Stephaney yine normal bir şekilde çıkar. Çıktıktan sonra yerde başında kafatolan bir tüy kalem görür beğenir ve çantasına atar. Tam 15 adım sonra yanına gökyüzünden kanatlarıyla bir varlık iner Stephaney bunu fark edince çığlıklar attı "yardım edin yanımda canavar var yardım edin!" dedi. Ama herkes onu deli ve ruh hastası sandı. Stephaney kimsenin aldırış etmediğini anlayınca otobüs durağındaki ilk ototobüse bindi ve son durakta indi.
Geldiği yer çok ıssız bir yerdi öff deyip tepesine baktığında o varlığı tekrar görür. Bu kez tüm gücünü toplayıp ona sorar:
Stephaney:
"Sen nesin ve neden beni kovalıyorsun?" dedi.
Varlık:
"Ben bir Şiniyazi' yim ve sende benim olan bir şey var" dedi.
Stephaney:
"Bende ne var?" dedi.
Varlık:
"Kalem, kalem sende. Ama sen bulduğun için artık senin bedellerine ödenmeye hazırsın" dedi.
Stephaney:
"Ne bedeli?" dedi.
Varlık:
"Eğer ölürsen cennet veya cehenneme gidemezsin, Dünya'da bile kalamazsın. Bilinmedik bir yerde sadece söylediğim yerleri izleyebileceksin. Dünya'ya gelebilirsin ama kimse seni göremez. Öldürmek istediğin kişileri uzaktan öldürebilirsin. Bir de bu kalem senin olduğu için bana geri veremezsin" dedi.
Stephaney:
"Tamam anladım. Adın ne?" dedi.
Varlık:
"Adım Şinya" dedi.
Stephaney:
"Tamam ama ben yolun ortasında bi adamı öldürsem benim yaptığım anlaşılır" dedi.
Şinya:
"Bu kalem gözüne giriyor ve öldürmek istediğin kişiye dikkatlice 5 saniye bakıp o kişiye gözünü kırpıyorsun" dedi.
Stephaney:
"Anladım" dedi.


