İçeriğe geç

Ölülerle Konuşmak

Bölüm 4 · 6 dk okuma

Ölülerle Konuşmak

Bölüm 4

1.1

Alexis soğuk havaya rağmen evine yürüyerek gitme kararı almıştı. Pekte pahalı olmayan arabasını mahkeme binasının önünde bırakmış ve ara sokaklara dalmıştı. Saat çok geç olmadığından ara sokaklar bile doluydu ve bu düşünmesini zorlaştırıyordu. Kürsüdeyken kullandığı birkaç cümle onu hala düşündürüyordu ve salondaki birkaç kişide cümlelerdeki anlamları fark etmişti.

Alexis'e göre bu işin arkasında başka biri vardı. Bu onun için kesindi ama henüz nasıl açıklayacağını bilmiyordu. Anne ve babası o kızı öldürmüş olabilirdi ama tetiği çekmelerini isteyen biri vardı.

Konuşurken benim bile üzerinde durmadığım, belki unuttuğum şeyler söyledim. "Ayrıca cesetteki kan 7 litrenin altındaydı." Ailenin evi arandı ancak hiçbir şey çıkmadı. Kızda görünür şırınga izi de yoktu. İlaçlarımı almayı bırakmalıyım yoksa davaları sadece yüzeysel çözerim.

Evine birkaç sokak kala köşedeki markete girdi ve dondurulmuş gıda alıp çıktı. Bu sıralar işleri o kadar yoğundu ki hangisine yetişeceğini kestiremiyordu.

Sonunda evine ulaştığında elindekileri girişteki komodine bıraktı ve paltosunu çıkararak astı. Daha sonra hızlı adımlarla odasına girip yatağa uzandı. Gözlerini kapattı, düşünmeye başladı. Salondayken bu işin arkasında birinin olduğunu açık açık ima etmişti ancak birkaç kişi dışında kimse fark etmemiş gibiydi.

Aniden çalan telefonun sesi bütün evi doldurduğunda kalkmaya tenezzül etmedi. Telefon birkaç kez daha çaldı ancak yine yerinden kıpırdamadı. Sonunda 10. kez garip melodi evi doldurduğunda hızla yerinden kalktı ve odasından çıkarak askıdaki paltosunun cebinden telefonunu çıkardı ve kulağına dayadı.

"Kimsiniz?" Ekrana bakmadığı için kimin aradığını bilmiyordu ancak zaten telefonunda kayıtlı olup arayacak kişiler bu sorusunu garipsemezdi.

"ALEXİS!" Telefondan çıkan ve çığlığa benzeyen ses yüzünden telefonu kendinden uzaklaştırdı.

"Evet, benim." Ne olur ne olmaz diye telefonu kendinden biraz daha uzaklaştırdıktan sonra karşı taraftan ses gelmesini bekledi.

"DAVAN SONUÇLANDI! A-" Birkaç hışırtı duyuldu, telefon Hange'den uzaklaşmış gibiydi.

"Oi velet bağırmayı kes! İyi günler dedektif." Alexis, Levi'ın sesini duyar duymaz sanki buz dolu bir havuza düşmüş gibi hissetti.

"İyi günler efendim."

"Davanın sizin adınıza olumlu sonuçlandığını haber vermek için aradık." Hange, Alexis'in duyabileceği şekilde fısıldadı. "İki resmi buzdolabının telefon konuşmasını dinliyoruz kaş adam."

"Teşekkürler efendim." 26 saniye kadar kimse konuşmadı. Erwin telefonu Levi'ın evinden aldı.

"Merhaba Alexis. Birlikte içki falan içsek mi demiştik?"

"Tabii, olur. Nerde?"

"Büroya çok yakın bir bar var, oraya gidelim diyorduk."

"Çok iyi. Ne zaman?"

"Bu akşam sekiz gibi boş musun?"

"Boşum."

"Anlaştık o zaman. Akşama görüşürüz."

"Anlaştık."

***

Hava çoktan kararmıştı. Karakolun hemen önünde kahverengi paltosuyla duran siyah saçlı kadın, üzerindekilere daha sıkı sarıldı. Karanlık havada parıldayan mavi ve yeşil karışımı gözleri etrafı birkaç kez taradıktan sonra tekrar telefonuna baktı. Saat 07.54...

3 dakika 2 saniye sonra art arda gelen biri lacivert diğeri siyah arabanın ışıkları sokağı aydınlattı. İki adam siyah, diğer kadın lacivert arabadan çıktı ve Alexis'in yanına ulaştılar. Alexis, Levi ve Erwin'le el sıkışırken; Hange ise kucaklaştı.

Erwin "Çok beklettik mi?"

Alexis kolundaki saate baktıktan sonra cevap verdi. "5 dakika 23 saniye kadar ama sorun değil." Aniden yüzüne yerleştirdiği garip gülümsemesi ortamı biraz gerse de kimse hiçbir şey demedi.

"Hadi gidelim o zaman." Karakolun yanından geçerek başka bir karanlık sokağa girdiler ve biraz yürüdükten sonra parlak yeşil bir tabelası olan dükkana girdiler. İçerde çok kişi yoktu hatta neredeyse kimse yoktu.

Dans pistinden uzak en köşedeki masalardan birine oturdular ve birkaç bira söylediler. "Sizde yeni şeyler var mı?" diye sordu Alexis. Üçlü bir süre düşünür gibi yaptıktan sonra ilk konuşan Hange oldu.

"Bende kayıp var. Adam buraya yeni taşınmış. Asosyal olduğu için komşuları da şüphelenmemiş ama ailesi ulaşamayınca komşularını aramış. Sonra komşuları da bize ulaştı." Alexis kaşlarını çattı.

"Cinayet büro kayıplara bakıyor mu?" Hange kıkırdadı ve tebessüm ederek cevap verdi.

