Sokaklarda yankılanan alaycı gülmeler,başından aşağı dökülen türlü türlü şeyler, takılan çelmeler. Ahh hayır olamaz... BUNLAR BENİM EN SEVDİĞİM ŞEYLER ''Kendini tanıt kızım,'' dedi hoca. Ayağı kalkıp tahtanın önüne geçtim. Başım dik bir şekilde ve sınıfı süzen bir tavırla ''Ben Lavinya Özçiçek İzmirden geldim.'' '' Teşşekkür ederiz Lavinya, adının anlamı ne?'' ''Adım çok güzel bir çiçekten geliyor bir diğer adıylada Ölüm çiçeği demek.'' ''Anlamı güzelmiş Lavinya. Buarada ben Fetunya'' dedi ve elini uzattı, el sıkışırken ''Edebiyat öğretmeniyim.'' dedi. Yerime geçtim bir kızın yanında oturuyordum,tanışmak için elimi uzattım. '' Ben Lavinya, senin adın ne?'' kız beni duymamıştı kitap okuyordu , kızı dürttüm ve irkilerek sorgulayıcı gözlerle bana baktı. '' Şey kusura bakma kitap okumaya dalmışım,'' aceleci ve heyecanlı ses tınısıyla '' Ben Dila, Dila Demir. Senin adın neydi? Duyamadım.'' ''Ben Lavinya Özçiçek,'' Gözleri kocaman açılmıştı ''B-bir dakika sen osun! Tamer hocanın dersinden.'' '' Aaa evet hatırladım, tekrardan memnun oldum.'' ''Sanırım hatırlaman gereken tek kişi ben değilim.'' ''Nasıl yani?'' dememe kalmadan, omzumda bir el hissettim ve arkamı döndüğümde Efil'i gördüm, onu hemen tanımıştım. Fısır fısır birşeyler konuşurken Fetunya hoca ''Kızlar sessiz olun! zaten az kaldı zilin çalmasına.'' '' Tamam hocam, özür dileriz.'' dedim ve hoca da gülümsedi. 5-10 dakika sonra zil çaldı yavaş yavaş sohpet ederek kantine giderken yanımdan geçen 3 lü erkek grubundaki birisine takıldı, o çok yakışıklıydı hafif dalgalı bebek kumralı saçlar, ela ile yeşil karışımlı gözleri vardı, hafif yapılı bir vücut... İrkildim, yanıma baktığımda Dila çoktan birisinin yanına gitmişti bile, Efil ile gülüp Dila'yı kolundan tutup çektik ama giderken hala kafası arkadaydı, Efil Dila'ya vurup önüne dönmesini Sağladı. Kantinin kafetaryasına geçtik, Dila gidip bize kahve aldı iki elindede kahve tutuyordu neşeli gelirken bir anda gözü kafetaryasına girişine takıldı ve elindeki kahveler yere düştü, gözleri dolmuştu kirpikleri birbiriyle çarpışıyodu, bunu farkedip gözlerimizi o tarafa çevirdik ve Dila'nın o yanına gittiği çocuğun bir kızla öpüştüğünü gördük. Hemen Dila'nın yanına gidip koluna girdik Dila hala onlara bakıyordu, sınıfa gittik ve Dila daha çok ağlamaya başladı, Efil sinirlenip '' YA YETER KIZIM DEĞMEZ DAHA DOĞRU DÜZGÜN TANIMIYORSUN BİLE!'' olaya atladım ve Dila'ya ''Dila bu çocuğun adı ne?'' kekeleryerek ''A-Ayaz'' '' Tamam,Efil sen Dila'nın yanında dur.'' Efil başıyla onayladı bende aynı şekilde yaptım ve hızlıca Ayaz'ın yanına gittim.
