Ah, nasıl başlamalıyım hiç bilmiyorum. Gailba ilk kendimi tanıtmalıyım.
Merhaba, ben Öykü, 21 yaşındayım. Üniversite okumadığım için okulu erken bitirdim ve bir şirkette asistanım, nasıl becerdin bunu yapmayı deneyin sakın, çünkü bende bilmiyorum.
24 Mayıs 2016
Sabah çalar saatimin kulak tırmalayan o iğrenç sesiyle birlikte uyandım. Çalar saate elimle sertçe vurup susturdum, erken uyanmaktan nefret ediyorum. Yatakta biraz döndükten sonra işe geç kalacağımı fark edip yataktan kalkma kararı alıyorum. İlk olarak banyoya girip hızlı bir duş alıyorum, ardından saçımı yapıyorum, giyiniyorum ve abartı olmayacak şekilde bir makyaj yapıyorum, siktir yinede geç kaldım. Evden aceleyle çıkıyorum ve otobüs durağına yürüyorum. Otobüs çok geçmeden geliyor, kartımı çıkarıyorum ve uzatıyorum, "yetersiz bakiye" adam umursamıyor ve geçmeme izin veriyor. O trafikli İstanbul yollarında bir şekilde geç kalmadan yetişiyorum şirkete. Hızlıca odaya geçip masamın önündeki sandalyeme oturuyorum, bilgesiyarımı açıyorum, oda benim gibi daha yeni açılıyordu. Arkamdan gelen sesle irkilip arkama bakıyorum, gördüğüm kişi karşısında derin bir nefes alıyorum, Bora karşıma geçmiş bana sırıtıyor.
Ö:Ah, Bora. Korkuttun beni öyle gelinir mi?
B:Üzgünüm, niyetim korkutmak değildi. Kafve falan getirmemi ister misin açılmış olursun hem?
Ö:Şu lanet, stresli iş ortamında beni anlayan tek kişisin Bora. Zahmet olmazsa lütfen getir, aynısından
B:Tamam, on... Yada hayır, on beş dakikaya geliyorum
Ö:Peki o zaman. Şimdiden teşekkür ederim Bora
Geri önüme döndüm. Kıyafetlerimi düzelttim ve ayakkabımdaki bir kağıt parçası dikkatimi çekti. Ayakkabımdan çekil aldığımda onun aslında bir otel bileti olduğunu anladım. Otel pek bilindik değildi ancak merak etmiştim. Bilgesiyarıma döndüm, tuşlara bastım ve yıpranmış biletten otelin ismini yazdım. Karşıma Şile taraflarında güzel görünen bir otel çıktı. Kaslarım çatıldı çünkü otel oldukça ucuzdu. Bilgesiyardaki arama sayfasını kapattım. Biletteki tarih 25 Mayıs ve 26 Mayıs'ı gösteriyordu. Bileti katlayıp çantama koydum. Çok geçmeden Bora elinde iki karton kahve bardağıyla yanıma geldi
B:afiyet olsun. Gerçi sen açılmışsın kahveye gerek kalmadı
İkimizde biraz güldük. Bora kahveyi bırakıp benim arka çaprazımdaki kendi ofisine gitti. Bu bilet olayını ona söylemeli miyim yoksa söylememeli miyim bilmiyorum. Kahvemden bir yudum aldım ve işime odaklanmaya çalıştım.