"Pekte küçük bir kasaba değiliz ama polis ve dedektif sayımız az. Bu yüzden cinayetlere ve kayıplara ya da bu ikisine benzeyen şeylere tek büro bakar." Alexis onaylarcasına başını salladı.

"Hange'nin de dediği gibi büyük bir kasabayız ve bu yüzden suç oranızım normalin biraz üstünde." Erwin'in konuşmasıyla herkes ona baktı. "Özellikle nüfusun çoğalmasıyla psikopatlar kendini daha çok belli etmeye başladı ve davalar arttı." Birkaç saniye uzaklara daldı ve aniden kaşları çatıldı ama kimse fark etmeden kendini toparladı, yani o öyle sanıyordu. "Ben ve Levi bir cinayete bakıyoruz."

Alexis "Ortak mısınız?" Erwin güldü ve Levi'ın kaşları daha da çatıldı. Erwin konuşmasına devam etmeye hazırlanırken Levi sözünü kesti.

"Hayır, ortak değiliz ama bu dava biraz sıra dışı." Hange ve Alexis konuşmaya dikkat kesilerek bedenlerine Levi'a çevirdiler. "Bir kadın ve bir adam... Hiçbir bağlantıları yok ancak aynı yerde aynı şekilde bulundular. Bulundukları şekilde biraz sıra dışıydı," Bir süre bekledikten sonra telefonunu çıkardı ve tereddüt ederek fotoğrafı gösterdi. İki ceset tavana ters şekilde bağlanmış ve ortadan ikiye bölünmüştü. Kafaları, kolları ve adamın cinsel organı yerinde değildi. "Mülk sahibi uzun zamandır şehir dışındaymış ve eve gelince bulduğu manzara yüzünden kalp krizi geçirmiş. Karısı yanında olduğu için hastaneye yetiştirilmiş ve polise haber verilmiş. Adam henüz hastaneden çıkmadığı için sorgu yapamadık ama kadının çok korktuğu kesin. Eğer kalp hastalığı olsaydı oracıkta ölebilirdi." Telefonunu tekrar cebine koydu. "Katilden iz yok. Nasıl yapıyorsa işlerini çok temiz halletmiş. Kurbanların kafaları ya da geriye kalan kaybolmuş uzuvları bulunamadı." Ortam sessizleşti.

Alexis "Anlaşılan psikopat katille karşı karşıyasınız. Daha önce böyle dava çözdünüz mü?" Erwin kafasını iki yana salladı.

"Buralarda böyle şeyler çok olmazdı. Biz çocukken ülkenin en az suç oranına sahip kasabalarından biriydi burası. Ama dokuz yıl önce işlenen toplu cinayet sonrası her şey değişti."

"Toplu cinayet?"

Hange'nin yüzünde oluşan ifade gerilimi yükseltmişti. "Galiba lise birde falandık. Son sınıflardan bir sınıfın tamamı ders sırasında, aynı anda bilincini kaybetti. Ailesi izin verenlere otopsi yapıldı ancak hiç bir şey bulunamadı. Sorunun yemek kaynaklı olduğu düşünüldü ama bu fikir saçmaydı. Hatta okullar birkaç hafta tatil bile edildi. Sonrasında kurbanların aileleri birkaç kez garip mektup aldı."

"Cinayet olduğunu nasıl anladınız?"

Levi "Olaydan birkaç ay sonra katilden geldiği söylenen birkaç mektup yayınlandı. Polisler kesin olduğunu söyledi ve halk inandı. Ama ne olursa olsun bütün 20 öğrenci doğal sebeplerden aynı anda ölemez."

"Neden intihar değil?"

Levi "Çünkü ailelerine göre bu imkansızdı. Hepsi notları yüksek, gelecek hayalleri olan iyi çocuklardı." Alexis yavaşça başını salladı ve ardından önündeki bardaktan birkaç yudum aldı.

Gecenin ilerleyen saatlerinde bar doldu ve sesli müzik her köşeyi kapladı. Şarkılar sinir bozucu hale gelmeye başladığında ayaklandılar ve hesabı ödeyerek çıktılar. Karakolun önüne geldiklerinde banklara oturdular ve soluklanmaya çalıştılar. Hepsi sarhoş olmuştu ama bunu en çok gösteren Hange'ydi, şimdilik. Toparlandıklarını hissettiklerinde ayaklandılar ama arabalarını kullanamayacaklarını farkındaydılar.

Birbirlerine veda ettikten sonra ters yönlere yürüdüler ve gözden kayboldular. Yaklaşık beş dakika sonra üçü evine ulaşmıştı ama Alexis dış kesimlerde daire almanın acısını yaşıyordu. İşlek yerlerden gitmeyi tercih etse de dışarda çok fazla insan yoktu. Işıklar yavaş yavaş kapanırken daha iyi görebilmek için telefonunun ışığını kullanmaya başladı. Burası geceleri gerçekten ölü bir kasabaydı. Genelde barlara gidenler ya da köşelerde kafayı bulanlar sokaktaydı.

Alexis başı dönmeye başlayınca adımlarını hızlandırdı ve kestirme olduğunu tahmin ettiği ara sokaklara girdi. Caddelere nazaran hiç kimse yoktu. Ayağı taşa takılıp düştüğünde biraz olsun ayıldığını hissetti. Tekrar kalkmaya çalıştığı sırada gelen ayak sesleri donup kalmasına sebep oldu. Tam merakına yenik düşüp arkasına döneceği sırada beyinciğine aldığı darbe görüşünün kararmasını sağladı ama onu tamamen uyutan şey bu değildi. Arkasındaki kişi boynuna şırınga batırarak ona ilaç verdi ve öylece bilincini kaybetmesini izledi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.