işaret parmağımla göğsüne sert bir şekilde dokunup, yüzümü ekşittim ''Bana bak Ayaz zımbırtısı, Dila birdaha senin o kedi görmüş fare gibi suratın yüzünden gözyaşı dökerse ölümün benim ellerimden olur ona göre.'' ''Tamamda ben öpmedim ki o kız bana takıntılı, hem öpsem nolucak ki Dila'yı daha tanımıyorum bile, yanıma geldi konuşup güldü diye sevgilimi olduk?'' dedi. Bende ''Ozaman ol yoksa'' sözümü bitirmeden gruptan başka biri '' yoksa nolur? bize işkence falanmı edersin?'' diyip gülmeye başladı, yanına gidip ''Tam üstüne bastın delikanlı,'' tekrar yaklaştım ve ''ha bu arada lafımı kesilmesinden hoşlanmam haberin olsun.'' dedim ve sınıfa gittim.Dila biraz daha sakinleşmişti, ona suyumu verdim içti ve derin bir nefes alıp bana baktı ''Naptın ona?'' ''hiç birşey, sadece uyardım.'' diyip göz kırptım ve Dila'ya sarıldım Efil'de katılmıştı. 1-2 dakika sonra kapı açıldı gelen Ayaz'lardı , Ayaz Dila'ya yaklaştı ve elini tuttu ''Dila ben özür dilerim, ne yaptığımı hala bilmiyorum ama seni kırmak istemedim'' Dila gözyaşlarını silip burnunu çekti ''Sorun değil Ayaz, senin bir suçun yok benim kendi kendime takıntılarım '' ''Hayır!'' dedi Ayaz sonra biraz daha sakin ses tınısıyla ''Dila, benimle çıkarmısın?'' ''NE?'' Ayaz'ın arkadaşları da bizde aynı tepkiyi vermiştik
''Evet Dila cevabın?'' ''EVETTTTT'' dediği gibi Ayaz onu havaya kaldırıp döndürmeye başladı, ben onlara mutlu bir şekilde bakarken o gruptan biri geldi '' Ben Pars Yankı Onurlu'' diyip elini uzattı, bende bir eline bir ona bakıp ''Sorduğumu hatırlamıyorum ama neyse, bende Lavinya Özçiçek'' ''memnun oldum Lavinya'' bişey demeden kafamı Dila ile Ayaz'a çevirdim ''Eee ozaman kafetaryaya gidelim oturur sohpet ederiz,'' '' Tamam Aşkım gidelim,'' dedi Dila, ama utanmıştı bunun üzerine Ayaz'da '' OHA LAN, AŞKIM DEDİ DUYDUNUZMU?'' Pars'ta alaycı bir tavırla '' Duyduk kardeşim duyduk,'' ''Kıskan olum kıskan'' hepimiz gülüşmeye başladık. Biranda kapı açıldı ve içeri terli,nefesini hızlı alıp veren çocuk geldi, Pars hemen yanına koştu ''Poyraz olum noldu lan sana! Sakinleş ve anlat dinliyoruz.'' dedi ve Poyraz'ı sandalyeye oturtup su verdi ve Poyraz anlatmaya başladı ''Müdürü...'' hepimiz aynı anda '' ee '' derin bir nefes aldı ve bağırarak ''MÜDÜRÜ FEVZİ HOCANIN KARISIYLA ÖPÜŞÜRKEN GÖRDÜM...'' arkadan bir ses ''NE!'' hepimiz arkaya baktık, gelen matematik hocası Fevzi hocaydı. Pars durumu toparlamaya çalışıyordu ''Hocam şimdi şöyle-'' demesine kalmadan Fevzi hoca koşarak aşağı inmişti, Yankı'da arkasından koştu yani Pars, ama bence Yankı daha güzel ona yankı diycektim. Biranda bir cesaret geldi ve ''YANKI!'' diye bağırdım Yankı olduğu yerde durup yavaşça bana doğru döndü bende ona doğru koşup ''Karışma bırak sonra ihale senin üzerine kalır,'' yutkundum ''bırak yapma lütfen.'' kafasını sallayıp yavaş yavaş sınıfa yürüdü. Herkes Pars'a bakıyordu, Pars'ın başı öndeydi. Sonrasında bizde sınıfa gittik oturduk, Dila'nın telefonu çaldı Ayaz ona dik dik bakıyordu Dila'da '' Ne var? Ne bakıyorsun.'' Ayaz'da ''Kim arıyor seni?'' Ben Ayaz'a kaş göz yapsamda anlamadı çünkü Dila böyle şeylerden nefret ederdi. '' Sevgilim olman özel hayatıma gireceğini anlamına gelmez Ayaz'' ''Öylemi Dila'' ''Evet öyle Ayaz,'' arkadan Pars ''What dedin gülüm?'' dedi ve ekledi ''Şaka falanmı yapıyonuz siz?'' Pars'a bir bakış attıktan sonra sustu ama hala Ayaz ile Dila sorununu çözemedik. ''Bak Dila giderim ha,'' ''Ayaz,'' duraksadı ve sakin bir ses tınısıyla ''Siktir git Ayaz.'' ''B-bi dakika NE'' Dila eline bişeyler alıp bağırarak Ayaz'a fırlatmaya başladı. ''AYAZ SİKTİR GİT, DEFOL HAYATIMDAN!'' diyip gitti, yalnız bırakmazdım ama sinir anında yanlız kalmak istiyordu. Kafamı Ayaz'a çevirdim, suratımda ciddi bi ifade vardı ''Oğlum sen malmısın? Sana kaş göz yapıyorum anlamıyosunda, SALAK!'' ''Ya Lavinya ne biliyim ben? Bana yürüyon sandım,'' ''Ya gerizekalı ben sana niye yüriyim.'' Pars Yankı'da lafa girdi ''Harbi niye sana yürüsün gerizekalı.'' ona bakmıştım, bakışıyorduk, Poyraz araya girdi '' Eee Ayaz'ım ne demiş mevlana..'' ''Ne demiş?'' ''Puh senin kalıbına cahil ya,'' öksürdü ve ''Demiş ki;Gerek yok söz,laf ile beyana.Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana...'' arkadan alkış sesi geldi, Fetunya hocaydı ''Aferin Poyrazcım,bu kadar bilgili olman beni şaşırttı ama ne için kullandın?'' bana bakıp sırıttı ve hocaya dönüp.'' hiiç hocam yine benim saçma sapan zamanlamam.'' ''Anladım, okul gezisi var size zarf dağıtılmamış getirdim ama velilerinize imzalatmanız gerekiyor, hadi görüşürüz çocuklar.'' ''Görüşürüz hocam.'' dedim ve kafamı Ayaz'a çevirdim ağlıyordu ''Neden ağlıyorsun Ayaz?'' göz yaşını elinin tersiyle silip bana baktı ''Dila...'' Pars araya girdi '' Eee olmuş Dila'ya?'' bakıp kollarımı önümde birleştirdim ''Nemi olmuş? Salak kavga ettiler ya,'' '' hee doğru.'' ağzımı büküp taklidini yaptım oda bana burun kıvırdı. Ayaz fırlayıp Dila'nın yanına gitti, Pars'ta arkasından. Sınıf boşalınca sınıfı süzdüm ve derin bir nefes aldım, sırada yatan Efil'i görüp yanına gittim, omuzuna dokunup ona seslendim ''Efil?'' başını yavaşça sıradan kaldırıp bana baktı, maskarası akmış,gözlerinin altı siyah olmuştu belliki ağlamıştı. Onu süzdüm ''İyimisin?'' cevap vermeden suratıma bakıyordu, biranda hızlıca ayağa kalkıp adım atacakken durdu ve elini başına koydu. Koymasıyla beraber yere yapıştı, çok korkmuştum ve paniklemiştim ''EFİL!'' diye bağırdım ve yanına koştum. Yanına çöküp ''EFİL İYİMİSİN AÇ GÖZÜNÜ'' dürtsemde olmuyordu, kendine gelemedi. Biraz zaman geçtikten sonra sınıfa bizimkiler gelmişti. Dila, Efil'i görür görmez yanına geçti ve '' Ya ne duruyorsunuz gerizekalılar revire götürelim,'' Poyraz Efil'i kucakladı ve revire doğru koşar adımlarla gittik. Revirdeki Hemşire hemen yatağı hazırladı ve Efil'i yatırdı , bizde başında bekledik. Efil gözlerini açmaya başladığında hepimiz ayaklanıp Efil'e '' İyimisin?'' dedik, Efil'e yavaşça olumlu anlamda gözünü kırpıştırdı. Efil etrafına bakıp ''Ben buraya nasıl geldim?'' poyraz telaşlı bir şekilde ''iyileştiysen ne güzel, ben gidiyim artık.'' çok utanmıştı. Pars, arkasını dönüp giden poyraz'a bakarken göz göze geldik, sanki ruhum onu ela gözlerine teslim olmuştu,onun gözlerinde kaybolmuştum. Ona öyle bakıyordum ki sanki her an onun olabilirdim Ama bir ses irkilmeme neden oldu '' Lavii hadi gel,'' gözlerimi Pars'tan ayırdığımda fark ettimki Efil çoktan yataktan kalmış Dila'ya tutunarak gidiyorlardı, yutkundum ve ''geliyorum'' dedim ama Pars'ın hala arkamdan baktığına yemin edebilirdim.Arkadan Ayaz'ın gülme sesleri geliyordu. Efili bende tuttum ve Efil bana '' senin aşık olacağın aklımın ucundan geçmezdi'' diyip sırıttı, Dila'da hemen arkasından ''vallahi bende'' diyip gülmeye başladılar. Gözlerimi kısıp ''Ben ona aşık olmadım ki ama o bana aşıksa bilemem. Efil, Poyraz seni kucağına alarak getirdi revire haberin olsun.'' diyip göz kırptım. Kıpkırmızı olmuştu, gözlerini kaçırdı ve konuyu değiştirmeye çalışmıştı '' Dila'yla Ayaz'a noldu?'' Dila sırıttı ve '' Yani affetmedim ama emin değilim ya, sonuçta ilk görüşte aşk diye birşey yoktur. Onu ilk gördüğümde yakışıklı diye kendimi aşık hisettmiştim, biranda birinin onu öptüğünü görünce kendime yedirmedim hepsi bukadar.''
