Güneşin tadı kaçmıştı. Julian, terasta titreyen ellerini gizlemeye çalışırken zihninde tek bir ses yankılanıyordu: "İyi ki doğdun..." Kız kardeşinin doğum gününde, ona dünyanın en büyük kabusunu yaşatırken bir koro gibi yükselen o neşeli sesler. Annesi bunu öğrendiğinde kahrından ölmüştü; ya da Julian öyle sanıyordu. Tam o sırada, malikanenin devasa bahçe kapısından siyah bir araç girdi. Gelenler, o karanlık gecenin diğer ortaklarıydı. Beş erkek ve olaya sessiz kalan diğer kızlar... Julian’ın "arkadaşları." Julian derin bir nefes alıp ayağa kalktı. Tam onlara el sallayacakken, bahçedeki hoparlörlerden bir cızırtı yükseldi. Müzik sistemi kendi kendine açılmıştı. Ama çalan şey bir parti müziği değildi. Çok derinden, sanki toprağın altından gelen, boğuk ve cızırtılı bir çocuk sesi duyuldu: "İyi ki doğdun... İyi ki doğdun..." Julian’ın kanı dondu. Bu, kız kardeşinin o geceki ağlamaklı sesiydi. Bahçeye giren arkadaşlarının hepsi bir anda duraksadı. Arabadan inen Liam (erkeklerden biri), "Julian, bu ne saçma bir şaka? Nereden buldun bu kaydı?" diye bağırdı. Sesi titriyordu. O sırada, gökyüzündeki masmavi güneşin önüne devasa, simsiyah bir bulut geçti. Bahçe bir anda akşam karanlığına büründü. Julian’ın tam arkasındaki cam kapıda, tozların arasında parmakla yazılmış yeni bir yazı belirdi: "Annem her şeyi gördü." Julian dehşetle arkasına döndü ama kimse yoktu. Sadece havada asılı kalan ağır bir toprak kokusu ve kulağının dibinde annesinin o yumuşak ama artık buz gibi olan sesi fısıldadı: "Pastanı üflemeyecek misin Julian? Mumlar sönmek üzere..." Bahçedeki havuzun suyu bir anda simsiyah bir çamura dönüştü. Havuzun dibinden yukarıya doğru, beyaz bir kefenin ucu su yüzeyine çıktı.
Bölüm 2
Bölüm 2: Kutlu Olsun Ölümlerin
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.