Yıl 2005 Günlerden Salı..
Yine klasik bir günün sabahıydı. Canımız sıkkın. Evde bomboş oturuyorduk. Ya dizi izliyorduk yada sosyal medyada takılıyorduk. Bizim bir internet sitemiz vardı. Oradan geçimimizi sağlarız. 5 arkadaşız ve biz bu siteye insanların zor ulaştığı, merak ettikleri şeyleri yayınlarız.
Bu sabah gene telefonumuza bir bildirim geldi. Bir foto ve bir mesaj. Mesajda. "İnternet sitenizi biliyoruz, ormanımıza bekleriz. Ormanimızın ilgi çekici yönleri var:)
Böyle bir mesaj geldi fotoda ise ormanın fotosu vardı ama karanlıkta, gece attığı için hiçbir şey belli olmuyordu. Biraz ürkütücüydu ama buna mecburduk. Uzun süre siteye hiç birşey yayınlamamıştık. Orman oldukça uzaktı. Adam konum atmıştı. Eşyalarımızı hazırlayıp. Yola çıkacaktık. Kıyafetlerimizi, özel eşyalarımızı, yemek vb gibi ihtiyaç gereçlerimizi çantaya doldurduk ve arabamızın çantasına doldurduk. Size kendimizden bahsetmedim. İsimlerimiz Furkan,Berk,Taha,Muhammet Ve yunustur.(Furkan Yani yazar benim) Grubun en kısası Yunus, En uzunları ise Berk ve Furkandır. Yolda Şarkı dinledik, yemek yedik ve eğlendik. Güzel bir yolculuk oldu ve sonunda geldik...
Orman oldukça büyüktü ve karanlıktı. Biz gelene kadar hava kararmıştı. Gece olduğu için hemen çadırları kurup uyumaya karar verdik. Kalabalık olduğumuz için iki çadır almıştık. Bir çadırda Yunus ve Taha, Bir çadırda ise Furkan, Muhammet, Berk uyuyacaktı. Herkes Çadırına döndü ve uyudu. Sabah olduğunda herkes gergindi. Aslında gece normal geçti sanıyorduk. Taa ki herkes kabus gördüğünü söyleyene kadar. herkesin kabus görmesi tesadüf birşey değildi tabi ki. Herkes rüyasını anlatmıştı ama rüyamızı anlattıkça korkunçlaşmaya başlamıştı. Çünkü herkesin gördüğü rüya aynıydı...
O rüyada gözleri olmayan bir adam uzun süre bizi izliyordu. Şimdi diyeceksiniz Sadece sizi izlemesi ne kadar korkunç olabilir. Ama yüzü okadar korkunçdu ki sadece durup bize bakması bile bizi çok germişti.
Bu olayı fazla kafaya takmadık. Hava inanılmaz soğumumuştu. Üşümememiz için odun bulmamız gerekiyordu. Taha ve yunus odun aramaya yola koyuldular. Bizde kamp alanında zaman geçsin diye telefonlarımıza baktık ama internet bile pek çekmiyordu.. Uzun süre Taha ve Yunustan haber alamadık. Telefon ile onları aramaya karar verdik ama telefonlarımızı açmadılar. Berk ile ben onları aramak için kamp alanından uzaklaşmaya karar verdik. Kamp alanını Muhammet koruyacaktı. Berk ile baya bir yol katettik ama yinede onları bulamadık. Tam geri dönerken bir ses duyduk bu Yunusun sesiydi. Çığlık atıyordu. Hemen Yunusa bağırdık ve yanımıza onu aldık. Taha nerde diye sorduğumuzda ise kafasını sağa sola sallıyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışırken, Yunus o öldü dedi.
Uzun süre şaşkınlıktan konuşamadık ama Yunus, Buradan Hemen gitmemiz gerektiğini söyledi. Katil peşimizde diyordu. Bizde o gerilim ile hemen kamp alanına koştuk. Olanları Yunustan Dinledikten sonra Muhammede' de anlattık. Artık güvende değildik ve Tahayı kaybetmiştik. Aşırı korkuyorduk. Geri dönmeyi düşündük. Ama Yol çok karanlıktı mecbur Sabah olmasını beklemek zorundaydık. Hepimiz bir çadırda toplandık ve sabaha kadar korkudan gözümüzü bile kırpmadık. Sabah ilk işimiz eşyalarımızı toplayıp, arabamıza binip eve gitmekti. Sabah oldu ve hemen eşyalarımïzı topladık. Uzun süre hızlı adımlarla yürüdük ve arabanın yanına geldik. Eşyaları bagaja attık ve arabayı tam çalıştıracakken gitmediğini farkettik. Biri Arabamızın lastiklerini patlatmıştı.