Efil anlayışla başını salladı ben ise sinirlenmiştim çünkü birinin duygularıyla oynaması hoş değildi,Dila böyle biri değildi. Sinirlendim ve şöyle dedim ''Emin değilsen ayrıl Dila, kimsenin duygularıyla oynayamazsın sana yakışmaz.'' Dila üzülmüş gibiydi ama sonrasında başını kaldırıp bana baktı, ''Haklısın ya gidip konuşucam, bana yakışan bu.'' kendinden çok emindi. Efili sınıfa götürdük ve bizde yerimize geçtik.Bir süre sonra hoca geldi ,elinde kağıt vardı sınav olacağımızı anlamıştım ve güldüm. Gülerken biri gözüme takıldı,Pars... Gülerken bana bakıyordu, bende ona baktım ve güldüm. Oda elinde kalemiyle oynayarak arkasına yaslandı , ona bakarken bir sesle dikkatim dağıldı ''Lavinya gel kızım kağıtları dağıt,'' bir yandan kağıtları bana verirken bir yandan da konuşuyordu '' küçük bir quiz yapcam, sözlünüzü etkiliycek.'' Pars sitem eden bir tavırla '' Hocam okul daha yeni açıldı ne sınavı ya'' hocada burun kıvırarak ''Parsçım okulun yeni açılması buna engel değil hadi canim odaklan sınavına.'' kağıtları dağıtırken Pars'ın sırasına geldim ve kağıdı koymaya çalışırken oda almaya çalışıyordu, elleri ellerimin üzerindeydi... Bir süre bakıştık ama sonra kendime gelip öksürerek elimi çektim, ''Başarılar'' ''Sağol'' dedi.
Sınav başladı yaklaşık 15 dakikada sınav kağıdımı doldurduktan sonra hocaya kağıdımı verdim ''bravo Lavinyacım'' başımla onaylayıp yerime geçtim. Pars'a bir süre baktıktan sonra kafamı sırama gömdüm ve düşünmeye başladım. Acaba Pars'a gerçekten aşıkmıydım,onu seviyormuydum? Bilmiyorum , sanırım artık aşk duygularımı yitirmeye başlamıştım kimseye aşık olamıyorum çünkü en son aşık olduğumda hiç iyi şeyler olmamıştı.Ders boyunca düşündükten sonra aşık olmadığıma kanaat getirmiştim belkide kendimi kandırıyorum ama bu önemli değildi şuan böyle hissediyordum. Zilin çalmasıyla beraber herkes dışarı çıkmıştı. Ben,Dila,Ayaz hariç . Başımı sıraya koydum ve uyudum taaki bir ses duyana kadar, ''YA BİR KARAR VER KIZIM AŞIKMISIN DEĞİLMİSİN? SÖYLE... AMA ARTIK BENİMLE OYUN OYNAMA GÖZLERİME BAK VE TEKRAR SÖYLE BENİ SEVMEDİĞİNİ,'' Dila gözlerinden süzülen yaşları silip Ayaz'a baktı ''Ayaz ben sana aşığım sanmıştım ama herşey çok ani gelişti bu sağlıklı değil. Ayaz, duygularımdan emin değilim bence sende değilsin.'' Ayaz yorgun bir şekilde '' Tamam Dila görüşürüz Allah'a Emanet ol '' diyip dışarı çıkmıştı. Dila ise yanıma gelip ağlamaya başlamıştı bende onun sırtını sıvazlıyordum, o sırada Pars içeri girdi ve yanıma geldi , Dila giderken durdu ''Ben iyiyim biraz hava alıyım görüşürüz''
Pars yanıma oturdu ve benim kahve gözlerime uzun uzun bakarak ''İmzaladınmı?'' bende onun gözlerine bakıyordum, birbirimizin gözlerine kitlenmiştik sanki konuştuğumuz konu bahaneydi ama yinede cevap vermeliydim, ''Neyi?'' bakışları yavaş yavaş dudaklarıma kayıyordu bunu farkediyordum ve sanki kalbim yerinden çıkacak gibi oluyordu, göğsüm halay çekmeye başlamıştı. Aramızdaki mesafe gitgide kısalıyordu, nefesi yüzüme sıcaklık veriyordu, aramızdaki mesafe dahada kısalmıştı nefesi bütün bedenimi istiyordu gözleri dudaklarımdaydı ve 1 saniye bile ayırmamıştı. O sırada içeri koşarak Poyraz girdi. Pars burnunu çekti ''HASS'' öksürdüm ve lafını kestim. Poyraz sorgulayıcı gözlerle bakıp ''Siz napıyosunuz ki burada? Çifte kumrular sizi.'' ayağı kalktım ve ona baktım ''Laflarına dikkat et Pars'la aramızda birşey yok olamazda.'' ''Ne dedim şimdi ben ya'' Poyraz'ın dediğini aldırış etmeden arkamı dönüp gittim ve...