğu gibi geç kalmıştı telaşla Siyah bir pantolon ve beyaz gömleğini giydi ve seke seke siyah timberland ayakkabılarını giydi telaşla gözlüğüm nerde diye dolanmaya başladı "Kahretsin nerde bu gözlük" Beste böyle söylenirken annesi elinde gözlükle yanına geldi ve gözlüğü takarken "Bir haftadır geç kalıyorsun kızım şu gözlüğünü kutusuna koyda böyle dolanmak zorunda kalma!" Beste "Tamam anniş takma sen avukat olunca anlarsın" diye takıldı ve kadının yanağına ıslak bir öpücük kondurup hızla kapıya yöneldi askıdan eline geçen ilk ceket gri blazer bir ceket oldu fena değil anlamında dudak büktü ve termosu ve siyah kol çantasını kapıp hızlıca çıktı. Hemen arabasına atladı termosla çantayı sağ koltuğa resmen fırlattıktan sonra yola koyuldu. Oldukça yol almıştı yaklaşık 10 dakika içinde büroya varacaktı fakat bugün aksilikler bitmiyordu bir anda trafik tıkandı ve kırmızı ışıkta öylece kaldı tam o sırada telefonu çalmaya başladı arayan müvekkili Atlas Beydi kız o gerginlikle trafikten sıvışmayı en azından denemeye karar verdi fakat bir anda sarsılınca bunun kötü bir fikir olduğunu anladı birinin arabasına çarpmıştı. Araçtan uzun boylu hafif yapılı uzun kemikli bir yüze sahip olan esmer tenli kahve saçları ve yemyeşil gözleri olan oldukça yakışıklı bir adam çıktı. Yeşil gözler.. yeşil gözler hiç bu kadar güzel gelmemişti. Beste bu düşüncelere dalmışken bir anda ne halt yediğinin farkına varıp kendine geldi ve gözleri adamın oldukça güzel ama aynı zamanda öfke saçan gözleriyle kesişti. Adam çok sinirli görünüyordu ve hızlı hızlı Beste'nin arabasına doğru yürüyordu zaten gergin olan Beste bu manzarayla daha çok gerildi ve hızlıca kapıyı açıp inmeye çalıştı evet çalıştı.. çünkü ayakları birbirine dolanmış ve yere kapaklanmıştı. Adam Beste'nin yanına sonunda geldiğinde "Napıyorsun sen ya sence şu kadarcık dar alandan geçebilir misin insaf ya!?" Beste o anki şaşkınlıkla yerde öylece adamı dinliyordu sonra yerde oturduğunu fark etti ve hızlıca ayağa kalkıp üstünü silkeledi ve adama "Çok üzgünüm beyefendi ben günüme oldukça gergin başladım ve şuan yetişmem gereken bir duruşma var siz bana numaranızı verin söz veriyorum en kısa zamanda sizinle iletişime geçer ve arabanızın hasarını öderim." diye karşılık verdi. Adam hala sinirliydi arabası onun için değerli gibi görünüyordu gayet normaldi bu yüzden Beste çok takmadı ve adam numarasını söylerken Atlas'ın aramalarına aldırmamaya çalışarak adamın numarasını girdi. "Şey isminiz neydi bayım?" adam öfledi ve "Ben Bora Bora Gök lütfen en kısa sürede bana dönüş sağlayın iyi günler hanımefendi" diye cevap verdi Beste adamı "Aptal Bora" diye kaydetti ve adama gülümsedi adamın yeşil gözlerine son bir kez baktı sanki bu gözlere uzun süre bakması gerekecekti o gözlere son kez bakmadığını bilerek oradan ayrıldı Beste'nin 6. hisleri oldukta kuvvetliydi. Senle işim var gibi görünüyor Bora Gök diye mırıldandı..
